Aklin yolu demokrasi
15.012001, Radikal
Ceyda KARAN
Norveç'ta sürgünde bulunan Özbek muhalefet lideri Salih, Radikal'e, Kerimov'un Türkiye'nin desteğine mahkum olduğunu, ancak Türkiye'nin çıkarının Özbekistan'da demokrasiyi desteklemekte yattığını anlattı
Şairin iktidarla dansı...
1949'da Harezm'de köklü bir ailenin evladı olarak dünyaya gelen Muhammed Salih, 1968'de Kızılordu'da askerlik hizmetine başladı. Henüz 18 yaşında idi ve Prag'da gördükleri beynine Sovyet sistemine dair ilk kuşku tohumlarını ekti. Bir de şiir tutkusunu... 1979'te üniversiteye başladı. Şiir yazıyor, J. Paul Sartre, A. Camus ve F. Kafka'yı inceliyordu. Mezuniyetini Çağdaş Fransız Şiiri üzerine yaptı. 1980'lerde gazetecilikle birlikte siyaset de ufukta göründü. 1985'te Özbek muhalefet hareketinin manifestosu sayılan 'Politbüro'ya Mektup'u yayımladı. Şair olarak da ünleniyordu. 1988'de Özbekistan Yazarlar Birliği Genel Sekreteri oldu ve Birlik Halk Hareketi'ni kurdu. Bir yıl sonra ise Moskova'da SSCB Yazarlar Birliği kurultayında kürsüden Sovyetler için 'dikta imparatorluğu' diyerek tarihe geçecekti. Tam da bu yıllarda Doğu Bloku çözülüyor, ülkesinin bağımsızlığı gündeme geliyordu. 1990'da ERK Partisi'ni kurdu, milletvekili seçildi ve aynı yıl Bağımsızlık Bildirgesi'ni meclise sundu. Bildirge onaylandı. Ama dönemin KP Sekreteri İslam Kerimov, bildirgenin kabulü için 1991'de yapılan referanduma hile karıştırdı ve Özbekistan'ı yeniden Sovyet boyunduruğuna soktu. Yine de bu hamle işe yaramayacaktı. 1991'de Sovyetler'in dağılmasıyla Kerimov, bu kez milliyetçi kesildi. Tarih 29 Ağustos 1991'i gösterdiğinde Özbekistan ikinci kez bağımsızlık ilan ediyordu.
Ardından yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kerimov'un karşısındaki aday Salih'ti. Kerimov şaibeli bir seçimin ardından ülkenin tek hâkimi oldu. ERK Partisi'nin gazetesi yasaklandı, üyeleri hapsedildi ya da faili meçhul cinayetlere kurban gitti. 1992'de Salih parlamentodan istifa etti ve 1993'te de ülkeyi terk etti. Salih'e kucak açan ülke Türkiye ve o dönemdeki Cumhurbaşkanı Turgut Özal oldu. Ama Salih, Ankara'ya gittiğinde Özal'ın ölüm haberini aldı. Kerimov ise, kendisine düzenlendiğini iddia ettiği suikast girişiminden onu sorumlu tuttu. Türkiye, Salih'i iade etmeyince Özbekistan'daki 2 Türk okulu kapatıldı, Türkiye'deki Özbek öğrenciler ve elçi geri çağrıldı. Bu dönemde Salih tam dört kez sınır dışı edildi. Son sürgün yeri Norveç. 1999'dan beri bu ülkede yaşıyor.
- Başbakan Ecevit, bir zamanlar şiir kitaplarınıza önsöz yazıyor, sizin baskıya karşı 'özgürlüğün ışığını yanık tuttuğunuzu' söylüyordu. Eski cumhurbaşkanları Özal ve Demirel de size 'kol kanat germişti'. Ama belki en ihtiyaç duyduğunuz zamanda sizi bir kenara ittiler. Ne oldu da bu ışık, Türkiye'nin dışına çıkarıldı?
