Özbekistan'da, Muhammed Salih'in kişiliği hakkında söylenenlerin çoğu uydurmadır. Totaliter yönetimlerin hakim olduğu her ülkede muhalefetin kaderidir bu... Fakat Muhammed Salih gibi yüksek çaplı bir fikir ve siyaset adamı için uydurulmuş kötüleme kampanyalarının bir benzerini çağımızda görmek de mümkün değildir.     Bu sayfa, Özbek Halkı'nın yeni demokratik mücadele tarihinde mühim hizmetler ifa eden bu idealistin kişiliği ve hayatına ait gerçek bilgileri  kamuoyuna sunmak amacıyla hazırlanmıştır.(Muhammed Salih’in muhibleri)

Özbekistan ERK Demokratik Partisi Genel Başkanı Muhammed SALİH

Özbek Türkçesi | İngilizce | Rusça

Şair... Siyasetçi... Muhacir...

small logo

Sizi vatan için ölmeğe çağırmıyorum, sizi vatan için yaşamağa çağırıyorum. Vatan için yaşamak onun için ölmekten korkmamaktır.

 

Muhammed SALIH


Ailesi

Semerkand. 1926 kışı. Günlerdir kar hiç durmaksızın yağıyor. Kar yağıyor ve gün yavaş yavaş ağarıyor. Beğcan Beğ, elleri arkadan kelepçeli, hücresinden çıkarılıyor. Aylardır ilk kez gün yüzünü görüyor. Batı yakasındaki duvarın önüne getirildiğinde başına gelecekleri anlıyor. Mahkumlar, batıdan kopan silah seslerinin ne anlama geldiğini çok iyi biliyor. Beğcan Beğ, ayaklarının altında çıtırdayan karın sesini sonsuza kadar bir daha duymayacağını hissediyor. Gözlerini bantlamak için gelen askere itiraz ediyor. Hapishane avlusunda beyaz kelebekler gibi köşe bucak uçuşan karları, dünyada görebileceği bu son manzarayı gözleriyle içmek istiyor. Sırtını duvara verdiğinde ağzından çıkan buhar havada bir kılıç gibi dönüyor. Bir manga tüfekten çıkan ses yeryüzünde duyduğu son seda oluyor. Bozkırdaki atlar, annesinin ninnileri, babasının heybeti, rüzgarın önünde savrulan yabanı bahar çiçekleri, kızının gülücükleri, Taşkent, Semerkant, Buhara, Bakü... Yani Asya'nın o çok sevdiği muhteşem kentleri geride kalıyor. Perde kapanıyor.

Beğcan Beğ, Özbekistan' ı n büyük şairi Muhammed Salih'in dedesi. Onun yegane suçu, ‘'Kulak'' yani büyük toprak sahibi olmak. Kimseyi öldürmemiş, zulmetmemiş, aksine cömert ve mürüvvetli olmuş. Herkesin yardımına koşmuş, hastalara ilaç, yoksullara aş vermiş. Kapısına geleni geri çevirmemiş. Ama bunların hiçbiri affedilmesi için yetmemiş. Binlerce köylü ve kentlinin şahitliği kar etmemiş.

