|
Şeriat ve demokrasiNeden siz 'küreselleşen dünya' derken sadece terörün 'küreselleşmesini' düşünüyorsunuz? Neden sadece teröre karşı savaşın 'küreselleşmesini' kastediyorsunuz? Neden her şeyin 'küreselleşmeye' mahkûm olduğu bu dünyada halklar ve ırkların barışı küreselleşmiyor? Neden kültür ve medeniyetlerin yakınlaşması |
İstikrarın en 'pahalı'sıNeden yaptırım politikası diktatör rejimlerine karşı uygulamıyor? Uluslararası anlaşmalara, AGİK şartnamelerine Özbekistan da imza atmadı mı? Yoksa, Batı da Kerimov gibi Özbeklerin mantalitesinden şüpheleniyor mu? Batı da Özbekler demokrasiye hazır değil düşüncesinde mi yoksa? Öyleyse, neden Sırbistan ve Hırvatistan'a sunulan o uluslararası evraklar Özbekistan'a da sunuldu ve Kerimov onları imzaladı? ... devamı... >>> |
Aklın yolu demokrasiM.Salih: Türkiye siyasi hayatindeki sağ-sol gibi iç meselelere karışmamaya kararlıydım. Özal son gezisinden kötümser dönmüştü, oralarda avtokratik rejimlerin bölge istikrarını menfi etkilemeye başladığını fark etmişti ve çeşitli siyasi gruplarla temasa geçmişti. Özal 17 Nisan 1993'te bana randevu verdi, fakat görüşemedik, o gün vefat etti... devamı... >>> |
Kerimov varsa demokrasi yokKarimov seçimlerden korkar. Seçimlerin her beş yılda tekrarlanması, toplumda istikrarsızlıklar yaratma olasılığı güçlü, her yedi yılda olsa bu risk azalır, diyerek korkusunu açıkça itiraf etti bile. Evet, seçimler onun için hep tehlikeli olmuştur. Oylama süreci ve oy sandıkları tamamen denetiminde olmasına karşın, seçmenleri yönlendirme ve seçime hile karıştırma araçları elinde olmasına rağmen seçimden korkuyor... devamı... >>> |
Muhammed Salih'e sorularM. Salih: Hayır, şiire vakit yok! Daha doğrusu, şiir için ilham lazım, işte o yok. 20 haziran 1990 yılında Komünist Parti Genel Sekreteri Kerimov'un karşı olmasına rağmen Parlamentoda Özbekistan'ın bağımsızlığını ilan ettiğimizde, ''Nihayet oldu bu iş, şimdi şiir yazacağım, şimdi ben serbest bir insanım, benden bu kadar, siyaset sizing olsun!'', diye hayal etmiştim, yanılmışım... devamı... >>> |
Afganistan hasta adamÖzbekistan yönetimi 11 Eylül günü kovboy filmleri ve göbek danslarıyla milleti avuttu. Halk bu dehşetli terör eylemini Rus TV kanallarından öğrendi. Ancak iki gün sonra 'yukarıdan' onay geldikten sonra Rus TV'lerinden alınan görüntüleri hiçbir izahsız yayımlamaya başladılar. Yönetim tam anlamıyla bu olaya sevinmek mi lazım üzülmek mi bilmiyordu, dünyanın bu olaya tepkisini bekliyordu ve ona göre hareket edecekti... devamı... >>> |
Sizi vatan için ölmeğe çağırmıyorum, sizi vatan için yaşamağa çağırıyorum. Vatan için yaşamak onun için ölmekten korkmamaktır.
Muhammed SALIH
Gençliği
( Bratislava baharı)
Yıl 1968 Dünya altüst oluyor. Avrupa ve Amerika gençliği eskiye itiraz ederek yeni bir hayat istiyor. Varşova Paktı içinde önce Macaristan sonra Çekoslovakya kaynıyor. Prag Baharı başlıyor. Macaristan'daki Sovyet üssüdeki özel birlikler, 68 Haziranında Slovakya sınırına geliyor. İki aylık hazırlıktan sonra 21 Ağustos gecesi saat 04.00 Bratislava Sovyet tanklarının sesiyle uyanıyor. Zarlılardan birinde de Muhammed Salih, muzaffer bir komutan edasıyla oturuyor. “Çünkü hiçbir şeyin farkında değildim”diyor.
