İstikrarıarın en 'pahalı'sı
02.03.2002, Radikal
Büyük devletler kendi 'stratejik bölgelerinde' herhangi bir hareket yaparken, propaganda araçlarına birçok asalak unsur eşlik eder, ortalığı uydurmaca kuramlar doldurmaya başlar. Amerika'nın Afganistan kampanyası bundan nasibini aldı. Süper gücün Orta Asya'daki misyonunu değerlendiren bazı teşvikçiler ölçüyü kaçırdı bile.
Geçenlerde 'Liberty' radyosundan konuşan iki 'erbap' (biri Rus, diğeri Washington'lı Özbek) giriştikleri 'entelektüel cümbüş'ün tesirinde şu sonuca vardılar: Kerimov'un görev süresini uzatan referandum Özbek halkının layık olduğu olaydır. Özbeklerin mantalitesine uygun bir merasim bu. Özbeklerde demokrasi geleneği yok. İnsan hakları vesair safsatalara zaman harcamamak lazım, Özbekistan demokrasi haritasında 'kara delik' değil.
Nihayet anladılar!
Burada Kerimov rejimi değil, bu rejimle ilişkideki ABD'nin siyaseti aklanmak isteniyor. Elbette, bu 'akılcı sonuç'tan Kerimov sevinecek, çünkü 'Özbek mantalitesi'nin demokrasiye aykırı olduğu hakkındaki 'kuram' onun, Kerimov bu 'görüşü' 1989'dan beri dünyaya anlatmaya çalışıyordu, nihayet anlayanlar peyda oldu!
Kerimov 'zavallı' yıllardır Özbeklerin 'düşünce özgürlügü ve demokrasi' gibi gayriciddi söylemlerle kaybedecek zamanı olmadığını söylüyordu. Bunu yakında ABD yetkililerine de açıkça belirtti. Başkanlık süresini uzatan referandum günü seçim bölgesinde verdiği demeçte aynen şunları söyledi Kerimov: Özbekistan'ın totaliter sistemden demokratik sisteme geçiş süreci ne kadar uzun sürecek, bunu kimse bilmez, bu sürecin bir gün biteceğini de beklemeyin.
Bu şeffaf açıklamadan görünüyor ki, Kerimov ABD'nin dostluğundan ve müsahama kapasitesinden son derecede emin. Kerimov ne konuştuğunun farkındaydı. Onun bu konuşmasından bir hafta sonra Amerıkan Dışişleri Bakanlığı Özbekistan'a ek yardım yapılacağını ilan etti. Aynı zamanda istikrarın bozulamaması için Orta Asya liderlerini 'ürkütmeme' siyasetini güttügünü de diplomatik bir dille kamuoyuna duyurdu.
Ancak Orta Asya'da demokrasi taraftarları ABD ve Batı devletlerinin bu bölgeye yaptığı iktisadi yardımların koşullu olmasını talep ediyordu. Daha doğrusu ABD'den Özbekistan gibi baskıcı rejimlere yardımın mutlaka insan hakları ve siyasi reformlar karşılığında olmasını isteniyordu. Amerika'nın çifte standart uygulamasından endişe ediliyordu.
Mesela, Balkanlarda Batı ve Amerika'nın siyasi-iktisadi baskıları antidemokratık rejimlerı kısa süre içinde yumuşamaya ve demokratikleşmeye mecbur etmişti. Halbuki, Balkanlardaki vaziyet bugün Orta Asya'dan daha gergindi, savaş vardı.
Çifte satandart
Neden Batı bu yaptırım politikasını Orta Asya'nın diktatör rejimlerine karşı uygulamıyor? Sırbistan ve Hırvatistan'ın imza attığı uluslararası anlaşmalara, AGİK şartnamelerine Özbekistan da imza atmadı mı? Yoksa, Batı da Kerimov gibi Özbeklerin mantalitesinden şüpheleniyor mu? Batı da Özbekler demokrasiye hazır değil düşüncesinde mi yoksa? Öyleyse, neden Sırbistan ve Hırvatistan'a sunulan o uluslararası evraklar Özbekistan'a da sunuldu ve sayın Kerimov onları imzaladı?
Bu çok mantıksız durum, beyler.
Bunun adı çifte standart oluyor ve biz Özbeklerin onuruna dokunuyor bu durum. Demokrasiye hazır olmayan Özbekler değil, Kerimov ve dostları. Entelektüel kulislerde 'Her halk kendi yöneticisine layıktır' gibi fısıltıları duyuyoruz. Bu ibare hikmetli, ancak devlet politikası olamaz. Eğer bu ibareyi devlet politikası yaparsak, bu bir zalim yöneticinin halka karşı yaptığı cinayetlerden halkı sorumlu tutmakla eşit olur. Bu yöntemle tüm Saddam ve Kerimov'ları aklamak mümkün.
