Prag serüveni
Muhammed Salih 28 Kasımda Çek Cumhuriyetinin başkenti Prag hava alanında pasaport kontrolünden geçerken, tutuklandı. Salih büyük gün öncesi Brüksel'de Internatıonal Crısıs Groop toplantısına katılmış ve Avrupa Parlamentosu Orta Asya komisyonunda Özbekistan hakkında brifing vermişti. Ertesi günü Amsterdam - Prag uçağıyla Radıo Free Euvrope ve Radıo Lıberty (RFE\RL) davetlisi olarak Praga gelmişti.
Bu olay Özbekistan rejimini o kadar sevindirdi, ki Özbek TV Taşkent sokaklarında insanları durdurarak ''vatan hainlerine nasıl bir ceza reva göreceklerini'' sormağa başladı bile. Devlet Başkanı Kerimov'un eline büyük imkan geçmişti. Yeter ki Çekler işleri fazla uzatmadan, mahkumu biran önce Taşkent'e postalasın. Bu insan hakları teşkilatlarının protesto feryatları yükselmeden gerçekleşmesi lazım. Bu iş başarılı sonuçlanırsa, Muhammed Sali'i yok etmek için milyonlarca dolar harcamağa lüzum kalmayacaktı. Geçen 2001 yılında Kerimov rakibi Salih'in öldürülmesi için bir Çeçen grubunu kiralamış, suikast parasını da Başkanı Kerimov'un işbirlikçisi, Özbek mafyasının babalarından biri ödemişti. Sadece ilahi tesadüf, Salih ölümden kurtulmuştu. Şimdi Salih kendisi tuzağa duştu. Kerimov sevincinden uçuyordu.
Muhalif lideri tutuklayan Çek polisleri Salih'in Özbekistan devleti tarafından arandığını ve anlaşmaya göre onun Özbekistan'a iade edileceğini bildirdiler. Böylece, Muhammed Salih'in hayatı gerçek bir tehlike altında kalmıştı.
Muhammed Salih bu vazıyeti biraz kaygıyla şöyle ifade ediyor: Prag Ruzıne havaalanı pasaport kontrolündeki polis bilgisayarında adımın kırmızı fonda çıkığını göz ucuyla ben de gördüm ve kendime ''menzile ulaştın'', dedim. Neden buraya kadar Çek Cumhuriyetinde tutuklanabileceğimi hiç düşünmedim,diye düşündüm. Şuuraltında Çek Cumhuriyeti artık bir Avrupa devleti, orada Özbekistan' ı n sözü geçmez, tutuklanma söz konusu olamaz, gibi bir fikir yatıyordu. Sadece ben de değil, bizim evdekilerde de, hatta beni Amsterdam havaalanına götüren Mehmet Tütüncü'de de böyle bir endişe yoktu''.
Sonradan ben Muhammed Salih'in avukatı Kohoutava ile konuştuğumda bazı şeyleri anlamaya başladım. Ben öyle zannediyorum, Muhammed Salih'i tutuklayan Çek İnterpolü memurları kendi ülkesinin siyasi mülteciler statüsü konusundaki 1951 yıl Cenevre Anlaşmasına üye olduğunu ve Anlaşmaya göre Muhammed Salih'i tutuklamaya haklarının olmadığını bilmiyorlardı. Çünkü Salih'in pasaportu bu Anlaşma gereği BMT tarafından onaylanan ve Norveç devletince verilen bir pasaporttu. Bu inceliği sonradan kavrayan Çek Interpol 3 gün devamında bir açıklama yapamadı, yaptığı açıklamada ise ''Salih bu pasaport la sadece Schengen devletleri sınırlarında serbest dolaşabilir'', diye daha da anlamsız beyanatta bulundular. Böylece, olayda sadece Salih değil, Çek makamları da zor durumda kalmıştı. Ama kendilerinin yanılmadıklarını kanıtlamak için, biz Interpol'la Uluslararası anlaşma gereği Salihi tutuklamak zorundaydık, dediler sonunda. Tabi, bunların hepsi olay dünya kamuoyuna iyice yansıdıktan sonra oluyordu. Yoksa ilk aşamada Muhammed Salih'in hayatı belli ölçüde tehlike altında kalmıştı. Muhammed Salih tutuklandığı birinci günü şöyle tasvir ediyor: Bana ''siz tutuklandınız!'' diye resmi açıklama yapan polis subayı formları doldururken, birden bire ''Özbekistan şimdi nerede, ayrı bir devlet mi ya da Rusya Federasyonu içindemi?'', demez mi. Ben kendime: bu kafa sahipleri seni elbette Özbekistan'a gönderecekler, dedim. Ama konuşmadım, çünkü faydasızdı, ben onlar için bir ''terörist'' idim. O subay senin avukatın bu hanım olacak, diye bir tanışını gösterdi. Ben ''tamam'' dedim, başka yol yoktu, ancak böylece, avukat aracılığıyla, dışarıya haber yollayabilirdim.''
Biz haberi aldık. Avukat Kohoutova'nın verdiği ilk mesaj biraz korkutucuydu. ”Özbekistan suç dosyalarını 40 gün içinde göndermezse Salih serbest bırakılacak, gönderirse, hemen incelenip tutuklu Özbekistan'a iade edilecektir, bu gibi şeyler bizde fazla uzun sürmez“. Özbekistan' ı n suç dosyalarını yollamayı 40 gün değil, 4 güne bile bırakmayacağını her kes biliyordu. Aynen öyle oldu, Taşkent Salih'in ''suç dosyaları''nı 2 gün içinde Prag a ulaştırdı. Çek İç İşler Bakanlığı memurları Özbekistan tarafının hiç beklenmeyen yoğun baskısını görüp, neye uğradığına şaşırdılar. O anda Muhammed Salih'in ''sıradan bir terörist'' olmadıklarını düşündükleri kesin.
Muhammed Salih'in tutuklandığı haberi Taşkent'te bayram havası estirdi, Özbekistan TV kanalları Taşkent sokaklarından röportaj yapmaya başladı, TV nin seçtiği ''halk'' vatan hainlerini onlar layık olan cezayla cezalandırmaları gerekeceğini vurgulamaya başladı. Bu konuda www.uzbekıstanerk.org sayfasında haber yayınlandı. Tabi, kaç yıldır arkasından koşturup yakalamadığı rakibi bir tesadüf tuzağına düşmüş ve büyük ihtimalle yakında kafeste Taşkent'e yollanacaktı. Bu arzu Özbekistan Cumhurbaşkanı Kerimov'un uykusunu kaçırmıştı.
3 Aralık ta basın mensuplarının önüne çıkan Kerimov rakibi Muhammed Salih'i iadesini beklediklerini bildirdi ve Salihi Özbekistan İslami Harekatının lideri diye atadı. Buna kimse bir söz demedi, Kerimov'un bu gibi açıkça saçmalıklarına gazeteciler artık alışmışlardı.
Aynı günlerde bana da bir telefon geldi, yönettiğim Türkistan Newsletter bülten faaliyetinden rahatsız olan bir sesi duydum. Bu sesi aslında tanıyordum. Bu sesin sahibi bir zamanlar Muhammed Salih'in sanki destekçisiydi, Türkistan'da demokrasi taraftarı nikabı altında kendi işlerini görüyordu. Ama Kerimov'un parası galip geldi, şimdi Muhammed Salih'i Kerimov'a jurnalleyerek ekmek kazanıyor. Bu tip bana ''ABD'nin Salihi Kerimov'a çoktan hediye ettiğini, Newsletter'in boşuna uğraştığını'' bildirdi. Ben de ona gereken cevabı verdim.
Prag olayı ilginç bir biçimde Özbekistan ve onun etrafındaki sadece kişisel değil, siyasi ''malzemenin'' de ne olduğunu ortaya çıkardı. Bazı devletler ilk aşamada Salih olayını görmezlikten geldikleri ve kendi kuruluşlarına olayı fazla abartmama konusunda tavsiyede bulunduklarını biliyoruz. Henüz Salih'in kaderi belirsiz olan dönemde (3 Aralığa kadar) Pankras hapishanesindeki tutuklunun durumuyla ilgilenen Büyükelçilikler (Norveç Büyükelçisi hariç) hemen hemen yoktu. Fakat olay basın aracılığıyla dünya kamuoyunun ilgisini çektikten sonra durum değişti tabi.
Medya merkezleri de olaya farklı reaksiyon göstermiştir. ADD basını ilk günden Salih'i bir demokrasi savaşçısı ve Kerimov rejiminin en ciddi muhaliflerinden biri olduğunu bildiren mesajlar yayınlamaya başladı. Rus medyası, beklendiği gibi, Kerimov yanlısı bir pozisyon sergiledi ve Muhammed Salih hakkında yanıltıcı bilgi içeren haberler yayımlamağa devam etti. Alman basını olayı o kadar geniş olmazsa da herhalde kamuoyuna yansıttı. Hatta gazetelerden biri Muhammad Salih'in hapishaneden yazdığı mektubu tam metin yayımladı. Bu arada Türk medyasının takındığı tutum nasıldı? Resmi Ajans olan Anadolu Ajansı baştan sona kadar Özbekistan rejiminin sunduğu bilgiler temelinde bir yayın yaptı: kısa ve meçhul haberler. Ancak Türkiye'de tanınan Taha Akyol, Cengiz Çandar, Altemur Kılıç, Ahmet Arslan, Rahim Er, ... gibi yazarlar Özbekistan demokrasisine güçlü bir şekilde destek vermişlerdir, bunu buradan gururla belirtmek isterim.