Bratislava'da geçen aylar içinde “hep şeyin farkına varıyor”. Önce görev yaptığı taburda, sarışınların içindeki tek “siyah” olduğunu kavrıyor. Sarışınların tüm Asyalılar'la dalga geçtiğini görüyor. Kavgalar, yumruklaşmalar gırla gidiyor. Sonra işgal ettikleri kentlerde dolaşırken, gözyaşlarını içine akıtan insanları görüyor. “Slovakların içlerine akıttıkları gözyaşlarından okudum farklılığımı ve aslında kaderimin onlara aynı olduğunu” diyor. Şiir yazmaya başlıyor. “Benim şiirim işgalde doğdu. O bir savaş çocuğudur. Bu alın yazısını da gizli bir sır gibi yüreğinde taşıdı” diye de ekliyor.
Muhammed Salih, Bratislava'nın küçük bir kasabasında uzun süre konaklıyor birliğiyle. Bir kız kopup geliyor zaman bir meydandan, bazen bir çiçek getiriyor, kimi zaman çukurlata, sık sık da ipek gibi bir tebessüm. Adı Irena Brejna. Öğrenci. “Ne işin var senin burada,bunların arasında?” diye soruyor Muhammed Salih'e. Her gelişinde kafasını ve ruhunu alt üst edip kasabanın dar sokaklarında kayboluyor.
Bratislava işgale karşı direniyor. Çatışmalar başlayıp Muhammed'in birliğinden dört asker ölünce İrena da ortadan kayboluyor. Kızın direnişçilerle ilişkisi olduğunu anlayan Muhammed Salih, “ya öldürüldü ya da tutuklandı” diye düşünüyor. Ama tüm aramalarına rağmen onu bulamıyor.
Ve askerlik bitiyor. Salih Özbekistan'a döndükten sonra üniversite eğitimine başlayarak gazetecilik okuyor. İste o yıllarda Camus, Sartre ve Kafka'nın eserleriyle tanışıyor. Tez konusu ise, “Çağdaş Fransız Şiiri”oluyor.
Okulu bitirip işe başladıktan bir müddet sonra ilk eşinde ayrılıp ikinci evliliğini Ukraynalı Svetlena Aydın Hanım'la yapıyor. Çocukları olup yavaş yavaş büyümeye başlıyor. “O yıllar”diyor Muhammed Bey, “Hayat o denli ağır geçerdi ki, zaman, Dali'nin “Saatler” tablosundaki gibi aşağılara doğru akardı. ”Bu arada, savaşın ortasında doğan şiiri de ağır ağır büyümeye başlıyor. Bir müddet sonra önce ülkesinde sonra tüm Sovyetlerde en büyük modern şair olarak adı anılıyor.
1980'den itibaren çalıştığı gazetede keskin yazılar kaleme almaya başlayıp, sistemi ince alaya alıyor. Üyesi olduğu “Yazarlar Birliği” tarafından uyarılıyor ama yolundan dönmüyor. Özbek şiirinde “Metafor istik akım” ı n mimarı olan Muhammed Salih 1985 Ocağında, Özbek muhalefet hareketinin manifestosu sayılan “Politbüro'ya Mektub”u kaleme alınca Sovyet aydınları içinde derin dalgalanmalara neden oluyor.
1988'da kendisini eleştiren Yazarlar Birliği'nin başına geçiyor Her şey hızla değişmeye, akreple yelkovan birbirini süratle başlıyor.
Çok partili rejime geçiliyor ve yeni partiler kuruluyor. Bunlardan biri de Birlik Hareketi. Kökleri 1917 öncesine, “Cedit” hareketine kadar giden bu parti tüm muhalefeti etrafında topluyor. Muhammed Salih, Birlik'in yöneticileriyle anlaşamayınca Erk Partisi'ni canlandırıp, başına geçiyor. 1989'dan itibaren adını tüm dünya adını duymaya başlıyor.
Şiir ve siyaset
“Ben aslında siyaset yapmak istemiyordum. Ama baskı döneminde, bir şiir vardı, bir de iktidar.” İktidarın yalıda yer almak istemeyenler şiire sığınırdı. Çok insan toplandı etrafımızda. Bizden bir şeyler bekledi herkes. Ben de, başlatırım hareketi ve devrederim başkalarına diye düşündüm. Çünkü şiirin iktidar olamayacağını biliyordum. Korktuğum başıma geldi. Siyaset peşimi bırakmadı. Politika artınca şiir küstü.”