1933 yılında Almanya'da Adolf Hitler iktidara geldi. Özbeklerin mantalitesini belirlemeye çalışan akllılardan soruyorum: Sizce, 1933'te Alman milletinin mantalitesi faşizmi kabul etmeye hazır mıydı? Ya da 1933'te Alman milletinin de -Özbeklerde olduğu gibi- demokrasi geleneği yok muydu? Ve o yüzden mi demokrasiye hazır değillerdi?
Ya Mussolini? İtalyan halkı layık mıydı bu diktatöre? Layık olmazsa, neden o iktidara geldi? Neden İtalyanların demokrasi geleneği Mussolini'ye engel olamadı?
Referandum yalanı
Bugünlerede entelektüel yağcılar Özbeklerin Kerimov'a nasıl çoğunlukta oy verdiğini munazara ediyor. Halbuki, bu referanduma bir aileden sadece bir kişi katıldığını herkes biliyor, herkes söylüyor. Ama her Özbek ailesinde en az üç seçmen olduğu neden konuşulmuyor? Yani 27 Ocak'ta Kerimov'un görev süresini uzatan referandumda oy veren seçmenin sadece yüzde 30'u seçim sandıklarına kadar gitmiştir. Demek Kerimov'un aldığı yüzde doksan değil, yüzde otuz. Bu rakam oylamaya kariştırılan muakkak hileyi hesaba kattığımızda iki misli küçülür. Bu 'ulusal oyun' Kerimov'dan daha çok Batı için imtihan olmuştur. Batı bu imtihandan geçti mi kaldı mı bunu zaman göstrecek. Bir şey belli: ABD'nin Orta Asya'da sadece askeri ve ekonomik tedbirlerle yerli rejimleri ittifakını sürdürme kararlılığı, onlardan siyasi ve iktisadi reformlar talep etmekten kaçınması en iyi ihtimalde bu rejimlerin ömrünü biraz daha uzatamaya, onlara karşı halk nefretinin daha da derinleşmesine, istikrarın daha da zedelenmesine sebep olur.
Tabii, Kerimov'un bugüne kadar yaptığı gibi, istikrar asker ve güvenlik güçlerının zoruyla tutulmaya devam edilebilir. Doğru, bunun adı da istikrar. Ama çok pahalı bir istikrar, belki dünyada en pahalı istikrar.
Yanlış harcamalar
Mesela, ABD toplumun istikrarı için kaç milyar dolar harcıyor, bilmiyorum. Ama Özbekistan'da bu iş için bütçenin tam yarısının harcandığı sır değil. Kerimov son 10 yılda güvenlik güçlerinin (istihbarat, polis, jandarma) kadrosunu üç misli çıkardı. Güvenlik güçlerinde iş bulmak çok zor, çünkü en yüksek maaş ve devletin tüm imtiyazları bu birimlere tahsis edilmiştir. Her adımda bir polis, bir casus ya da bir jandarmaya rastlıyorsunuz, ülke bir olağanüstü hal bölgesi gibi, pasaportsuz sokağa çıkmak yok, misafire gitseniz, muhtara bildiriyorlar 'Mahallemize yabancı biri geldi' diye. Komşunun komşusunu ihbar etmesi, devlet eliyle teşvik ediliyor. Okullar, fabrikalar ve işyerleri ajanlarla doldurulmuş durumda. Kısacası, ülkede bir kabristan istikrarı mevcut ve bu dehşetli istikrarı sağlamak için Kerimov her şeye hazır. En önemlisi böyle bir dehşetli istikrar Batı tarafından övülerek destekleniyor. Bence, böyle pahalı ve yapay istikrarın korunmasına harcanan milyarlar halkın ihtiyaçlarına sarf edilirse, bir süre sonra Özbekistan'da gerçek istikrar doğabilirdi. Mesela, ABD ve Batı'dan gelen dolarlar ekonomik reformlara, özel sektöre, orta ve küçük işletmelere, demokratik kurumlara iktisadi temel oluştursaydı, halkın çoktan arzuladığı bir hayati istikrar, bir huzur girebilirdi ülkeye.
Asıl onlar size muhtaç
Batılı dostlar neden Kerimov'u 'ürkütmek'ten korkuyor da Orta Asya'da sosyal ve siyasi bunalımın derinleşmesinden korkmuyor? Neden Amerika gibi büyük bir devlet Orta Asya'da eski komunist Kerimov'u 'her şey' ve geri kalan 'her şey'i hiç sayıyor? Görmüyor musunuz, bu diktatörlerin size muhtaçlığı sizin onlara muhtaçlığınızdan bin kere çok. İnanıyorum, Orta Asya'nın totaliter liderleri Batı için 'her şey' olma niteliğini kaybettiği gün bizde 'her şey' değişecek. (1 Mart 2002)
|