Muhammed Salih'i Prag a davet eden Radio Free Europe kuruluşunun da Salihe kayıtsız şartsız destek verdiğini önemle vurgulamak isteriz. Biz bu Radıo aracılığıyla olayı saati saatine takip etmek imkanını bulduk.
Özbekistan rejimini tanıyanlar için Salihin iadesi onun ölümünden başka şeyi ifade edemezdi. Salih tutuklandığı gün akşamı Amnesty Internatıonal ve Human Rıghts Watch teşkilatlarının ''çok acil'' rumuzlu beyanatları bu kritik durumdan dünyayı uyardı. Merkezi Londra'da olan Pen Club ve Moskova yazarları derhal harekete geçti. International Crisis Group ve Avrupa Parlamentosu komisyon başkanı Bart Staes basın bildirisi yayınlayarak, Salih'in serbest bırakılmasını talep ettiler. Batı basını olayı geniş bir şekilde yorumlamaya başladı.
Salih bir demokrattır
Norveç'in bir numaralı gazetesi Aften Posten tam sayfa yayınladığı makalede şu cümleler yer veriyordu: ''Salih vatanında en meşhur politikacıydı, bugün de öyle, Kerimov Salih'in bu popülaritesini kırmak için onu ''dinci' göstermeye çalışıyor. Kerimov rakibi Salih'i fiziki yok etme emrini bizzat vermiştir'' (Uzbekısk opposısjoner arrestet i Tsjekkia, Aften Posten, 30.11.01).
Salih'i davet eden Özgür Avrupa Radyosunun siyasi yorumcusu Bruce Pannier ise şu değerlendirmeye yapıyor: ''Salih 1991 Devlet Başkanlığı seçimlerini kaybetti, ama aldığı yüzde 12'lik oy bile hile karıştırılan bir seçimde takdire şayan (remarkable) bir göstergedir" (RFE\RL, 4.12.01).
ABD George Mason Üniversitesinin Professoru Mark N. Katz şöyle yazıyor: ''Ben Muhammad Salih'le görüşmüşüm, o İslam fundamentalisti değil, o bir demokrattır. 1999 yılında Kerimov'a karşı Başkanlık seçimlerinde yüzde sekizlik (bu yanlış, resmi açıklamaya göre oy oranı %12.7 ) bir oy almış. Ancak gözlemcilerin tahminine göre Salih oyların çoğunluğunu almıştır. Salih henüz Taşkent'te iken, bana Kerimov'un demokratik muhalefeti Batı nezdinde yıpratmak için onu ''İslam fundamentalisti'' sıfatında gösterebileceği hakkında bahsetmişti, aynen onun dediği oldu. (The Moscow Times, Russıa\CIS\Eastern Europe, 3.12.01)
New York Times' in Prag muhabiri Peter Green ''Prag hapishanesinin sesi - Özbek Şairi'' makalesini şu satırlar la başlıyor: ''Çoğunluk tarafından halkının büyük şairi olarak tanınan bu insan yamalı, yıpranan purpur renkli hapishane elbisesi ile, kırık masa arkasında oturuyordu. Onun suçu: eski Komünist ülkesi olan tek partili yönetime muhalefet. Onun kaderi: yazar Vaclav Havel'in bir zamanlar oturduğu hücrede oturmak.''(New York Tımes, 9.12.01)
Los Angeles Times (7.12.01) yazarı Robyn Dixson ise şu değerlendirmede bulundu: 'Otoriter Kerimov en güçlü muhalifi Muhammed Salih'i Çek Cumhuriyetinden iadesini istedi. Ancak gözlemciler bu hareketin siyasi amaçlı olduğunu söylediler''
Radio Free Europe ve Radio Lıberty Başkanı Thomas Dine Çek Cumhuriyeti Prag şehri savcısına yazdığı ve yayınladığı açık mektupta şu cümlelere yer verdi:
''Muhammed Salih dünyada tanınan insan hakları savaşçısı ve Özbekistan'da siyasi itibar sahibidir. Sayın Salih radyomuz tarafından davet edilmiştir. Biz Muhammed Salih'i vatanında insan hakları, demokrasiyi savunan namuslu, şerefli ve cesur bir insan olarak tanıyoruz. Onun biran önce hapisten çıkmasını temenni ediyoruz'' (RFÈ\RL, 05.12.01).
Norveç hükümetinin Israrı
Muhammed Salih tutuklandıktan 2 gün sonra Norveç Dışişleri bakanı Çek Dışişleri bakanıyla görüşerek, Salih'in Norveç'e verilmesini talep ediyor, Norveç TV kanalları Salihin demokrat bir lider olduğuna dair bilgiler içeren tanıtım yayını yapıyor, fakat Çek makamları Salih'i 30 Kasım da mahkemeye çıkararak, tutukluluk süresini 40 güne uzatma kararı alıyor. Salih'in serbest bırakılmasını uman Norveç hükümeti sertleşiyor ve Çek Dışişleri Bakanlığına resmi nota veriyor.
Norveç 40 günlük süreyi beklemeden, mahkeme noktasına gelmeden Salih'i kurtarmayı amaçlıyor ve bunu yapacağından emin gözüküyor. Avrupa Birliğine en yakın adaylardan olan Çek Cumhuriyetinin Norveç gibi siyasi alanda etkili bir ülkenin desteğini kaybetmeği göze alamayacağını düşünüyor. Fakat Çekler inatçı çıktı, Salih'i Norveç'in notasına rağmen serbest bırakmadılar. Aynı o günler Norveç'in Prag Büyükelçisi Pankras hapishanesinin kapısını aralıyor ve Muhammed Salih'le görüşerek, ona moral veriyor. Uzun sohbette ülkesinin Salih'i mahkemeye çıkarmadan kurtarmak istediğini belirtiyor. Bu uğraşları için teşekkür eden tutuklu (Salih) Mahkemenin zaruri olduğunu bildiriyor. Mahkemeyi iptal ederlerse, buna karşı olacağını, hapishaneden Mahkeme gününe dek çıkmayacağını açıklıyor. Durumdan şaşkına dönen Büyükelçi nedenini sorduğunda Muhammed Salih ''Mahkeme Kerimov'un bana karşı suçlamaların bir töhmet olduğunu ortaya çıkaracak bir şans, bundan yararlanmak için hapishanede ne kadar kalmak gerekirse o kadar kalacağım'', diye cevap veriyor. Bu sohbet özetini Azatlık radyosu derhal duyuruyor.
Böylece dünya kamuoyunun olaya tepkisi her saat yükselerek, Çek Cumhurbaşkanı sarayına internet postaları, fax-telefonları protesto mektubu ve müracaatlarından kilitlenmişti bile. Cumhurbaşkanı Vaclav Havel üç defa TV de Salihin suçsuz olduğundan emin olduğunu ve onun hapisten biran önce kurtulması için elinden geldiğini yapacağını açıkladı.
O günlerde Amerika'dan gelen bir telefonda ''ABD'nin Salih'i Kerimov'a çoktan hediye ettiğini, ve Türkistan Newsletterin boşuna uğraştığını'' bildirmişti. Aynı anda Özbekistan TV kanalları ''halk düşmanının nihayet yakalandığını ve yakında adalet önüne çıkacağından'' müjdeler veriyordu.
Amerika Birleşik Devletlerinin Özbekistan yönetimiyle teröre karşı mücadele alanında işbirliğinin Salih olayının Kerimov lehine sonuçlanacağını edenlerde oldu. Hatta Muhammed Salih serbest bırakıldığı gün yaptığı basın toplantısında bazı gazeteciler bu konuyu açıkça dile getirdiler. Ancak Muhammed Salih kendisine yöneltilen onun ''Pragda tutuklanmasında ABD nin muhtemel pazarlığı söz konusu olabilir mi?'' şeklindeki sorulara büyük bir serinkanlılıkla ''ABD gibi devletin böyle marjinal hesaplarla uğraşacağını sanmadığını'' söyleyerek, hem Çek hükümetini hem de Süper Gücü savunmuş oldu.
11 Aralık saat 11 de Muhammed Salih Çek Cumhurbaşkanı Vaclav Havel' ı n kefaleti ile Mahkemeye kadar serbest bırakıldı. Olayı Çek politikacıları bir hukuk alanındaki ilk örnek oluşturacak durum (precedent) olarak niteledi.
Muhammed Salih Pankras hapishanesini terk ettikten 3 saat sonra Radıo Free Europe un konferans salonunda basın toplantısı yaptı. Basın toplantısına 80 civarında gazeteci katıldı, tam bir saat devam etti. İlgi çok büyüktü.
12 Aralık saat 17.30 da Muhammed Salih Prajskı Hrad Sarayında Cumhurbaşkanı Vaclav Havel ile görüştü. Cek Cumhurbaşkanının isteği ile gerçekleşen bu görüşmede Muhammed Salih Özbekistan'daki siyasi durum hakkında bilgi verdi, hapishanede yazdığı denemeyi Vaclav Havel'e hediye etti.
Görüşmeden sonra basın mensuplarının önüne çıkan Salih Çek Cumhurbaşkanının Özbek demokratlarını uluslararası platformda destekleyeceğini bildirdi.