1991'de İslam Kerimov'un karşısındaki tek cumhurbaşkanı adayı olarak seçimlere katılıp devlet radyosunda yapılan ilk açıklamaya göre yüzde 33 oranında oy alıyor. Sonradan yapılan resmî açıklamada oy oranı 12,7'ye düşüyor. Erk partisi de parlamentoya giriyor. Cumhurbaşkanlığını kaybediyor ama Taşkent milletvekili ve ana muhalefet partisi lideri olarak mücadelesini sürdürüyor. 1993 başında partisine yönelik baskılar artıyor. Birçok partili “faili meçhul” cinayete kurban gidiyor. Muhammed Salih'in etrafındaki çember gittikçe daralıyor.
Muhammed Salih, 1992 Temmuzda siyasi baskıları protesto ederek parlamentodan istifa ediyor. 1993 baharında gözaltına alınıyor. Uluslararası af Örgütü, Uluslararası Basın Birliği gibi birçok kuruluş peş peşe Özbekistan hükümetini protesto ediyor. Türkiye Cumhurbaşkanı Özal'da Ogünlerde Özbekistan ziyaretini yapmaktadır. Kerimov'dan Muhammed Salih'in serbest bırakmasını rica ediyor. Özal gittikten bir gün sonra özgürlüğüne kavuşuyor. Bu arada, suikastlar devam ediyor. KGB'den eski bir tanıdığı, kendisini uyarak canının tehlikede olduğunu söylüyor. Ülkeden ayrılıp önce Azerbaycan'a, oradan Özal' ı n davetiyle Türkiye'ye geliyor. Randevusunun olduğu gün köşke gidince Özal' ı n birkaç saat önce öldüğü haberini alıyor.
Kerimov'un baskısıyla Türkiye onu Almanya'ya gönderiyor. Orada bir gazeteci röportaj yapmaya çeliyor. Gazeteci, ünlü “Çeçenistan, birkaç günlük bir şey!” kitabının yazarıdır. Adı: İrina Brejina'dır... Hayat işte böyle garip bir muammadır... Ve hikaye sürüyor.
Muhammed Salih şimdi ülkesinden çok uzaklarda sürgünde yaşıyor. Savaşta doğup, kavgada büyüyen şiirini ve kaderini yanında taşıyor.
Stalin'in etkisi
Muhammed Salih'in dedesi Beycan Bey'in hikayesi Rus şairi Yevgeni Yevtuşenko'nun dedesi gibi trajik bir finalle bitiyor. Muhammed Salih, ‘'Sovyetler Birliği'nin tüm şairlerinin dedesi Stalin tarafından öldürülmüştür Çağdaş şiir bir anlamda ölümden ve kurşun seslerinden doğmuştur'' diyor. Şiirleri, Rusça, Fransızca, İngilizce, Arapça ve İspanyolca'ya çevrildi. 10 şiir kitabı olan Salih'in şiirlerinden seçmeler ‘'Ağaçlar Şair Olsa'' adıyla Türkiye Türkçesiyle 1997 Mart' ı nda yayınlandı. Kitap için bir önsöz kaleme alan Bülent Ecevit şunları söylüyor:
‘'Muhammed Salih şiirlerini baskı dönemlerinde yazmıştır. Sovyetlerin dağılmasından sonra da Özbekistan'da baskı sürmektedir. Fakat usta ozanların şiir dili, en ağır baskılar altında bile özgürlük ışığını yanık tutabilir. Bir politikacı olarak Muhammed Salih ve onunla birlikte Özbekistan'da demokratikleşme hareketine öncülük eden arkadaşları bugün hala, bir bakıma, yerden yere vuruluyorlar. Ama Muhammed Salih, bu baskılara, kendi şiir dilinde,
‘'Eğer hiç kimse beni yere vurmasaydı,
Nasıl sıçrayabilirdim ki göğe?''
diye meydan okuyabilen bir politikacı ozandır".
18.01.1998, Gazetepazar
Ersin Kalkan