Han'a isyan

Beğcan Beğ'in, yani Muhammed Salih'in soyu, ‘'Hana kız vermeyen beyler'' diye anılıyor. Bu nam, Beğcan Beğ'in dedesi Beğpolat Beğ'den kalıyor. 1820'de Hive Hanı (Harezm, Batı Özbekistan), Beypolat Bey'in dillere destan güzellikteki kızı Bibican'i istiyor. ‘'Ateş yüzlü zalim'' diye anılan Han, bir taşla iki kuş vurmak istiyor: Hem güzeller güzeli Bibican'a sahip olacak, hem de bu dikbaşlı cesur kavime akraba olacaktır. Beğolat Beğ, kızı Bibican'i çağırıp Han' ın evlenme teklifini aktarıyor. Bibican, ‘'ben ateş yüzlü, zalim bir hanla evlenmem'' deyince akan sular duruyor. Durum bir ulakla Han'a bildiriliyor. Han, askerlerini gönderip Bibican'i zorla almaya kalkınca kıyamet kopuyor. Bütün bir batı Özbekistan Beğpolat Beğ'in önderliğinde Han'a başkaldırıyor. Beğpolat Beğ'in taraftarları Han'in gönderdiği arabayı ateşe verip Başkent Hive'ye geri gönderiyor. Han Beğpolat'tan özür dilemesini istiyor. Beğpolat reddediyor. İsyancılar, Han'in kalelerini bir bir düşürmeye başlayınca Ruslar imdada yetişiyor. Beğolat Beğ'in kellesi kesiliyor. Han, Beğpolat' ın ailesini Buhara'ya sürüyor.

Aradan bir zaman geçiyor. Han'la evlenmeyi reddeden Bibican, Buhara'da topal ve yoksul bir dervişe gönlünü kaptırıyor. Aile meclisi evliliklerini onaylıyor. Onlar eriyor muradına...

Aradan yirmibeş yıl geçiyor. Han' ı devirip yerine geçen oğlu, Beğpolat Beğ'in ailesinin Özbekistan'a çağırarak topraklarını ve itibarını iade ediyor.

Beğcan Beğ'in 1926'de kurşuna dizilmesinden sonra ailenin elindeki tüm topraklar alınıyor ve kolhoz dönemi başlıyorlar. Muhammed Salih'in Babası Muhammed Emin Bey “bir kulak çocuğu olduğu için” okulu an atılarak eğitimini ikinci sınıfta noktalıyor. Bundan sonraki yıllar yoksulluk, açlık, sefalet içinde geçiyor. 1942'de askere alınan Muhammed Emin, büyük yararlılıklar gösteriyor. İkinci Dünya Savaşı ailelini kaderini değiştiriyor. Alman cephesinde yaralanıp ülkesine döndükten bir yıl sonra tekrar görevine dönerek 1943 sonunda Stalingrad direnişinde ikinci kez yaralanıp “kahramanlık madalyası” alıyor. Ailenin itibarı iade ediliyor. Ve Muhammed Salih 1949'da dünyaya gözünü açıyor.

Ailede, geçmişten hiç söz edilmiyor. Küçük Muhammed'in büyükannesi, kış geceleri torunlarını kuzinenin başına toplayıp hikayeler anlatıyor. “Biz kimiz? Nereden geldik, nereye gidiyoruz?” diye merakla ışıldayan sorulara büyükanne, “sizin sülaleniz Timur'den bile kadimdir” diyor. Bibican' ı n öyküsünü, Beğpolat' ı n destanını anlatıyor. Aradan uzun yıllar geçiyor. Muhammed Bey liseyi gitmeye niyetleniyor. Boylu postlu ve bir kahramanın oğlu olduğu için özel biriklere alınıyor.

Stalin'in etkisi

Muhammed Salih'in dedesi Beğcan Beğ'in hikayesi Rus şairi Yevgeni Yevtuşenko'nun dedesi gibi trajik bir finalle bitiyor. Muhammed Salih, ‘'Sovyetler Birliği'nin tüm şairlerinin dedesi Stalin tarafından öldürülmüştür Çağdaş şiir bir anlamda ölümden ve kurşun seslerinden doğmuştur'' diyor. Şiirleri, Rusça, Fransızca, İngilizce, Arapça ve İspanyolca'ya çevrildi. 10 şiir kitabı olan Salih'in şiirlerinden seçmeler ‘'Ağaçlar Şair Olsa'' adıyla Türkiye Türkçesiyle 1997 Mart' ı nda yayınlandı. Kitap için bir önsöz kaleme alan Bülent Ecevit şunları söylüyor:

