Özbekistan'da, Muhammed Salih'in kişiliği hakkında söylenenlerin çoğu uydurmadır. Totaliter yönetimlerin hakim olduğu her ülkede muhalefetin kaderidir bu... Fakat Muhammed Salih gibi yüksek çaplı bir fikir ve siyaset adamı için uydurulmuş kötüleme kampanyalarının bir benzerini çağımızda görmek de mümkün değildir. Bu sayfa, Özbek Halkı'nın yeni demokratik mücadele tarihinde mühim hizmetler ifa eden bu idealistin kişiliği ve hayatına ait gerçek bilgileri kamuoyuna sunmak amacıyla hazırlanmıştır.(Muhammed Salih’in muhibleri)

Özbekistan ERK Demokratik Partisi Genel Başkanı Muhammed SALİH

Özbek Türkçesi | İngilizce | Rusça

Şair... Siyasetçi... Muhacir...

small logo

Sizi vatan için ölmeğe çağırmıyorum, sizi vatan için yaşamağa çağırıyorum. Vatan için yaşamak onun için ölmekten korkmamaktır.

 

Muhammed SALIH

 

SÜRGÜNDE

1999 yılı Şubat ayında Özbek KGB si tarafından Taşkent'te seri patlamalar olmuş ve bunun arkasında da Muhammed Salih'in olduğunu iddia etmişti.

Bu patlamalar Diktatörün SON RAKİBİ Muhammed Salihi yok etmek amacıyla rejimin ayarladığı kanlı tuzaktı. Bu patlamalar dünya kamuoyunu gerçekten etkilemiştir. Özbekistan demokratik muhalefetine karşı bir müddet şüphe uyandırmış, özellikle, Muhammed Salih'in ismine gölge düşürmüştür. Ancak ard arda düzenlenen, sahte tanıklarla donatılmış mahkemelerde Salihin aleyhine tek bir delil gösterememişlerdir.

Muhammed Salih diktatör Kerimov'un son rakibi dedik, çünkü diğer rakipler ya çoktan Kerimov tarafa geçmiştir, ya da mücadele maratonundan yorularak, meydanı terk etmiştir.

Aralik 2001 de Muhammed Salih Prag'da tutuklanarak, Pankras hapisanesinde Özbekistan'a iadesini beklerken, diktatör Kerimov belki hayatında ilk kez büyük sevinç yaşamıştı, Bu onun TV den verdiği duygulu demeçlerinden belli olmuştu.

Diktatörün uhalifi ''Muhammed Salih'ten kurtulma siyaseti''nin uzun, çok uzun tarihi vardır.

1991 yılında Cumhurbaşkanı seçimlerinde Muhammed Salih'in adaylığını koymaması için ona aracı gönderdi ancak Salih adaylıktan çekilmedi ve hile karıştırılan bu seçimde resmi olarak % 12.7 oy almıştır.

Kerimov seçimlerden sonra ilk olarak muhalefetten, daha doğrusu, seçimlerdeki Rakibinden tamamen kurtulma ihtiyacı hissetti. Çünkü seçimler demokratik kurallar çerçevesinde geçseydi muhalefet, seçmenlerinin ekser oylarını alarak, seçimleri kazanacağı belliydi. O yüzden Kerimov ilk tedbir olarak ERK partisinin dinamosu üniversite gençlerinin siyasi alanın dışına atılmasını amaçladı.

Seçimlerden 18 gün sonra, 1992 yılı 16 Ocak tarihinde, Talebeler Uydu kenti öğrencilerin kanına boyandı, KGB provokatörlüğü sonucu meydana çıkan gençler rejim tarafından kurşun yağmuruna tutuldu. İki genç öğrenci açılan ateş sonucu hayatını kaybetti, onlarca talebe yaralandı. Bu rejimin, seçimlerde Muhammed Salih'i kollayan halkı korkutarak, onları siyasetten bezdirme amacı ile yapılan ilk hamlesi idi. Bu olaya halk tarafından gösterilen reaksiyon o kadar korkunç olmadı. Kerimov daha da serbest davranmaya başladı. Bir süre içinde ERK partisinin gazete baskısı üç vilâyette durduruldu, bir kaç ERK üyesi uydurma suçlamalarla mahkûm edildi. Ancak bu “tedbirler” muhalefeti zayıflatamadı, 1992 yılı Mart ayında ERK Partisi ülkenin tüm muhalif guruplarını bir araya toplayarak, birleştirdi ve bu birliğe “Özbekistan Demokratik Güçleri Forumu” ismi verildi.