14 Aralıkta gerçekleşen Prag şehrinin Mahkemesi Salih'in değil, sanki Özbekistan'da ki baskıcı rejimin mahkemesi oldu. Bu ülkedeki devlet terörünün kanıtı olabilecek pasajlar yer aldı mahkeme kararından. Salih'in Özbekistan'a iade edilemeyeceği, ona karşı iddiaların mantıksız olduğu vurgulandı ve Salih temize çıktı.
Prag vakıası Muhammed Salih için biraz dramatik geçti ise de, bu olay Özbekistan Demokrasisi için dünyaya sesini duyurmak ve kendisini tanıtmak açısından büyük bir imkan sağladı Ancak bizim için savaş bitti ise de Muhammed Salih'in macerası bitmemiştir. Diktatör onun peşini bırakmamıştır ve bırakmasını beklememek lazım. Özbekistan da Kerimov iktidardayken, Muhammed Salih'in hayatı daima tehlike altındadır. Allah onun yardımcısı olsun.
Son soru: Kerimov Muhammed Salih'i dokuz yıldır hiç bırakmadan takip ediyor, bunun sebebi nedir? Bu konuda Dünya Savaş ve Barış Enstitüsü Orta Asya bölümünde araştırmacı Galima Buharbaeva şöyle diyor:
“Taşkent'in Salihi zindanda görmek istemesinin ardındaki sebep meçhul değil. Sekiz yıldır ülkesinden dışarıda yaşamasına rağmen Salih Kerimov rejimine karşı hala bir alternatif semboldür ve onun iktidarına karşı hala muhtemel bir alternatiftir.“
(IWPR'S REPORTING CENTRAL ASIA, No. 89 Institute for War & Peace Reporting info@iwpr.net
Elinizdeki kitapta Muhammed Salih Pankras hapishanesinde iken, dünya basınında yayımlanan materyallerden örnekler toplanmıştır..
Mehmet Tütüncü
Şubat 2001, Harlem
Muhammed Salih'in tutuklanması
30.11.2001, www.internethaber.com
Ahmet Arslan
Özbekistan diktatörü İslam Kerimov'un hakkında “kırmızı bülten” çıkardığı ERK Demokrat Partisi lideri Muhammed Salih önceki gün Çek Cumhuriyeti'nin başkenti Prag'da tutuklandı.
Diktatör bu, istediği kişi hakkında, istediği “suç”u icat ederek, bu paralelde mahkeme kararları çıkararak “kırmızı bülten(ler)” çıkartabilir. Ülke bütün kurumlarıyla O'nun elinde. Nitekim 1994 yılında da aynı Kerimov, hakkında “tarihi eser kaçakçılığı” suçlamasında bulunduğu Muhammed Salih'in iadesini sağlamak amacıyla Türkiye ile “Suçluların iadesi anlaşması” imzalamıştı. O zaman çalıştığımız gazetede manşetten yayınladığımız “ İ kinci Elçibey Vakası” başlıklı haber ile Kerimov'ün dünyadan bihaber Türk yetkililerini düşürmek istediği tuzağı bozmuştuk.
Kerimov böylesine kolay “kırmızı bülten(ler)” çıkararak, hiçbir adi suç ve şiddete bulaşmamış muhaliflerini kolaylıkla tutuklattırabiliyor. Her nedense İnterpol de bu konularda oldukça “duyarlı”!
Ama sıra binlerce cinayetten sorumlu olan DHKP-C elebaşı Dursun Karataş'a gelince aynı İnterpol'un güzergahları yolgeçen hanına dönüyor. Hiç şüphesiz bu noktada Türkiye'nin de ağır ihmali sözkonusu.
Bir siyasi muhalif ve insan hakları savunucusu olarak Muhammed Salih'in Kerimov yönetimi tarafından ele geçirildiği anda anında öldürüleceği uzun süreden beri bilinen bu gerçek. (Kerimov'un vaktiyle eski Cumhurbaşkanı Demirel'e yaptığı ‘En iyisi Salih'i öldürmek' şeklindeki itirafı hala hafızalarımızda) Salih'in bir süre Türkiye'de kalması ve Özbekistan yönetimi ile yaşanan gerginlik uzun süre Türk basınında yeralmıştı.
Ama Muhammed Salih Türk basınında son olarak ABD'de yaşanan 11 Eylül saldırılarından sonra gündeme gelmişti. Bir-iki soyu kırık eski tüfek komünist Türk milliyetçiliğine olan düşmanlıklarını dışavurabilmek, intikam duygularını tatmin edebilmek amacıyla Salih'i ısrarla 11 Eylül saldırıları ve Usame bin Ladin ile ilişkilendirmeye çalışmışlardı.
Şimdi kına yaksınlar. Muhammed Salih tutuklandı.
Ama aynı, Türk düşmanı zihniyet bu defa tutuklanma olayını da çarpıtıyor. Salih'in Kerimov'un çıkardığı “kırmızı bülten”e istinaden değil de, ısrarla 11 Eylül'den sonra yürütülen “terörle mücadele” paralelinde tutuklandığı intibaını yaratmaya çalışıyor.
Ayrıca medyanın önemli bir bölümü de Muhammed Salih'in Prag'da tutuklanmasını her zamanki körlüğü ile görmezlikten geldi. Eğer tutuklanan bir terörist veya eşcinsel olsaydı Türk medyasında öncelikli haberler arasında yeralırdı.
Ama ünlü bir Türk şairi-düşünürü sırf siyasi nedenlerden dolayı tutuklanıyor; kimsenin kılı kıpırdamıyor.
Haine ‘hain', soyu kırığa ‘soysuz' dediğiniz zaman tepki topluyorsunuz. Bu denli işgale uğramış bir ülkede ‘entelektüel terörizme' uğramak haliyle kaçınılmaz oluyor. Bu nedenle de hiç bir şey birbirinden bağımsız değil. Ne Kıbrıs meselesinde sergilenen tavırlar Muhammed Salih'in tutuklanmasından bağımsız; ne de son günlerin ünlü ‘Salkım Hanım' tartışmaları ‘Şark Meselesi'nden bağımsız. İhanet kozaları öyle örülmüş ki, işin içinden çıkabilmek mümkün değil!
Havel'e mektup, faks ve e-mail yağmurları
01.12.2001, Star
Halit KAKINÇ
Dünkü yazımda tatsız haberi ilettim. Özbekistan' ı n sürgündeki muhalefet lideri Erk Partisi Genel Başkanı Muhammed Salih, Çek Cumhuriyeti'nin başkenti Prag'da, İnterpol'ün kırmızı bülteni ile arandığı gerekçesiyle tutuklandı.
Bu köşenin sürekli okuyucuları, Muhammed Salih'i tanır. Bu demokrat ve laik lider, büyük bir tehlike ile karşı karşıya. Sürgünde yaşadığı Norveç'e değil de Özbekistan'a iade edildiği takdirde, Kerimov Diktatörlüğünün işkenceleri kendisini bekliyor. Hatta, idam edilmesi bile ihtimal dahilinde.
Kısaca hatırlatalım. 1999 Şubatı'nda, Özbekistan' ı n başkenti Taşkent'te bombalar patladı. 16 kişi can verdi. Kerimov, bu olayı fırsat bildi. Bombalı saldırının arkasında Özbekistan İslami Hareketi adlı köktendinci örgüt ile Cuma Namangani ve Tahir Yoldaşev adlı şeriatçı liderlerin yer aldığının anlaşılmasına rağmen, Salih'in adı da davaya karıştırıldı. 17 Kasım 2000 tarihindeki göstermelik mahkemede, gıyabında 15 yıl ağır hapis cezasına mahkum edildi.
Politik mültecilerin işkencenin hüküm sürdüğü ülkelere iadelerinin mümkün olamayacağını öngören 1951 tarihli BM anlaşmalarına imza koyan Çek Çumhuriyeti, acaba neden böyle bir tavır takındı?
Hanabad askeri üssü'ne karşı Muhammed Salih mi?
Çeşitli olasılıklar var. Bu sorunun cevabını ararken, şeytanın avukatlığını yapmak da mümkün. Özbekistan, Afganistan Harekatı için, Amerikan askerlerine topraklarını açtı. Ülkenin güneyindeki Hanabad askeri üssüne, 1000'den fazla Amerikan askeri yerleşti. Kerimov Rejimi, bu konukseverliğine karşılık, Muhammed Salih'in kellesini mi istedi? Bilemiyorum. Doğrusu, bu sorunun cevabı beni ciddi şekilde endişelendiriyor.
Şöyle veya böyle, Muhammed Salih'in Özbekistan'a iade edilmemesi gerek. Bu amaçla, insan hakları örgütleri geniş bir kampanya başlattı. Türkiye'deki siyasi partiler ve bizdeki göstermelik insan hakları savunucuları, olayın farkına bile varmayabilirler. Umurumda değil.
Ben, konu ile ilgilenen okuyucularım için Çek Devlet Başkanı Vaclav Havel'e yönelik bir İngilizce mektup örneği ile adres, e-mail, telefon ve faksını sunuyorum:
‘Kariyerleriniz bile aynı... fakat o, destekten yoksun'
İnsan Hakları Avrupa ve Orta Asya bölümlerinin direktörü Elizabeth Andersen, ‘Muhammed Salih için bu bir ölüm-kalım meselesi' diyor. Aynen öyle.
Muhammed Salih'in bir sözü aklıma geliyor.