‘'Muhammed Salih şiirlerini baskı dönemlerinde yazmıştır. Sovyetlerin dağılmasından sonra da Özbekistan'da baskı sürmektedir. Fakat usta ozanların şiir dili, en ağır baskılar altında bile özgürlük ışığını yanık tutabilir. Bir politikacı olarak Muhammed Salih ve onunla birlikte Özbekistan'da demokratikleşme hareketine öncülük eden arkadaşları bugün hala, bir bakıma, yerden yere vuruluyorlar. Ama Muhammed Salih, bu baskılara, kendi şiir dilinde,

 

‘'Eğer hiç kimse beni yere vurmasaydı,

Nasıl sıçrayabilirdim ki göğe?''

diye meydan okuyabilen bir politikacı ozandır.

Muhammed Salih'in şiirleriyle tanışmanız için Ağaçlar Şair Olsa kitabından bir kaç seçme yaptık:

 

AYRILIK

Ayrılık ejder gibi gelmez her zaman

Bazen kedi gibi gelir sessizce;

Pençeleri pamuk gibi mülayim

Keskin tırnakları gizli görünmez.

 

ÇALKANIŞ

Varlık yok,

Ama vardır bir çalkanış

Gözsüz bakış, dilsiz fısıltı gibi

Etrafta dolanıp durur.

Mesafe yok,

Vardır yakınlık.

Mesafesiz bir uzaklık var,

Gah gelip, gah gidip durur.

Varlık yok,

Tuhaf bir çalkanış vardır,

En akıllı yılanın gömleği gibi

Kimsesiz bir ev gibi bomboş çalkanış.

Taşınsan olmaz mı şu eve?

 

BELKİ

Belki, ikramiye çıkar bilete...

Belki, mektup alırım bugün birinden...

Belki, yağmur yağar sessizce...

Belki, evet belki de hafif bir zelzele...

her gün

Her an,

Hiç ama hiç durmadan,

Göldeki olta mantarı gibi esrarla kımıldar

yeryüzünde ‘'Belki'' denilen geveze.

 

18.01.1998, Gazetepazar

Ersin Kalkan



Muhammed Begcan, Muhammed Salih'in halen Özbek hapishanelerinde olan kardeşlerinden biri Muhammed Salih, eşi Aydın Hanım, kızı Ümide ve oğlu Timur ile Almanya'da muhacirlıkda


Sürgündeki Özbek liderinin dövülen, hapsedilen, kardeşi hala meydan okuyor

by Nick Coleman
Agency France Press
Uzbekistan, Dec 26 2003 (AFP)

– Her ne kadar üç kardeşi de onun yüzünden suçlu bulunarak hapsedilip işkence görse de, Özbekistan Muhalefetinin sürgündeki lideri Muhammed Salih'in altın rengi bir çerçeve içerisindeki resmi gururla evin en görünen köşesine konmuş.

Sıkı önlemler ve baski altinda gerçekleşecek Pazar günkü Parlamento seçimleri tam bir maskaralık olarak değerlendirilen bu Orta Asya cumhuriyeti Özbekistan'da 1991'deki ilk Sovyet dönemi sonrası aşırı tutucu Islam Kerimova karşı Devlet Başkanlığı seçimini kaybettikten sonra Salih sürgüne gonderildi.

Salih'in hapiste olmayan akrabaları batı Özbekistan'ın bu tozlu köyündeki - Sovyet yönetiminden önce Hiva Hanlığı'na bağlı olan bbölgedeki evlerinde resmi görevlilerin baskisi altindaydilar.

“Çok kati bir gözetim altında tutuluyoruz – 10 gün önce buraya geldiler ve hiç gürültü çıkartmamamızı söylediler bize” diyor, Salih'in hapisteki üç kardeşinden geçen yılın Şubat ayında serbest bırakılanı olan Kamilcan Begcan.