- Türkiye'ye ilk geldiğimde tüm siyasi liderlerle tanıştım. Bir Türkistanlı olarak Türkiye siyasi hayatindeki sağ-sol gibi iç meselelere karışmamaya kararlıydım. Rahmetli Özal son Orta Asya gezisinden kötümser dönmüştü, oralarda avtokratik rejimlerin bölge istikrarını menfi etkilemeye başladığını fark etmişti ve çeşitli siyasi gruplarla temasa geçmişti. Özal 17 Nisan 1993'te bana randevu verdi, fakat görüşemedik, o gün vefat etti. İlk döneminde sayın Demirel destek sözü verdi, ama Özbek cumhurbaşkanı Kerimov'un baskılarıyla geri çekmek zorunda kaldı. Kerimov, güçlülere saygı, acizlere nefret duyan bir insan. Türkiye'nin muhalefet konusundaki diplomatik tavizini anlamadı, nezaketi gaf zannetti ve hücum etti. 'Türkiye düşmanımı besliyor!' bahanesiyle elçisini geri çekti. Baskı ben Türkiye'den çıkarılıncaya dek sürdü. 1994'te Almanya'ya göç ettim. Türkiye'ye hiç küsmedim, sınırlar Türk devletinindir, istediğini sinir dışı eder. Evet, o zamanlar Özbek demokratlarının Türkiye'nin desteğine çok ihtiyacı vardı, bugün de var. Biz destek derken, Türkiye'nin demokrasi ithalini kastetmedik, biz demokrasiyi yurdumuzda kendi ellerimizle, işkenceler, idamlar ve sürgünler kıskacında yaratmak zorundayız. Fakat bu ağır dönemde Türkiye gibi kardeş bir ülkenin politik ve manevi desteği isimizi kolaylaştırırdı diye düşünüyoruz.
- Cumhurbaşkanı Sezer, Orta Asya Cumhuriyetleri turuna Özbekistan'dan başladı. Türkiye, Taşkent'e askeri-teknik yardımlar vaat etti. Bu tavrı nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Bu geziye çok sevindik. Her şeyi kendi gözleriyle görmüş oldular. Biz Türkiye'nin Türk cumhuriyetlerine yakınlığını istedik, bunun için neyi sineye çekmek gerekirse çekmeye çalıştık. Türkiye'nin Orta Asya siyasetini NATO stratejisi çerçevesinde uygulaması beklenen sonucu vermedi. NATO'nun SSCB sonrası 'Orta Asya rejimlerinin demokrasiye yumuşak geçişi ümidi gerçekleşmedi. Zaten, bu rejimlerin çekirdeğini oluşturan lider kadro demokrasiye düşman yetişmişti. 'Halk demokrasiye hazır değil' diyorlardı, çünkü kendileri hazır değildi. Gerçeği görebilmek 10 yıl aldı. Bu dönemde Türkiye'nin Orta Asya politikası gibi Özbekistan'a karşı tavrı da değişmemiştir. Degişen hep Kerimov ve 'Türkiye politikası' olmuştur. Simdi sayın Kerimov darboğazda, halk yoksulluktan isyan eşiğinde, muhalifler zindanlara sığmıyor, 'radikal Islamcilar' ülke sınırlarına dayanmış. Yani Türkiye'ye sarılmak en akilli is, çünkü Özbekistan'a yardim etmek isteyen ülkeler içinde Türkiye art niyeti en az olanıdır. Kerimov darboğazdan çıkmadıkça 'Türkiye politikasını' değiştirmeyecek, bundan emin olun. Türkiye'nin bundan yararlanması lazım. Türkiye Kerimov'a 'tavsiyelerde' bulunabilir, mesela bugüne kadar hiç talep etmediği demokrasi ve insan hakları konusunu rahatlıkla dile getirebilir.