‘Benim trajedim, ailemin trajedisi ve kardeşlerimin trajedisi, Özbekistan' ı n yaşamakta olduğu büyük trajedinin yalnızca küçük bir kesitidir!'
Bu bir ticaret mi?
02.12.2001, Türkistan Bülteni
Hakan Coşkunarslan
Muhammed Salih Prag'da tutuklanalı 5 gün oluyor. Onu tanıyanlar, yakın çevreleri Türkiye'de Avrupa'da ABD'de Gerek sivil toplum kuruluşlarına gerekse hükümetlere bu olay karşısında tavır takınmaları için girişimlerde bulunuyor. Norveç dışişleri bakanlığı Çek hükümetiyle görüşmeler yapıyor. Uluslar arası insan hakları örgütlerinden Çek hükümetine talebnameler gönderiliyor. Canım Türkiye'm den hala ses yok. İçimden Aziz Nesin'in Türkleri demek geliyor. Ya da Nazım' ı n koyunları. Çobanı belirsiz koyunlar.
Türkistan Newsletter editörü sayın Mehmet Tütüncü, “sattınız” diyor. “Elçibey gibi Salih‘ide sattınız” Türkiye'deki bu suskunluğun altında acaba bu ticaretin gerçekliğimi yatmaktadır? Kerimov televizyonlarında bayram havası estiriyor. Muhammed Salih'i yakalattım diye. Kerimov yakalamadı, Salih'i ona verdiler. Pazarlıklar sırasında Türkiye'nin bundan haberi olmadı mı dersiniz?
Neden Prag. Neden Norveç veya Hollanda değil diye düşününce bir şeylerin pazarlığının yapıldığı kesin. Çünkü ne Norveç ne de Hollanda da yakalanmış olsaydı Özbekistan'a iade edilmeyecekti. Çünkü Özbekistan'da idam dahil her türlü işkence serbest. Muhammed Salih'le ilgili Çek hükümeti ve Kerimov diktatörlüğü arasında görüşmeler devam ediyor. 40 günlük süre içinde Salih'le ilgili dosyalar ulaştırılacak. Türkiye bu süre içinde ne yapacak? Ya suskunluğuna devam edip Muhammed Salih'i değil Türklüğün geleceğini yok edecek, ya da oturup hatalarını düzeltmek için tez elden girişimlerde bulunacak. Muhammed Salih'in tasviyesi demek Türkistan'da laisizm ve demokrasinin sonu demektir. Sonra ortada ne mi kalır? Bir diktatöre karşı, radikal örgütlerin savaşı kalır. ABD'nin yeni ortadoğusu için istenen her şey böylelikle hazır duruma getirilmiş olur. Bir diktatör ve silahlı eyleme başvuran bir sürü örgüt. Türkistan'da demokrasinin yerine savaşı isteyenler arasında Türkiye'de var mı bunu kısa zamanda göreceğiz.
Muhammed Salih'in tutukluluk halıyla
ilgili haberler
03.12.2001,
Muhammed Salih'in Haklarını Koruma Komitesi
Komitemiz kuruluş aşamasında olup yeni üyeler kabul etmekteyiz. Komitemize üye olmak ve dünya basınında Salih'in serbest bırakılması kampanyasına destek olmak ve kampanyamıza katılmak isterseniz info@uzbekistanerk.org adresine e-mail göndermeniz yeterlidir.
Bu mesajda isminizin komite üyeleri arasında açıklanmasını isteyip istemediğinizi de belirtiniz. Ayrıca bölgenizde Salih'le ilgili çıkan haber ve yorumları ve diğer faaliyetleri bize iletiniz.
Son gelişmeler:
Oslo: Norveç Hükümeti Salih'in kendilerine iade edilmesi için Çek makamlarına bugün resmen başvurdu. Norveç Salih'in kendilerine iltica etmiş olduğunu belirterek Salih'in kendilerine iade edilmesi gerektiğini belirttiler. Çek içişleri bakanı Gabriela Bartikovsa Salih'in Özbekistan'a iadesi ihtimalinin giderek azalmakta olduğunu belirterek konuyu incelediklerini ve Adalet bakanı yetkilileri ile bir sonuca varacaklarını söyledi.
Amsterdam: Hollanda dışişleri bakanlığı yetkilileri olayları yakın incelemeye aldılar. Hollanda komite üyemizin bildirdiğine göre 2 Hollandalı milletvekili Salih'in davası ile yakından ilgileniyor ve Hollanda dışişlerinden Çek ve Norveç hükümetleri nezdinde Salih hakkında bilgi istedi.
Brussel: Aşağıda Belçika komite üyemizin yolladığı Belçika basınında Muhammed Salih'le ilgili basın haberleri yer almaktadır. Belçika nın en ciddi gazetesi De Standaard'in Muhammed Salih'e destek başlıklı yarım sayfalık yorum ve haberi aşağıda bulabilirsiniz.
(...)
Gazete Özbekistan' ı n terörle mücadele savaşını Muhalefeti yok etmek için kullandığına dikkat çekmekte ve Terörle mücadele ederken Diktatörlere destek verilmemeli, aynı zamanda insan hakları ön planda tutulmalıdır demektedir.
Ayrıca gazetede Avrupa parlamentosunun Orta Asya delegasyonu başkanı Bart Staes'in Salih'in serbest bırakılması için yayınladığı basın bildirisine de yer vermektedir.
Sosyal iktıdar ve Muhammed Salih
03.12.2001, www.internethaber.com
Ahmet Arslan
Özbekistan diktatörü Islam Kerimov'un siyasi muhalifi ve insan hakları savunucusu, şair-düşünür Muhammed Salih Çek Cumhuriyeti'nin başkenti Prag'da tutuklanalı yaklaşık beş gün oldu.
Bir siyasi mülteci olarak Muhammed Salih'in Özbekistan'a iade edilmesini önleyebilmek için yoğun ve etkili bir sivil inisiyatif gerekiyor. Şüphesiz bu noktada en büyük görev ve sorumluluk da Türkiye Türklerine düşüyor.
Fakat, tutuklanmanın üzerinden geçen süre içinde Muhammed Salih ve dolayısıyla Türk dünyasi meselelerinde duyarlı çevrelerin başarılı bir performans sergilediğini söyleyebilmek mümkün değildir. Aksine ortada açık-seçik bir başarısızlık sözkonusudur.
Bu başarısızlık kroniktir, yapısaldır. Sadece Muhammed Salih ve paralelindeki meselelerle ilgili değildir. Türkiye'de "yerli-milli" söylemlerden yana olan kitle; sivil inisiyatif ve sosyal iktidara uzanan yolda birikimsizdir, beceriksizdir, isteksizdir, samimiyetsizdir, eyyamcıdır; kısacası başarısızdır.
Bunun nedeninde de ciddi bir "yanlış bilinç" ve kabuller silsilesi bulunmaktadir. Türkiye'de "yerli-milli" söylemleri kullanan kitleler siyasal amaç ve başarıların "herşey" olduğunu sanırlar. Bundan hareketle de insan ve toplum hayatına ait her türlü sorunun "siyasal araçlar ile" çözülebileceğine, hedeflere ulaşılabıleceğine inanırlar.
Modern devlet ve demokrasilerde siyasal iktidar, varolan iktidar unsurlarından sadece birisidir. Hele hele Türkiye gibi ülkelerde ise; "sosyal iktidar" ayağı eksik olan siyasal iktidarin başarı şansı yoktur.
Siyasal iktidarlar veya yapılanmalar kitlelere, yığınlara dayalı iken, sosyal iktidar bilinçli ve örgütlü duyarlılıklara dayanır.
Muhammed Salih tutuklandı; biz bunu Türkiye gündemine dahi getiremedik. Türkiye'de yayınlanan gazetelerde doğru dürüst haber bile yayınlanmadı. Böylesine çok önemli ve duyarlı bir konuyu neden gündeme getiremediğimizi, bu mekanizmaları neden oluşturamadığımızı sorgulamayıp çeşitli kişi ve kurumlara suçlamalar yönelttik.
Bu hastalığın temelinde "bireysel sorumsuzluk hissi" ve eyyamcılık bulunmaktadır. Bir-iki yerde yarım saat nutuk atarak, beş yılda bir de oy kullanarak hayata, ülkeye ve dünyaya ait bütün sorumluluğumuzdan kurtulduğumuzu zannederiz. Bu aşamadan sonra kendimizi ve bütün sorunlarımızı "emanet" gibi hissederiz. Arkasından da "Şu niçin böyle yapılmıyor, bu neden böyle olmuyor" diye hayıflanırız.
Şimdi Muhammed Salih'in tutuklanma olayında da aynı zafiyeti görüyoruz. Meselenin bilincinde olduğu noktasında ipuçları veren insanlar, görüş ileri sürmek ve kişileri-grupları suçlamaktan öte bir şey yapmıyorlar. "Öldük, yandık" diye yine birbirimizi demoralize edip, yılların sloganlarını tekrarladıktan sonra hiçbir şey olmamış gibi tekrar köşemize çekiliyoruz.
Bundan dolayı da hayata ve topluma ait hiçbir talebimizi gerçekleştirme gibi bir şansımız olmuyor.
Çünkü "sosyal iktidar"in önemini idrakten uzağız.