Salih'in “bilge” anlamına gelen soyadlı bir şair. 1991'deki seçimlerde kendi zaferini garantilemek için Özbekistan'ın Post Sovyet lideri sıfatında tüm imtiyazlarını kullanan Kerimov'a karşı Salih fazla şanslı değildi. 66 yaşındaki Kerimov, bir seri referandum ve Batı tarafından yetersiz ve gayrimeşru bulunan seçimlerle güç kazanmıştı.

2004 yılında halk içinde davet menüleri ve polise yönelik intihar saldırıları meydana gelmeğe başladı ve patlamalarda 50 den fazla kişi öldü.

Batı demokratik enstitüleri ve insan hakları örgütleri onun yönetimini, güvenlik güçlerince binlerce insanı politik ve dini nedenlerle hapsederek sistematik şekilde işkence yapmakta suçluyordu.

Özbekistan'ı eşi ve çocukları ile terk eden Salih, sonunda Norveç'ten siyasi mülteci statüsünü aldı.

Onun demokratik hareketı temsil eden ERK partisi her şeye sahipti, ancak 120 sandalyelik alt komisyonunun Pazar günkü seçimlerine katılabilmek için yapılan resmi başvuru ret edildi, bu da “dişsiz” parlamentodan beklenen bir hareket idi.

Bu arada iktidar Salihin Ozbekistan'da bulunan akrabalarıyla savaşmaya devam ediyor'', dedi muhalefet lideri'nin kardeşi Kamil Bekcan, evinde yapılan röportajlarından birinde. Bu savaş 1990 ların ortalarında- Salih'in tüm akrabaları işten atıldığı dönemlerden beri sürüyor, diyor Kamil.

1999 Şubat ayında Taşkent'te gerçekleşen patlamalarda 16 kişi hayatını kaybetti ve Salih'in ailesi tutuklandılar. Muhtemel suçlular -Taliban- bağlantılı islamcılar- Salih'in Batı modeli laik politikasından çok uzak olmalarına rağmen, Salih'in Ukrayna'da uzun suredir yaşayan kardeşi Muhammed Begcan Özbekistan'a iade edildi. Aynı zamanda diğer iki kardşi Kamilcan ve Raşit'te kuşatıldı ve tutuklandılar.

Hepsi de terörizm ile suçlanıyordu. Geçen yaz hapishane hastanesinde yapılan nadir röportajda, Muhammed Bekcan AFP muhabirlerine, güvenlik güçlerinin vücudunu ve ayak tabanlarını sürekli bir şekilde sopayla vurduklarını, bacağını kırdıklarını ve kulaklarının duyamaz hale getirdiklerini anlattı. O hapiste vücudunun toplam ağırlığının üçte birini kaybetti ve tüberküloza yakalandı, ancak şimdilerde iyileşmeye başlamış.

Kamiljan Begcan, hapiste tam dört yıl kaldıktan sonra geçen yıl Şubat ayında serbest bırakıldı. İlk 7 ayını 3 x 6 metre bir bodrumda -haftada iki defa dövülen -15 kişi ile geçirdiğini anlatıyor.

Bazı tutukluların parmakları sandalye ayaklarının altında eziliyor yada dizilmiş polislerin arasında koşmaya zorlanıyordu, mahkum koştukça polisler iki tarafından yumrular ve tekmeliyordu. Bir çok dini nedenle tutuklanan tutuklular ise şişe ile tecavüze uğratıldığını anlattı. Bu İnsan Hakları Örgütü. Human Rights Watch bu ülke hakkındaki raporunu doğruluyordu.

Dördüncü kardeş olan Raşit de hala tutuklu, onun psişik ve mental olarak çok kötü durumda olduğunu anlatıyor Kamil Begcan. " Bizden sadece Muhammed Salih'in kardeşleri olduğumuz için korkuyorlar," diyor 52 yaşındaki Kamiljan.