Kerimov'un 'Türk'e alerjisinden' korkan bazı Türk bürokratlar 'Aman Kerimov'u ürkütmeyelim' diye uyarmaya başladı. Oysa Özbekler 1924'te Türkistan Türkleri sayılırdı, Türkiye Türkleri ise kendilerine 'Osmanlı' diyorlardı. Kerimov ya da başkası bugün kalkıp 'Biz Türk değiliz!' diyorsa, bu sözler sadece onu söyleyeni bağlar.
Bir zamanlar dedelerim dedelerinize ağabeylik yapmışlarda. Bu kervan Ahmet Yesevi'nin yolladığı halifelerden, Kurtuluş Cephesine silah ulaştıran İstanbul'daki Özbek tekkesine, Buhara Cumhuriyeti'nin Antanta kıskacında kalan Anadolu Cephesi'ne gönderdiği altınlara uzanmıştır. Ama, sıra bu kez kardeşimiz Türkiye'de imiş. Rus ne düşünecek, Çin ne diyecek diye fazla istihale etmeden görevini yerine getirme zamanıdır. Ağabeyin, önce kardeşler arasında adaleti hâkim kılması gerekir. Sonra dürüstlüğü, diyaneti. Ağabeyin zalimi desteklemesi düşünülemez.
- Özbekistan' ı n diktatörlükle yönetilmesi Türkiye'nin milli menfaati olabilir mi?
- Bu Türkiye'nin menfaati olamaz, olsa olsa Özbekistan'da yatırım yapan Özbek diktatörünün haram sofrasına yakın üç dört işadamının menfaati olur. Oralarda sizden milyonları hibe olarak kapmayı düşünmeyen, aldığı borcu ödeyebilecek haysiyetli bir hükümet olsaydı, bu Türkiye'nin menfaati olurdu. Fakat bu zihniyet Orta Asya'yi idare eden komünistlere yabancıdır. Bu zihniyet sadece demokratik seçimlerde iktidara gelebilir. Yani 'oralarda' demokrasinin yerleşmesi Türkiye'nin vazgeçilmez menfaatidir.
- Kerimov, sizi kendisine karşı düzenlenen suikastları organize etmekle suçluyor. Bu olayla bağlantınız var mi?
- Kerimov kendine suikastı kendi düzenlemiştir. Ama çok başarısızdı. Bir kişiyi öldürmek için altı çeşitli yerde bomba patlatmak hangi dâhi provokatörün aklına gelebilirdi? Bombayı patlatanlara 'suçu muhalefete yükleyeceksiniz ve kurtulacaksınız' demişlerdi, onlar bunu yaptıktan sora derhal idam edildi. Böylece suikast senaryosu gömüldü. Bomba mahkemesi olayın içyüzünü örtmek için düzenlenmişti. Mahkeme bombalama olaylarında benim iştirakime delil bulamadı Bu provokasyon ERK Partisi'nin seçimlere katılmasını önlemek için yapılmıştı. Ve ERK bu seçimlere katılamadı.
- Sizin milliyetçi ve dindar olduğunuz söyleniyor. Özbekistan'daki Islami akımlara bakisiniz nasıl?
- Sofiler, 'Müslüman misin?' sorusuna 'İnşallah Müslümanim!' diye cevap verirlermiş, ben de onları taklit ederek diyorum: İnşallah, dindarım. Fakat bu benden başka kimseyi ilgilendirmez. Benim itikadım bu. Özbek milliyetçisi değilim. Çünkü Özbekleri etnik açıdan Türklerden ayrı bir millet olarak görmüyorum.
- Türkiye'de bazı çevrelerce şeriatçı ve milliyetçi kesimle 'özdeşleştirilmeniz' neden kaynaklanıyor?