Gizli Bir El ve Muhammed Salih
03.12.2001, Türkistan Bülteni
Atilla Ongun
Özbekistan Muhalefet hareketi lideri sayın Muhammed Salih'in Prag'da ABD'nin eski Sovyetleri çökertmek için propaganda amaçlı olarak Batı Almanya'da kurduğu, fakat daha sonra Sovyetlerin çöküşü ile radyonun daha farklı bir dünya da daha farklı fonksiyonlar üstlenmek üzere Prag'a taşınması ile adı aynı kalan fakat "görev alanı değişen" "Özgür Radyo" da verdiği bir program sonrası tutuklandığını duyduğumuzda Orta Asya'nın geleceğine yönelik bir darbe ve uluslararası güçlerin birlikteliği geldi aklımıza. Bu birliktelikte Muhammed Salih'e yer yoktu. Sadece Muhammed Salih'e değil, rahmetli Elçibey'i de aşırı bulduklarından isminin üstüne bir çarpı atmışlardı. Rahmetli Alpaslan Türkeş'i de 12 Eylül'de aynı sebeplerden cezalandırmışlardı. Fakat Türkeş eski kurt ve kurnaz bir asker olduğundan mücadelesini hep sistem içinde vermekte kararlıydı ve vefat edene kadar da öyle yaptı.
Muhammed Salih'in tutuklanması Elçibey'i hatırlattı. Elçibey vefatından iki ay evvel Washington'a gelmişti. ABD hükümetinden temsilciler ile görüşecekti. Bu sırada ABD'de bulunan Türk kuruluş ve kişileri ile de temas kurup görüşmek, Türkler ile birlikte olmak istiyordu. Fakat ünlü ekonomist Adam Smith'in Ulusların Zenginliğinde tanımladığı piyasaları ve ekonomiyi yönlendiren "gizli bir el" sahneye çıkmış, bu seferde siyaseti yönlendiriyordu ve Elçibey'in hiç bir Türk kuruluş ve kişişi ile görüşmesini istemiyor ve görüşmek isteyenleride tehdit ve sindirmeye çalışıyordu. Elçibey vefat edince bu gizli el kendilerine bu konuda yapilan eleştirilere karşı, Elçibey ile kimsenin görüşmemesi gerektiğini söylemelerinin ve üçüncü kişilere baskı kurmalarının nedenini O'nun Muhammed Salih ile birlikte Washington'da bulunduğunun bilgisi üzerine yapıldığını iddia etti. Aslında bunlar için Elçibey, Türkeş ve Muhammed Salih arasında pek bir fark yoktu. Hatta ve hatta Ermeni ve Yunan lobilerinin önemli isimleri olan Sitilidis ve Krikorian bu isimlerden daha önemliydi ve daha ılımlıydı. O yüzden bu gizli el Turkish Armenian Reconcilation Committee adı altında bir komite oluşturmuş ve iki yıldır Ermeni gurubu ile görüşmelerde bulunuyordu. Ne zaman ki bu görüşmeler karşı gurup tarafından basına sızdırılınca gizli el görüşmelerin bağımsız bir gurup tarafından yapıldığını görüşmeleri yaptıranlara açıklattırdı, tabi bu satırların yazarları da dahil herkes ilk okul beşinci sınıf türünden bu yalana inandı. Bu gizli el için kendi vatandaşları ve ulusunun çıkarları değil, kendi mevkileri ve bağlı bulundukları "merkezler" önemliydi. Peki kim olabilirdi bunlar, bütün bir sistemi yöneten, gizli el gibi bilinmez bir şekilde ülkenin geleceği hakkında kararlar veren, Yüce Atatürk'ün savunduğu Türk Milliyetçiliğini değil de Ermeni ve Yunan Milliyetçiliklerini kendilerine daha yakın gören her iki üç ayda bir Fener patrikhanesine gidip günah çıkartan, milli güvenlik ile ilgili raporlar hazırlayan, MHP'yi MHP'den daha iyi tanıyıp yönlendiren, Saadet ve ya önceki adı ile Refah partisini iktidardan al aşağı eden, kendi halkının kültürel değerlerine değil batılının inancına saygı gösteren, Türkiye'ye Avrupa Topluluğunu hedef gösterip Don Kişot misali değirmenlere "saldırtan", ülkeyi soyanlara ses çıkarmayıp teşvikleri ardı sıra veren sonra da "ulusal hırsızlığa" karşı gelenleri bakanlıktan alan bir gizli el. Bu gizli el o kadar hünerliydi ki sistemi yönlendirenleri de askerler olarak kamuoyuna sunuyordu, cünkü tepkiyi yönlendirdiği kesim gerçekten belli bir güç odağıdır, fakat en güçlü odak değildir. Bu gizli el için milliyetçi, İslamcı, liberal, Kürtçü, Türkçü, ve saire....hep tehlikelidir. Neden tehlikedir? Çünkü bu gurupların hepsini kendi varlığı için bir tehdit sayar. Gizli el ülkenin her tarafında eli bulunan bir gizli örgüt gibidir. Bir bakarsınız 15 Eylül, 1980 günü Fransa televizyonuna demeç verir ülkenin geleceği hakkında neler olacağını projeksiyon halinde söyler ve dedikleri de bir bir olur veya Ufuk Güldemir'in kitabında "bizim çocuklar" kimliğine bürünür veya demokrasi ve insan hakları savunucusu olur, veya Irak'ın 2015 planlarını yapar, veya ülkenin kurumlarını birbirine düşürür...
İşte bu gizli el Elçibey'den sonra şimdi de Muhammed Salih'i Prag'da tutuklattı. Muhammed Salih Ziya Gökalp'i Özbek Türk toplumuna kazandıran, Türkiye ile Orta Asya arasında köprü gibi sembol olmuş bir yiğit insandır. Özbekistan'da iktidarda bulunan "eski KGB"ci eli kanlı diktatör İslam Kerimov ise ABD'nin isteklerine karşılık Muhammed Salih'i öne sürdü. Yeryüzündeki en son diktatör olan İslam Kerimov bu oyununun bir benzerini Muhammed Salih Türkiye'den sınırdışı edilmesi için yapmıştı. Tabi Türkiye'de ki gizli el bu teklife önceden hazırdı.
Bu gizli ellerden bir tanesi Dışişleri Bakanlığına basın sözcüsü oldu diğeri ise Amerikan masasında emekliliğini bekliyor. Siz bu gizli eli tanıyor musunuz. Tanımanızda fayda var, çünkü Türk'ün çıkarlarının yanında değiller...
Muhammad Salih'in Tutuklanması ve "Özel Geçiş Belgesi" Gerekliliği Meselesi
03.12.2001, Türkistan Bülteni
Timur Kocaoğlu
Muhammad Salih'in bir davet üzerine 28 Kasım'da ziyaret için gittiği Çek Cumhuriyeti'nde Prague havaalanında tutuklanması üzerine çok kısa bir süre içinde çeşitli uluslararası af ve insan hakları kuruluşları ve başta Norveç olmak üzere çeşitli devlet yetkililerinin Çek polisi ve yüksek dereceli Çek yetkilileri ile temas ve görüşmelere başlamış olması çok sevindirici bir gelişmedir. Basta Türkçe Türkistan-l ve İngilizce Türkistan-N olmak üzere çeşitli elektronik bülten ve haberleşme ağları, arkasından da haber ajansları ve daha sonra radyo, televizyon ve basın organları bu önemli haberin bütün dünyaya yayılmasını sağladı.
Uluslararası düzeydeki böyle bir dayanışma iki gerçeği bir daha ortaya koymuştur: 1. Muhammad Salih dünyadaki bir çok devlet, demokratik kuruluş ve çok sayıda kimse tarafından sevilen ve sayılan bir siyasetçidir. 2. Özbekistan'da varolan bugünkü dikta rejiminin gerçek yüzünü dünya çok iyi biliyor. İşte, bu iki önemli sebepten dolayı, demokrasi ve insan özgürlüğüne inanan herkes Muhammad Salih'e sahip çıkıyor ve onu bu olumsuz durumdan kurtarmak için elinden geleni yapmaya uğraşıyor.
Hepimizin dileği dünya çapındaki bu destek ve çeşitli devletlerin yüksek dereceli yetkililerinin çabaları sonucunda Muhammad Salih'in Çek yetkilileri tarafından kısa bir süre içinde serbest bırakılarak onun Norveç'e dönmesine izin verilmesidir. Ancak, Muhammad Salih'in başına gelen bu kötü durum, bize uluslararası hukukta bazı kişilere özel bir belge verilmesi gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. O da şudur: Diktatörlükle idare edilen ülkelerde demokratik hakları elinden alınmış olan ve başka demokratik bir ülke tarafından kendilerine "siyasi sığınma" hakkı verilmiş olan kişiler arasında çok istisnai durumlarda Muhammad Salih gibi çok az sayıda kimseye bütün demokratik ülkelerde geçerli olabilecek "Özel Geçiş Belgesi" verilmesi gerekir. Bu belge uluslararası hukuka uygun olarak hazırlanır ve Interpol'e de bildirilir. Bu belge yalnızca dikta rejimlerinden çıkmak zorunda kalmış siyasi kişilere verilir ve hiç bir şekilde başka suçları kapsamaz (mali hırsızlık, terrorizm, gibi). Çünkü, Norveç hükümetinin Muhammad Salih'e vermiş olduğu sığınma belgesi demek Çek Cumhuriyeti gibi bazı ülkelerde pek dikkate alınmıyor. Muhammad Salih Avrupa'daki çeşitli ülkelerde seyahat ettiği zaman başına böyle bir durum gelmemişti.