Hükümet bu olay karşısında paniğe kapıldı ve taktik değiştirdi. Cumhurbaşkanı Kerimov Muhammed Salih'i saraya çağırarak, ona hükümete girmeyi ve istediği makamı almayı teklif etti, hatta yalvardı. Ama Salih bu teklifi ret etti, Kerimov'dan ülke menfaatleri yolunda muhalefet ile birlikte çalışmayı ve muhalefetin haklarının tanınmasını talep etti. Kerimov bir kez daha yanıldığını hissetmişti. Karşısındaki adam komünist değildi, tanıdığı insanlar taifesinden değildi. Yüksek mevki ve koltuk ile satın alınamayan insanların hâlâ Sovyetler Birliğinde yaşadığına Kerimov inanmıyordu, ama böyle biri varmış ve bu kimse onun rakibi idi.

Bu olaydan sonra Kerimov rakibinden kurtulmanın iki yolunu göz önüne getirdiği şüphesizdir. Onu cismen yok etmek ya da yurttan sürgün etmek. Ki sesi uzaklarda kesilsin.. İkinci yolu seçti. Salih ve onun taraftarlarına karşı yasal yönetime alternatif “Millî Meclis” kuracaklar, diye uyduruk bir suçla sahte bir dâvâ açtı. Bu “Milli Meclis”in ne olduğunu bilmeyen Muhammed Salih'e “Anayasa rejimini yıkma teşebbüsü” bir suçu isnat ediliyordu. Hükümet, önce Salih'i Parlamentodan tamamen izole etmeye karar kıldı. 1992 yılı 2 Temmuz tarihinde yapılan parlamento oturumunda Salih'e söz hakkı tanınmadı. Bu duruma ve de hükümetin tekel siyasetine karşı çıkarak, Salih Parlamentodan istifa etti. Bu hadise Kerimov'u sevince boğdu.

Bu rakibinden kurtulma sevinci idi. Milletvekili dokunulmazlığından mahrum kalan bu muhalefetçinin yok edilmesi artık kolaylaşmıştı.

1992 yılı sonu ve 1993 yılı başları arasında Salih ve onun ailesi sıkı takip altına alındı. Kendisi “Millî meclis” dosyasına dayanılarak açık sorguya çağırılmış, psikolojik baskı gün geçtikçe arttırılmıştı. Bu arada merkezî ERK gazetesinin baskısı durdurulmuş. Gazete redaktörü İbrahim Hakkul'a karşı ise sahte suçlarla dâvâ açılmıştı. Parti Sekreteri Profesör Atanazar Arif, yine o “Meclis” tarafından hapse, daha doğrusu İçişleri Bakanlığı bodrumuna atılmıştı. Birlikçi Hazretkul Hudayberdi de bu konu yüzünden aynı bodruma kapatılmıştı. 1993 yılı baharında Muhammed Salih tutuklandı.

O da aynı şekilde İçişleri Bakanlığı bodrumunda üç gün tutsak edilmiş, dünya kamuoyu baskısı sonucu serbest bırakılmıştı. Bu takip ve tazyiklerin Salih'i, Özbekistan' ı terk etmeye mecbur etmek için uygulanan taktikler sonucu Dostların da ısrarları üzerine Salih Özbekistan'dan çıktı. Hükümet sonunda rahat bir nefes aldı. Salih'ten tamamen kurtulmanın yolu işte şimdi gözüktü diye düşünüldü. Hızla harekete geçildi. ERK içinden iki üye profesör bulundu, onlara hükümette yüksek mevkiler teklif edildi. Karşılığı olarak ise ERK'in kurultayı yapılacak ve Salih başkanlıktan uzaklaştırılacaktı.