- Bana şeriatçı diyenlere geçenlerde bir cevap vermiştim, onu tekrarlıyorum: '...Allah'a inanırım. Eğer inanmak şeriatçılık ise, değil ben, Özbeklerin hemen tümü şeraitçidir. Bir iki kendini bilmez çıkıp ben Vahhabiyim, Hizb-üt Tahrirciyim diyerek rejimin değirmenine su taşıdı ve diktatörün, dindarlara uyguladığı zulmün şiddetlenmesine sebep oldu. Özbekleri ne dini taassup, ne de komünistlerin ateizmi yolundan saptırır. Türkistan Türkleri, Müslüman olarak hep orta yolu tuta gelmişlerdir, onlardan fundemantalist falan çıkaramazlar. 'Türkiye'de kaldığım sürede dindar-laik herkesle görüştüm ve bunun bir gün 'sorun' olacağını düşünmedim, Kerimov'un şahsıma karşı propagandası Türkiye'de dedikodu düzeyinde kalmıştır.
- Kerimov'un bir cumhurbaşkanı olarak halk desteği olduğu söylenemez. Nasıl oluyor da ayakta kalıyor?
- Kerimov klasik bir diktatör olarak çevresindeki herkesten şüphe eder. Iki-üç kişi hariç, çevresindeki kadroları devamlı değiştirir. İktidarda kalmanın yine bir dayanağı KGB ve emniyetteki Özbek olmayan subay kadrosudur. Bunlar iyi para karşılığında casusluğu da, koruma görevini de üstlenir. Bir Özbek bunu yapmayabilir. O yüzden Kerimov'un değişmeyen başbakanı bir Ermeni kadının çocuğudur. O kadar kendinden emindir ki, Özbekistan'da doğmasına rağmen Özbekçe'yi öğrenmemiştir. Özbekistan zindanlarında siyasi ve dini görüşlerinden dolayı mahkûm edilenlerin sayısı 40 binin üzerinde. Kerimov'un yakında ilan ettiği af acıma duygusundan değil, cezaevlerinde yer kalmadığı için alınan bir tedbir. Rejim KGB ve Mirşeb (polis) sayesinde ayakta kalıyor. Bu iki birimin kadrosu son beş yılda on misli artırılmıştır. Bu insanlar en yüksek maaşı alıyorlar, devletin imtiyazlarından yararlanıyorlar. En önemlisi, suç islediklerinde is mahkemeye kadar varmıyor.
- Özbekistan halkı, nasıl oluyor da Kerimov'a isyan bayrağı açmıyor?
- Halk tam isyanın eşiğindedir. Bakin, Kerimov'un korkulu rüyası 'Islami teröristler' safında geçen yıl 700 civarında mücahit vardı, bugün sayıları 3 bini aştı. Bu yükseliş mücahitlerin akilli politikasının değil, Kerimov'un akilsiz politikasının akıbetidir. Halk bu baskıcı, zalim rejimden seni kurtarırım diyen herhangi bir çeteyi destekler olmuştur. ERK Partisi olarak Özbek toplumuna sunduğunuz alternatif nedir? ERK Partisi bugünün Özbekistan' ı nda milli birliği sağlayabilecek yegâne teşkilattır, denilse bu abartı olmayacak. Aralık 1991'deki cumhurbaşkanlığı seçiminde Özbek halkı ERK'nin sunduğu rejim alternatifini onaylamıştı. Fakat Kerimov seçim sonuçlarını açıkça sahteleştirerek iktidarda kalma pişkinliğini göstermiştir. Bizim alternatifimiz demokratik ve hukuk devletidir. İktisatta serbest piyasa, siyasette çoğulcu demokrasi.
- Kerimov'la üzerinde çok söz söylenen bir maceranız var. Parlamentoda kendisine iki yumruk attığınız, bir de tekme yediğiniz söyleniyor. Bu olay nasıl gerçekleşti?
- Parlamentoda Kerimov'a attığım 'yumruklar' hep sözlü olmuştur. Cismani yumruğa kadar tenezzül etmedim, Kerimov da bana tekme atmamıştır, atsa tabi mutlaka karşılık 'tenezzül etmek' zorunda kalabilirdim.
|