MUHAMMED SALİH'E KOMPLO!
04.12.2001, Türkiye
Altemur KILIÇ
Şu günlerde Prag'da çağımızın en hazin trajedilerinden birinin bir perdesi daha oynanıyor. Yıllardır Özbekistan' ı n Türk asıllı olmayan, komünist dönemden arta kalmış diktatörü İslam Kerimov'a karşı onurlu ve meşru bir muhalefet savaşı sürdüren, ERK Partisi lideri, dostum Muhammet Salih ABD'nin LIBERTY Radyosu tarafından bir söyleşi için davet edildiği Prag' da, Özbekistan Hükümetinin Interpol'e gönderdiği "Kırmızı Bülten" sebebiyle tutuklandı. İade edilip edilmemesi Kerimov'un göndereceği dosyalara göre Çek Mahkemesi tarafından karara bağlanacak.
Eski komplo
Kerimov, 1999 Şubatında Taşkent'e kendisine karşı girişilen ve 16 kışının ölümüne neden olan bombalı suikast teşebbüsünü, ERK Partisinin lideri Muhammet Salih'in düzenlediğini iddia etmişti. Halbuki, bu olayı İslami Hareket adlı kökten dinci örgüt üstlendi, ama Kerimov göstermelik duruşmada Muhammet Salih'in adını olaya karıştırdı ve Mahkeme de Onu gıyaben 16 yıl ağır hapse mahkum etti. Muhammet Salih, Türkiye'ye iltica ettikten sonra Kerimov'un "hatırı için" yurtdışına çıkarıldı ve yıllardır Norveç' te menfada yaşıyor. Eğer şimdi Özbekistan'a iade edilirse. Kerimov bir zamanlar araya giren Sayın Demirel'e itiraf ettiği gibi, Onu muhakkak işkence ile öldürecektir.
Yeni komplo
LIBERTY Radyosunun sahibi ABD. Bu haksızlığa karşı harekete geçmedi. Bu insanın aklına bir komployu getiriyor; acaba ABD, Afganistan hareketi dolayısıyla Özbekistan' ı n desteğine ve Hanabad havaalanının kullanımına mukabil Muhammed Salih'in bir bahaneyle Prag'a davet edilerek tuzağa düşürülmesine göz mü yumuyor? Hatta Prag'a LİBERTY radyosu tarafından davet edilmesi de acaba bir oyun mu idi? Hatırlardadır, daha önce de bir isim benzerliğinden yararlanılarak Muhammet Salih teröristler listesine alınmış, sonra da gerçek ortaya çıkmıştı.
Aydınların ihaneti
Şimdi bazı uluslararası insan hakları örgütleri, Amnesty International ve gerçek aydınlar Çek hükumeti ve Çekoslovakya'nın özgürlükçü Cumhurbaşkanı Vacslav Havel nezdinde Muhammed Salih'in iade edilmemesi için teşebbüsler yapıyorlar. Fakat işin en anlamlı ve acı tarafı "insan hakları" hatta APO'nun hakları konusunda mangalda kül bırakmayan İnsan Hakları Derneği ve diğer sivil toplum kuruluşlarımızdan entellerimizden, köşe yazarlarımızdan ve politikacılarımızdan, bu olay hususunda hiç tepki veya "tık" yok. Allah razı olsun tek Halit Kakınç Akşam gazetesinde mücadele veriyor. Bizim Radyo ve Televizyonlarımız, "milli" Anadolu Ajansımız bu haberi dağıtmıyor. Hanımların özelliklerini boy boy veren gazetelerimizde bunun haberi bile çıkmadı. 'MHP liler bir tepki göstermişlerse de ben duymadım. Bugünkü TC Hükumetinin Muhammed Salih'e sahip çıkamamasının sebeplerini anlıyorsam da, ilke olarak doğru bulmuyorum. Türkiye, eğer demokrasi ve insan hakları konusunda bütün dünya Türklüğünun önderliğine kalkışmışsa en azından münasip bir tepki gösterebilirdi diyorum!
"Boyun eğmem!"
Şimdi Pragda tutuklu olan Muhammed Salih yetenekli bir şair. Bir şiirinde "Ben kimseye boyun eğmem" diye meydan okuyordu; "Belki bana boyun eger kısmet / Ben sizin ektiğiniz yerde bitmem / Sadece ruhe ederim hizmet /. Bükülmem ben kıvanç ve gamdan / Kimseden dilenmem nafaka / Yani ben maddi alemde / Hür ruh için yaşarım ancak..!"
Muhammed Salih'in akıbetini nefeslerimizi tutmuş beklerken, bu olayda bugünkü dünyanın ve halımızın bir kesitini görmek mümkün: Kısacası, bizde ve dünyadaki sözde ın san hakları şampiyonlarının iki yüzlülüğünü ve özgürlük için mücadele edenlerin, "reel politika" çıkarları için nasıl kolaylıkla feda edilebildiğini.
Muhammed Salih: Şair ve terör kurbanı
04.12.2001, Yeni Şafak
Akif EMRE
Özbekistan muhalefetinin lideri Muhammed Salih'in içinde bulunduğu durum terörle mücadelenin nasıl yorumlanmak istendiğinin; fikir ve inanç özgürlüğünün, siyasi muhalefet yapmanın imkansızlaştırılışının karanlık tablosunu çiziyor. Terörle mücadele adına başlatılan uygulamalar, global ölçekte, tiranlaşan diktatörlüklere karşı siyasi ve entelektüel muhalefetin, haksızlığa karşı çıkmanın bastırıldığı bir döneme girildiğinin işaretlerini veriyor.
Muhammed Salih, 28 Kasım 2001 tarihinde Prag Havaalanı'nda Çek polisi tarafından tutuklandı. 1993 yılında Özbekistan'la yapılan suçluların iadesi anlaşmasını gerekçe gösteren polis muhtemelen Kerimov'a iade edilmek üzere tutukladı. Telefonda görüştüğüm Muhammed Salih'in kızı, olanca uğraşılarına rağmen hâlâ bir sonuç alamadıklarını söylerken uzun bir mücadeleden gelen babasının kaderini paylaşan bir ses tonu vardı. Uluslararası insan hakları örgütleri, iadesi durumunda hayatı tehlikede olan Muhammed Salih'in serbest bırakılması için kamuoyunu harekete geçirme girişimlerinde bulunurken "nedense Türkiye'den hiç ses çıkmıyor" şeklindeki serzenişi karşısında utandım.
Üç şair liderin çelişkisi
Ne garip, Muhammed Salih'in tutuklandığı Prag, aynı zamanda onun 1968 yılında zorunlu askerlik görevi nedeniyle, işgalci Sovyet ordusunda 3 ay görev yaptığı yer. Çekoslovakya'nın demokratikleşmesi, özgürlüklerin kazanılması için mücadele eden Havel şu anda Çek Cumhuriyeti'nin devlet başkanı. Özbekistan'da demokratik bir yönetimin gelmesi, fikir ve inanç özgürlüğünün sağlanması için siyasi ve entelektüel mücadele veren M.Salih, aynı mücadeleden gelen bir devlet başkanın polisi tarafından tutuklanıyor.
Çelişki bununla da sınırlı değil. Özbek şiirinin en önemli isimlerinden biri olan şair Muhammed Salih'in şair Havel'in polisi tarafından özgürlüğünün elinden alınması ne kadar düşündürücü. Üstelik Kerimov'un totaliter yönetimine iade edilmesi halinde hayatının tehlikeye gireceğinden kuşku yok.
Şairlerin yaman çelişkisi bununla da bitmiyor. Şair Muhammed Salih, şair Başbakan Ecevit'in ülkesinden de sürgün edilmişti. Özbekistan'da Kerimov baskısı artıp milletvekillerinin bile tutuklanmaya başladığı dönemde Türkiye'ye sığınan M. Salih'in, Kerimov'un baskısıyla hareketleri de kısıtlanmış ve Türkiye'yi terketmesi istenmişti. Muhammed Salih'in dramı aslında üç şair siyasi liderin çelişkisini ortaya koyuyor. Havel, Ecevit ve M. Salih... İlk ikisi devlet yönetiyor, diğeri ise şiirinin bedelini ödüyor. Siz kendinizi kimin yerine koymak isterdiniz?
Bir özgürlük şairi
Muhammed Salih'in hayatını, verdiği mücadeleyi yakından izleyenler şu an maruz kaldığı siyasal linçi hiç de hak etmediğini görürler. Zorunlu askerlikten ayrılmasıyla entelektüel çalışmalara başladı. Özellikle Fransız şiiri ile ilgilendi ve modern Fransız şiirinden bir seçkiyi Özbekçe'ye tercüme etti. Kafka, Camus, Sartre gibi varoluşcu isimlerle ilgilendi. Yunus Emre ve Dede Korkut' Özbek Türkçesi'ne kazandırarak, Özbek kültürünün Anadolu kültürüyle olan bağlantılarını göstermeye çalıştı.
Şiirle ilgisi, Özbek edebiyatında bir ekol oluşturacak kadar derin izler bıraktı. 1977'de yayınlanan ilk şiir kitabı hem kendi hayatında hem Özbek şiirinde bir dönüm noktası oluşturdu. Metoforik ekol olarak bilinen ekolun kurucusu sayıldı.