İki profesör iki ay boyunca Özbekistan' ı gezerek ERK üyelerine Salih'i partiden uzaklaştırmanın, partinin kurtulması için şart olduğuna inandırma propagandası yürüttüler. Aynı zamanda hükümet ERK üyesi Safar Bekjon'nı hapse atarak, onu “tarihi antik para” çalma, parayı da Muhammed Salih'e verdiği sahte suçunu isnat etti. Bu tedbir, kurultaydan önce ERK başkanının ismini lekeleme amacı ile alınmıştı. 1993 yılı 25 Eylül tarihinde parti kurultayı gerçekleşti. Kurultay sürgünde bulunan liderine ihanet etmedi. Bu mağlubiyet hükümeti çıldırttı.

ERK'e karşı açık baskıları arttı. Kurultayda aktif olmuş olan ERK milletvekilleri İmam Ali Fayziyev ve Nasrullah Saidovlar'a sahte suçlar isnat edilerek dâvâlar açıldı, Fayziyev hapse atıldı. Bir başka faal üye olan Eleman Shukurov hapiste dövülerek öldürüldü. Kurultayda partinin başkatibi olarak seçilen Samed Murad dövülerek başı yarıldı ve sakatlandı vb. Kurultaydan sonra hükümet Muhammed Salih'i yurttan çıkarıp atsa da ondan kurtulamayacağını ilk defa hissetti. Hükümet, Muhammed Salih'e destek veren halkı kendi taraflarına almadan, onun hafızasından Salih ismini tamamen silip atmadan muhalif belasından kurtulamayacağını anlamıştı.

Muhammed Salih'i halkın gözünden düşürmek, onu basit bir suçlu olarak göstermek gerekli idi. Ve hükümet işte o “tarihî para” senaryosunun devam etmesi gerektiğine karar verdi. Ve kendi gazetelerinde Salih'e karşı büyük bir karalama kampanyası başlatıldı. Bu kampanya, 7 yıldır hiç durmadan devam etmekte. Bu kampanya bazen öyle bir raddeye gelebiliyor ki, bu olayı gözlemleyen Rus aydınları, mesela Helsinki Komitesi Başkanı Luydmila Alekseyeva, bu olayı Saharov ve Soljenitsin'i karalama kampanyaları ile mukayese etmişti. Buna rağmen Cumhurbaşkanı Kerimov kendi muhalifinden hâlâ kurtulamadı

Neyse, fazla ileri gitmeden, bu “kurtuluş mücadelesi”nin kronolojik sırasına dönelim. 1993 yılının sonu ve 1994 yılının başında ERK partisinin neşirleri -kitap, broşürler ve ERK gazetesi- yurtdışında basılarak Özbekistan'da dağıtılmaya başlandı. Bu Kerimov'u hırslandırdı. O 1994 yılı Ocak ayında İsviçre'deki Davos şehrinde gerçekleşen liderler zirvesinde Türkiye Cumhurbaşkanı Demirel'den Muhammed Salih'i Özbekistan'a iadesi talebinde bulundu. Demirel'in “O sana niçin lazım?” sorusuna; sade Özbeğin Cumhurbaşkanı “öldüreceğim” dedi. Hayrete düşen Türk Cumhurbaşkanı “ İ slam, bu sözü sen söylememiş, bende duymamış olayım” diyerek kurtulmuştu.

Ve aynı gün kutlanmakta olan Kerimov'un doğum günü kutlamasına katılmamıştı. Demek, 1994 yılı geldiğinde, muhaliften kurtulmak için Kerimov en radikal üsluplara dahi başvurmaya hazır durumdaydı. 1994 yılı Haziran ayında Türkiye'den Özbekistan'a ERK gazetesini götüren eski milletvekili Murad Corayevin başında bulunduğu ERK taraftarı bir grup tutuklandı. Gruba mensup 6 kişi “devleti yıkmaya teşebbüs” suçundan ağır hapis cezasına çarptırıldı. Bu dâvânın görülmesi sırasında da yine Muhammed Salih esas suçlular arasında yerini alarak “Devlet suçlusu” olarak ilân edildi. Ancak ERK propagandası devam etti. 1995 yılında, Türkiye'den gazete nakli yapan bir sonraki grup tutuklandı.