Hala hapiste gördüğü hasardan dolayı başı dertte, o ve ailesi yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor. 2007 yılında yapılacak olan seçimlerde Karimovun süresi sona erince, her şeyin düzeleceğini umut ediyorlar. "Sabırla bakliyeceğiz. Bir normal insanın geleceğinden umutluyuz," diye gülümsüyor Kamilcan

njc/hm/gd260818 GMT DEC 04


Şeriat ve demokrasiNeden siz 'küreselleşen dünya' derken sadece terörün 'küreselleşmesini' düşünüyorsunuz? Neden sadece teröre karşı savaşın 'küreselleşmesini' kastediyorsunuz? Neden her şeyin 'küreselleşmeye' mahkûm olduğu bu dünyada halklar ve ırkların barışı küreselleşmiyor? Neden kültür ve medeniyetlerin yakınlaşması
küreselleşmesin?
devamı... >>>

İstikrarın en 'pahalı'sıNeden yaptırım politikası diktatör rejimlerine karşı uygulamıyor? Uluslararası anlaşmalara, AGİK şartnamelerine Özbekistan da imza atmadı mı? Yoksa, Batı da Kerimov gibi Özbeklerin mantalitesinden şüpheleniyor mu? Batı da Özbekler demokrasiye hazır değil düşüncesinde mi yoksa? Öyleyse, neden Sırbistan ve Hırvatistan'a sunulan o uluslararası evraklar Özbekistan'a da sunuldu ve Kerimov onları imzaladı? ... devamı... >>>

Aklın yolu demokrasiM.Salih: Türkiye siyasi hayatindeki sağ-sol gibi iç meselelere karışmamaya kararlıydım. Özal son gezisinden kötümser dönmüştü, oralarda avtokratik rejimlerin bölge istikrarını menfi etkilemeye başladığını fark etmişti ve çeşitli siyasi gruplarla temasa geçmişti. Özal 17 Nisan 1993'te bana randevu verdi, fakat görüşemedik, o gün vefat etti... devamı... >>>

Kerimov varsa demokrasi yokKarimov seçimlerden korkar. Seçimlerin her beş yılda tekrarlanması, toplumda istikrarsızlıklar yaratma olasılığı güçlü, her yedi yılda olsa bu risk azalır, diyerek korkusunu açıkça itiraf etti bile. Evet, seçimler onun için hep tehlikeli olmuştur. Oylama süreci ve oy sandıkları tamamen denetiminde olmasına karşın, seçmenleri yönlendirme ve seçime hile karıştırma araçları elinde olmasına rağmen seçimden korkuyor... devamı... >>>

Muhammed Salih'e sorularM. Salih: Hayır, şiire vakit yok! Daha doğrusu, şiir için ilham lazım, işte o yok. 20 haziran 1990 yılında Komünist Parti Genel Sekreteri Kerimov'un karşı olmasına rağmen Parlamentoda Özbekistan'ın bağımsızlığını ilan ettiğimizde, ''Nihayet oldu bu iş, şimdi şiir yazacağım, şimdi ben serbest bir insanım, benden bu kadar, siyaset sizing olsun!'', diye hayal etmiştim, yanılmışım... devamı... >>>

Afganistan hasta adamÖzbekistan yönetimi 11 Eylül günü kovboy filmleri ve göbek danslarıyla milleti avuttu. Halk bu dehşetli terör eylemini Rus TV kanallarından öğrendi. Ancak iki gün sonra 'yukarıdan' onay geldikten sonra Rus TV'lerinden alınan görüntüleri hiçbir izahsız yayımlamaya başladılar. Yönetim tam anlamıyla bu olaya sevinmek mi lazım üzülmek mi bilmiyordu, dünyanın bu olaya tepkisini bekliyordu ve ona göre hareket edecekti... devamı... >>>

The site is prepared by followers of Muhammad Salih. | Contacts | ©2004 ???