1985 yılında Gorbaçov'a bir mektup yazarak uygulanan baskıların, düşünce özgürlüğünü engelleyen uygulamaların kaldırılmasını istedi. Aldığı cevap; mektuba imza atan 53 genç yazar ve şairin eserlerinin yasaklanması oldu.
Sovyetler'de, 1985'ten itibaren aktif olarak özgürlük mücadelesine atıldı. Glasnost dönemiyle birlikte bu daha da hızlandı. Daha sonra Özbekistan'ın bağımsızlığı için mücadele verdi. 1988 yılında Özbek Komünist Partisi'nin üyelik teklifini reddetmesiyle baskılar arttı, karşı kampanya yürütüldü. Etrafında toplanan entelektüellerle Birlik formunu kurdu, milletvekili seçildi. Parlamentoya sunduğu bağımsızlık deklarasyonu kabul edilerek 21 Haziran 1990'da okundu. Kurduğu ERK Demokratik Parti'nin lideri oldu. Aralık 1991'de yapılan başkanlık seçimlerine başkan adayı olarak girdi. Bilinen yöntemlerle seçimleri kaybettiği ilan edildi. Taşkent Üniversitesi öğrencileri kitlesel gösterilere başladı. Ve her geçen gün Kerimov'un sıktığı çember iyice daraldı. Muhammed Salih demokratik muhalefete başlamasının ardında Kerimov tarafından birkaç kez sunulan başkan yardımcılığı rüşvetini kabul etmedi. Ve arkasından partinin yayın organları yasaklanarak yöneticileri tutuklandı. Milletvekilleri bile bu kampanyadan nasibini aldı. Bu durumda M. Salih yurtdışına çıkmak zorunda kaldı.
Özbekistan, Türkiye'ye sığınan M. Salih'in iade edilmesi için baskı yapmaya başladı. Türkiye statükodan yana tavır alarak M. Salih'in sığınmacı olarak bile barınmasına imkan tanımadı.
Muhammed Salih Sovyetler döneminde komünist rejimle işbirliği yapmamış az sayıda siyasi liderden biridir. Siyasi önderliğinden önce entelektüel birikimi Salih'i Orta Asya'daki diktacı "demokrat" yöneticilerden ayırıyor.
Dünya kamuoyu diktadan yana mı yoksa özgürlük mücadelesinden yana mı tavır alacak? Şair Havel devlet teröründen yana mı yoksa özgürlük şairinden yana mı tavır alacak?
Şair Ecevit'in tavrını merak etmiyorum.
Muhammed Salih olayı, "hür dünya"nın global McCarthyizm'e karşı verdiği bir sınavdır.
Muhammed Salih'i savunamayan şairler, vicdanı hür insanlar yarın evlerindeki mahremi bile savunmayacaklar demektir.
Muhammed Salih, Prag ve Özgürlük
04.12.2001, Türkistan Bülteni
Timur Kocaoğlu
Tarih çok acayip tekrarlarla doludur! Muhammed Salih'in Prag hapishanesinde CTK tarafından çekilmiş fotoğrafına bakınca bunu bir kez daha anladım, duydum ve yaşadım: Muhammed Salih Prag'a tam olarak kaç kez gitti, bilmiyorum, ancak onun Prag'a yaptığı iki sefer birer dönüm noktasıdır. Muhammed Salih Prag'a ilk kez 1968'de Sovyet işgal ordusu içinde bir Sovyet tankı üzerinde 19 yaşındayken girdi. Bu bıyıkları yeni terlemiş dünyadan habersiz gencecik Özbek delikanlısına başka Sovyet askerlerine uydurulmuş yalan gibi "Çekoslovakya halkını yabancı emperyalistlerden kurtarmak için gidiyoruz!" denmişti. Ancak, Muhammed Salih Prag sokaklarında yabancı emperyalistleri değil, Sovyet tanklarına nefretle taş ve toprak atan Çek halkıyla karşılaşınca durumu anladı ve bu olay şair ruhlu Muhammed Salih'te Sovyet rejimine karşı güvensizlik duygularıyla özgürlük düşüncesinin doğmasına sebep oldu. Sonradan Özbekistan'a dönen Muhammed Salih anti-Sovyet ve komünist karşıtı bir düşünce adamı ve şair olarak kendi kendini yetişirdi.
Muhammed Salih Prag şehrine son olarak 28 Kasım 2001'de gitti, ama daha havaalanındayken Çek polisi tarafından tutuklandı. Muhammed Salih'in Prag'a ilk gidişinde Çekoslovakya bir demir perde ülkesiydi, komünizmle yönetiliyordu, buna rağmen Moskova oraya Sovyet ordusu ve tanklarını gönderirken, tarihin bir cilvesi olarak Muhammed Salih'i de bilmeden oraya göndermişti. Ancak, Muhammed Salih'in Prag'a son gidişinde ise, SSCB yıkılmış, Doğu Avrupa ülkeleri özgürlüğüne kavuşmuş, Çekoslovakya da kendi içinde parçalanarak Çek ve Slovak cumhuriyetleri olarak iki ülkeye bölünmüş, Çek Cumhuriyeti'nin başında ise Vaslav Havel gibi demokrat, özgürlükçü ve ünlü bir yazar Cumhurbaşkanı olarak bulunuyordu.
İlkinde bir tank üzerinde Prag'a özgürlüğü yok etmeye çalışan bir Sovyet askeri olarak giden 19 yaşındaki Muhammed Salih'i, tarihin acı cilvesiyle Prag polisi tam 33 yıl sonra 52 yasında geldiği zaman hapishaneye gönderecektir! Işte kafam tarihin böyle karışık ve insafsız tekerrürü ile sızlar ve yüreğim anlaşılmaz duygular ile çırpınırken, Muhammed Salih'in saçlarına ak düşmüş, o mağrur çehresini karşımda buldum:
MUHAMMED SALİH
Dünyamıza bakıyorsun ey koca şair,
Yapraklarına kar yağmış
Uzak Harezm'deki mağrur
Ve dik bir çınar gibi.
Sen garip bir ağaç değilsin asla
Bir kuytu Prag hapishanesinde,
Bir kor ateş olarak düşmüşsün
Dünyanın tam gündemine.
Ondokuz yaşında geldiğin Prag
Sovyet tanklarını taşlarken,
Sen için için duymuştun
Prag halkı için özgürlüğü.
Elli iki yaşında geldiğin Pragsa
Özgürdü, ama geçmişini unutmuştu,
Kendine az bulduğu özgürlüğü
Şimdi sana çok görmüştü.
19 yaşında değilsin ey koca şair
Artık "Prag Baharı" da geride kaldı,
Saçlarına düşmüş aklarla anlaşılan
Bugün kara bir kış var Prag'da.
Ancak sen uslanmaz bir savaşçısın
Geride kalan gözü yaşlı halkın aşkına
Sömürgeden kurtulmuş, ancak bir türlü
Özgürlüğe kavuşmamış Türkistan için.
Dünyamıza bakıyorsun mağrur ve dik
Bir kuytu Prag hapishanesinden,
Sen garip bir ağaç değilsin asla
Yüreklerimizde hışırdıyor yaprakların.
Timur Kocaoğlu
3 Aralık 2001, Istanbul
Ülkü Ocakları'ndan M. SALİH'E DESTEK
04.12.2001
www.ulkuocaklari.org.tr
Özbekistan hükümetinin iki yıl önce kendisi hakkında interpol'e gönderdiği Kırmızı Bülten nedeniyle Çek Cumhuriyeti tarafından tutuklanan Muhammed Salih'e Ülkü Ocakları'ndan destek geldi.
Çek Cumhuriyeti Büyükelçiliği önünde toplanan Ülkücüler, önce büyükelçiliğe siyah bir çelenk koydular. Daha sonra "Muhammed Salih'e uzanan eller kırılsın" şeklinde sloganlar atan ve pankartlar açan Ülkücü gençler, demokratik Özbekistan için mücadele veren Salih'e desteklerinin tam olduğunu belirttiler.
Protesto eylemi sırasında bir konuşma yapan Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Başkanı Atilla Kaya, "(Ben çaresiz ve küçük insanlarla değil, Özbekistan'daki diktatörlük rejimi ile savaşıyorum) diyerek mücadelesine ölçüsünü koyan Muhammed Salih için Türk devleti olarak Çek Cumhuriyeti nezdinde kamuoyu oluşturmaya çalışıyoruz. Sovyet Rusya'nın zulmünü derinden yaşamış Çek halkının kendi bağımsızlık ve özgürlük mücadelesini çok iyi idrak eden bir hareketin mensupları olarak Çek Cumhuriyeti'ni ve onun Cumhurbaşkanını Muhammed Salih konusunda hassas ve duyarlı olmaya davet ediyoruz" dedi.
Kaya "Muhammed Salih'in hayatı bizim hayatımızdır. Özbekistan'daki demokrasi ve bağımsızlık mücadelesinde tüm Türk milliyetçileri Muhammed Salih'in yanındadır Yaşasın Muhammed Salih yaşasın, bağımsız demokratik Özbekistan" diye konuştu.
Muhammed Salih'e destek veren ülkücü gençler daha sonra olaysız bir şekilde dağıldılar.
BASIN AÇIKLAMASI
04.12.2001
Geçtiğimiz günlerde Özbekistan ERK Demokrat Partisi'nin Başkanı, büyük Türk sevdalısı Muhammed Salih, Özbekistan hükümetinin iki yıl önce kendisi hakkında İnterpol'e gönderdiği "kırmızı bülten" nedeni ile Çek Cumhuriyeti tarafından tutuklanmıştır.