Bu grubun üyelerine televizyon aracılığıyla “Muhammed Salih'in Özbekistan'da tekrar devleti yıkmak amacı ile İstanbul'da Özbek gençlerinin hazırladığı...” gibi safsata söyletildi.

1995 yılından itibaren Muhammed Salih'i hükümet gazeteleri açıkça “vatan haini” olarak anmaya başlamıştı. 1994 yılı Haziran ayının sonlarında Kerimov Türkiye'ye geldi. Siyasî ve iktisadî meseleler arasında tekrar “Muhalif” meselesi gündemin birinci sırasına yerleşti. Bu olay münasebeti ile Türk basını ilk defa Özbek muhalefeti hakkında bilgi verdi. Türkiye'nin özel televizyon kanalı “STAR” ı n yorumcusu Engin Ardıç Kerimov gibi diktatörlere baş eğen Türk hükümetini sert bir şekilde eleştirmişti. Ancak basın hükümet siyasetini pek etkileyememişti galiba. Cumhurbaşkanı Demirel “Muhammed Salih'i kırmadan Türkiye'den çıkarılması” için devlet memurlarına emir vermişti. Ve Salih hiç “kırılmadan” Almanya'ya gitti.

Kerimov, Almanya'dan Salih'in Özbekistan'a iadesini isteme cesaretinde bulunamadı. Fakat Alman Parlamentosundaki konuşmasında, “Özbek ve Alman dostluğu kadimdir. Benim dedem Emir Timur Avrupa'yı Türk istilasından kurtarmıştı” demeyi de unutmamıştı. Ancak böyle popülistik laflarla safdil Türkleri aldatılabilirdi ancak. Bunu Kerimov daha sonra daha iyi anlamıştı. 1996 yılında Türkiye'de hükümet değişti. Bu yeni iktidar Salih'in Türkiye'ye tekrar dönmesine bir tepki göstermedi. Ancak Salih Türkiye-Özbekistan ilişkilerinin bozulmasına sebep olmaktan endişe ederek, bu ülkede açık siyasî faaliyette bulunmadı. Salih 1997 yılı Kasım ayına kadar İstanbul'da illegal hayat yaşadı. Kerimov'un Kasım ayında Türkiye'ye ziyaretini gerçekleştirmeden önce Türk hükümetini ‘Muhalifin yine İstanbul'da yaşamakta olduğunu kaba ve gayri diplomatik bir dil ile uyardı.

Türk Dışişleri Bakanlığı Salih'i ikinci defa memleketten çıkarmaya mecbur kalmıştı. Muhalif lider bu kez Bulgaristan'a gönderildi. Bu sürgün çok sürmedi, muhalif kısa zamanda tekrar gizli olarak Türkiye'ye giriş yaptı. Ama bu haberde Kerimov'un kulağına hemen gitmekte geç kalmamıştı. Kerimov tekrar Türk devletini Özbek rejimi muhalifine yardım etmekle suçladı ve Türk hükümeti bu sefer Salih'i “kırmamaya” dahi çalışmadan, havalimanına götürerek yurtdışı etmeye mecbur kalmışlardı.

M. Salihin eserlerini Türkiye Türkçe'sine çeviren Doç. Dr Şuayp Karakaş şöyle yazıyor: ‘'Muhammed Salih'i o Sovyet sosyalist düzeninde kendi kendini yetiştirmiş, Türkiye'yi görmüş, Avrupa ve Amerika'yı tanımış, İslâm dünyasını incelemiş, entelektüel tarafı çok güçlü olan, sadece Özbekistan' ı n değil, bütün Türkistan' ı n, Türk dünyasının geleceği üzerinde düşünen ve fikir üreten bir liderdir.

Türk dünyası için “Türk kuşağı” adını verdiği projenin sahibi olan tek liderdir. Bu bakımdan Ziya Gökalp'ten sonra, dünya Türklüğünün geleceğine dair sağlam temellere dayanan programın sahibi bir fikir adamıdır.

Muhammed Salih, her şeyden önce ülkesi Özbekistan' ı , bugün insanlığın yüz karası hâline gelmiş olan derebeylik idaresinden kurtarmak isteyen bir insandır. Ülkesinde kendisinden, adını bile anmak yasak olduğu için gizliden gizliye “o adam” diye bahsedilen, efsane hâline gelmiş bir liderdir.

Genç, zihin ve beden melekelerini kaybetmemiş sağlıklı bir lider. Sigara, içki ve ya kumar gibi hiçbir bağımlılığı bulunmayan bir lider. Kendisine güvenenleri hayal kırıklığına uğratmayacak kadar sabır, tahammül, sorumluluk ve irade sahibi gerçek bir lider gibi bir lider. İslâm Kerimov kendisine muhalefetten vaz geçip yanında yer alması karşılığında başbakanlığı dahi teklif ettiği hâlde, hürriyet davasından asla vaz geçmeyen idealist milliyetçidir, hürriyetçidir, adaletçidir, demokrattır. Bu özellikleri sebebiyle sadece Türk dünyasında değil, Deli Dumrul anlayışının hükümran olduğu bütün dünyada, özlemi çekilen bir siyaset ve fikir adamıdır''....

Salih ‘Türk medeniyeti gayeleri ve özgür Türkistan' hayali ile yetişmiş bir insandı. Ailesini Türkçe konuşmayı, Türkçe düşünmeyi öğrensin, diye Türkiye'ye getirmişti. Türk Dışişleri Bakanlığı bu garip tutkudan habersiz olduğundan Salih'i üçüncü kez (bu sefer Romanya'ya) çıkarttı. Çıkartılırken de Salih'in bir daha Türkiye'ye geri dönmemesi istendi. Kerimov'a Türkiye gibi müsamaha gösteren başka bir ülke yoktu. Bunun karşılığında Kerimov'dan hep ihanet gören Türkiye'den başka ülke de yoktu.

1999 yılı Şubat patlamaları. Bu provokasyon ''Rakipten kurtuluş” programı çerçevesinde yapılan en iğrenç hareketti. Bunun muhalefete karşı kullanılmak üzere yapıldığı patlamalardan hemen sonra, ertesi gün, açıkça malum oldu. Salih daha resmen suçlu olarak ilân edilmeden, onun kardeşi Abdureşid Beğcan, iki gün sonra ise ikinci kardeşi Kamil Beğcan tutuklandılar. İlginci, patlamalar gerçekleşmeden bir hafta öncesi Salih'in tüm akrabalarının KGB tarafından yakın takibe alınması idi. Bunun anlamı patlamalar meydana geldiği gün KGB tarafından tayin olunan, müstakbel suçluları da göz altına alınmıştı. Suçlu belli, hatta suçu da belli olduğu gibi, yazıya da dökülmüştü. Geriye yapılması gereken tek şey mahkemeydi.

Mahkemeden önce Salih'i bu cinayetleri işlemekle suçlayan uzun uzun makaleler yazıldı. Mahalle, okul ve fabrikalarda toplantılar yapılarak Muhammed Salih'in ne kadar vahşi bir katil olduğu anlatıldı. Okullarda çocuklara şanlı Özbek polisi tarafından yakalanarak adil yargıya iade edilişini tasvir eden resimler çizdirildi. Bu konuda kompozisyonlar yazdırıldı. Son olarak mahkeme gerçekleşti. Salih'i hayatında görmediği sahte şahitler suçladı ve karalama konusunda destek verdiler. Ve tabiî ki beklendiği gibi Salih bütün bu patlamaları organizatörü olarak suçlu bulundu.

Özbek basını bu olayı ‘geniş çapta dünyaya duyurmaya devam etti. Kabul etmek gerekir ki bu total propaganda bayağı tesirli oldu. Bilhassa, ERK Partisi ve onun liderini iyi tanımayan siyasî çevrelerde Özbek muhalefetine karşı, yukarıda da değindiğimiz gibi, suizan oluştu. Ancak hakikat eğilir ama kırılmazmış. ERK'e şüphe ile bakanlar şunu gördüler; radikalizmin kaynağı ERK değil, Kerimov'un rejimi imiş. Onun baskıcı siyaseti sonucunda Özbekistan da hakîki radikal güçler yalnız Özbekistan değil, belki de tüm Orta Asya istikrarını tehlike altında sokmuştur.

 

 

Şeriat ve demokrasiNeden siz 'küreselleşen dünya' derken sadece terörün 'küreselleşmesini' düşünüyorsunuz? Neden sadece teröre karşı savaşın 'küreselleşmesini' kastediyorsunuz? Neden her şeyin 'küreselleşmeye' mahkûm olduğu bu dünyada halklar ve ırkların barışı küreselleşmiyor? Neden kültür ve medeniyetlerin yakınlaşması
küreselleşmesin?
devamı... >>>

İstikrarın en 'pahalı'sıNeden yaptırım politikası diktatör rejimlerine karşı uygulamıyor? Uluslararası anlaşmalara, AGİK şartnamelerine Özbekistan da imza atmadı mı? Yoksa, Batı da Kerimov gibi Özbeklerin mantalitesinden şüpheleniyor mu? Batı da Özbekler demokrasiye hazır değil düşüncesinde mi yoksa? Öyleyse, neden Sırbistan ve Hırvatistan'a sunulan o uluslararası evraklar Özbekistan'a da sunuldu ve Kerimov onları imzaladı? ... devamı... >>>

Aklın yolu demokrasiM.Salih: Türkiye siyasi hayatindeki sağ-sol gibi iç meselelere karışmamaya kararlıydım. Özal son gezisinden kötümser dönmüştü, oralarda avtokratik rejimlerin bölge istikrarını menfi etkilemeye başladığını fark etmişti ve çeşitli siyasi gruplarla temasa geçmişti. Özal 17 Nisan 1993'te bana randevu verdi, fakat görüşemedik, o gün vefat etti... devamı... >>>

Kerimov varsa demokrasi yokKarimov seçimlerden korkar. Seçimlerin her beş yılda tekrarlanması, toplumda istikrarsızlıklar yaratma olasılığı güçlü, her yedi yılda olsa bu risk azalır, diyerek korkusunu açıkça itiraf etti bile. Evet, seçimler onun için hep tehlikeli olmuştur. Oylama süreci ve oy sandıkları tamamen denetiminde olmasına karşın, seçmenleri yönlendirme ve seçime hile karıştırma araçları elinde olmasına rağmen seçimden korkuyor... devamı... >>>

Muhammed Salih'e sorularM. Salih: Hayır, şiire vakit yok! Daha doğrusu, şiir için ilham lazım, işte o yok. 20 haziran 1990 yılında Komünist Parti Genel Sekreteri Kerimov'un karşı olmasına rağmen Parlamentoda Özbekistan'ın bağımsızlığını ilan ettiğimizde, ''Nihayet oldu bu iş, şimdi şiir yazacağım, şimdi ben serbest bir insanım, benden bu kadar, siyaset sizing olsun!'', diye hayal etmiştim, yanılmışım... devamı... >>>

Afganistan hasta adamÖzbekistan yönetimi 11 Eylül günü kovboy filmleri ve göbek danslarıyla milleti avuttu. Halk bu dehşetli terör eylemini Rus TV kanallarından öğrendi. Ancak iki gün sonra 'yukarıdan' onay geldikten sonra Rus TV'lerinden alınan görüntüleri hiçbir izahsız yayımlamaya başladılar. Yönetim tam anlamıyla bu olaya sevinmek mi lazım üzülmek mi bilmiyordu, dünyanın bu olaya tepkisini bekliyordu ve ona göre hareket edecekti... devamı... >>>

The site is prepared by followers of Muhammad Salih. | Contacts | ©2004 ???