Hayatını Özbekistan'ın bağımsızlığa giden yolda adamış ve birçok çileyi kendine yoldaş edinmiş Muhammed Salih, mevcut Özbekistan Başkanı Kerimov tarafından çeşitli komplo teorileri sonucu sürgüne gönderilmiş ve hayatını Özbekistan dışında sürdürmeye zorlanmıştır.
Özbekistan'ın Elçibey'i diye anılan Muhammed Salih, Özbekistan'ın yaşadığı diktatörlüğe karşı çıkmış ve Özbekistan'ın kendi değerlerine sahip çıkmak adına geliştirdiği aksiyoner akıma karşı çıkan Kerimov tarafından istenmeyen adam ilan edilmiştir.
Özbekistan'da yapılan seçimlerde % 50'ye yakın oy almasına rağmen çeşitli hile ve oyunlarla önüne geçilen ERK Partisi Genel Başkanı Muhammed Salih, Kerimov'un inanılmaz baskısı ve dayatmaları karşısında her şeyi ile mücadelesini verdiği Özbekistan topraklarına hasret bırakılmıştır.
Özbekistan'ın bağımsızlığı ve özgürlüğünü ana ilke edinmiş Erk Demokrat Partisi'nin Genel Başkanı Muhammed Salih ,hakkında başlatılan tuzakların en sonuncusu Çek Cumhuriyeti'nin tutuklama kararı ile gerçekleşmiştir.
Muhammed Salih'e karşı suikast tertip ettiği ortaya çıkan ve bu konuda tüm dünyanın bilgi sahibi olduğu süreçte Kerimov'a teslim edilmesine sessizlik ve rıza onun hayatına darbedir.
Mücadelesinde yalnızlığa terk edilen Muhammed Salih bu aşamadan sona Özbekistan'ın başındaki yönetime teslim edilirse hayatı tehlikeye girecektir. Özbekistan'ı başkalarına her türlü kaynağı ile peşkeş çeken Kerimov'un, Muhammed Salih hakkında niyeti belli iken Onun teslim edilişini sadece bakmakla izleyenlerin kaybedeceği Özbekistan ve büyük Türk aşığı Muhammed Salih olacaktır.
Muhammed Salih'in Türkiye'ye sığındığı günlerde de onu yalnız bırakanlar ve Türkiye'yi terk etmeye zorlayanlar aynı kayıtsızlıklarını sürdürmektedir.
"Ben çaresiz ve küçük insanlarla değil, Özbekistan'daki diktatörlük rejimiyle savaşıyorum" diyerek mücadelesinin ölçüsünü koyan Muhammed Salih için Türk devletini Çek Cumhuriyeti nezdinde kamuoyu oluşturmaya çağırıyoruz.
Sovyet Rusya'nın zulmünü derinden yaşamış Çek Halkının kendi bağımsızlık ve özgürlük mücadelesi çok iyi idrak eden bir hareketin mensupları olarak Çek Cumhuriyetini ve Cumhurbaşkanı Vaclav Havale'yi Muhammed Salih konusunda hassas ve duyarlı olmaya davet ediyoruz.
Muhammed Salih'in hayatı bizim hayatımızdır. Özbekistan'daki demokrasi ve bağımsızlık mücadelesinde tüm Türk milliyetçileri Muhammed Salih'in yanındadır.
Yaşasın Muhammed Salih.
Yaşasın Bağımsız, Demokratik Özbekistan!...
Ülkü Ocakları Genel Merkezi
Radyoyla gelecek demokrasi
04.12.2001, Aksiyon
Abdülhamit Bilici
Bir radyodan hareketle ABD'nin Ortadoğu'ya demokrasi getirmeye karar verdiği sonucu çıkarmak hayli acelecilik olur. Radio Liberty'nin misyonu biliniyor, ama ABD'nin Demir Perde'nin altından çıkan Türk ve Müslüman ülkelerde demokrasinin kök salmasıyla o kadar yakından ilgilenmediğini söyleyebiliriz. Nitekim Radio Liberty Prag'da yayın yapıyor ve oraya radyonun davetlisi olarak gelen Muhammed Salih cezaevine konuyor, pek ABD'nin ve Demokratik Batı'nın sesi çıkmıyor. Voice of America'nın Özbek Servisi ekonomik sıkıntılar gerekçe gösterilerek kapatılıyor.
Geçenlerde CIA eski Başkanı, şimdi Irak'daki Saddam rejimi aleyhine delil bulmakla görevlendirilen Woolsey de Ortadoğu'da hedefin demokrasiyi getirmek olduğunu söylüyordu. Hoş ama inanmak için Batı'nın ve bölgede yaptıklarını unutmuş olmak gerekir. Geçmise sünger çekersek o zaman da hafızasız kalır, bir yere gidemeyiz. Bölge halklarında da Batı'ya en küçük güven duygusu kaldığını sanmıyorum. Çünkü gerçekten Batı bu bölgeyi, Osmanlı'ya bu toprakları isyana teşvik ettiği günden bu yana defalarca defalarca aldattı.
Dileyelim gerçekten Batı'da bütün insanlığın hürriyet, demokrasi ve adaleti hakettiğine inanan samimi düşünceli insanların eli güçlensin ve bu temenniler gerçeğe dönsün. Ama bu Batı düşüncesinin yeni bir rönesans daha geçirmesini gerektiriyor. Tabii Müslüman toplumların da...
OLASI BİR SENARYO VE TÜRKİYE
05.12.2001, Türkistan Bülteni
Timur Kocaoğlu
Prag'da tutuklu bulunan Özbekistan Erk Demokratik Partisi Genel Başkanı Muhammed Salih'in kısa bir sure içinde salıverilmesi konusunda dünyadaki ileri gelen insan hakları ve af örgütleri, çeşitli devletlerin dış isleri yetkilileri, Turkistan Bülteni (Newsletter), çok sayıda kimse ve kuruluş yoğun caba gösterirken, Türkiye devlet adamları, diş İsleri Bakanlığı diplomatları, bugünkü koalisyon hükümetini oluşturan 3 parti (SDP, Anavatan, MHP), muhalefet partileri, TBMM sessiz kalarak "Bekle ve Gör" politikası veya "Ne sis yansın, ne kebap" felsefesi güdüyor.
Türkiye'de kaldığı 3 yıl içinde 4 kez bu ülkeden dışarı çıkartıldığını belirten Muhammed Salih'in butun milliyetçi duyguları ve sağlam Türkçülüğüne rağmen, Türkiye'de maruz kaldığı bu haksiz ve onur kırıcı resmi tavır dolayısıyla kalbinin Türkiye hükümetlerine karsı kırık olduğunu tahmin edebiliriz. Oyle sanırım, Muhammed Salih uluslararası yoğun diplomatik girişimler sonucunda Norveç'e yakında geri dönebilecektir. Bugün Orta Asya bölgesinde büyük gelişmelere gebe bir durum var. Eğer yakın bir gelecekte Özbekistan'da Bugün var olan dikta rejimi yıkılarak, orada demokrasiye geçilir ve yapılacak bir secimde de Muhammed Salih Özbekistan' ı n Cumhurbaşkanı seçildiği zaman, acaba Türkiye'nin durumu ne olacaktır?
İşte, bu olası senaryo, bence Türkiye için çok acı olacaktır. Peki, demokrat, Türkiye asığı ve Türkçü Muhammed Salih'i ülkesinde barındırmayan, onu ülkesinden 4 kez ihraç etmiş olan ve bugün Prag hapishanesindeyken ona hiç bir yardim eli uzatmamış olan Türkiye yetkilileri, basında Muhammed Salih bulunan kardeş Turk cumhuriyeti Özbekistan ile nasıl yüzyüze gelecektir? Muhammed Salih'e siyasi sığınma hakki veren Norveç'in yanında Türkiye'nin durumu nasıl değerlendirilecektir ilerideki Özbekistan yönetimi tarafından? Onlar demeyecekler mi: kardeşimiz Türkiye bizim liderimizi kovar ve kapılarını yüzüne sımsıkı kapatırken, diktatör İslâm Kerimov'dan çekinmeyen Norveç liderimizi bağrına basmıştı. Acaba siz Özbeklerin yerinde olsanız, Türkiye ile böyle acı bir tecrübeden sonra, Taşkent'e gelen Norveçli işadamlarını mi, yoksa Turk işadamlarını mi on plana geçirirsiniz? Siz Türkiye'yi mi dost sayarsınız, yoksa Norveç'i mi?
Ayni senaryo, Türkmenistan'da da gerçekleşirse, Türkiye ne yapar? Bugüne kadar Türkmen halkına yaptığı butun zulmüne rağmen Saparmurad Niyazov'a arka çıkan, onun yaptıklarına göz yuman, Türkmenistanlı hiç bir demokrat lidere kapılarını açmamış olan bir Türkiye devlet adamı, ilerde Türkmenistan'a gelen demokratik bir rejimde secimle is basına geçmiş bir demokrat cumhurbaşkanının karsısına kucaklarını açarak "Vay, benim kardeşim, gel kucaklaşalım!" diye çıkabilecek mi?
Bu konularda Türkiye yetkilileri ve diş İsleri Bakanlığı "uzman"ları ne düşünüyor?
Maalesef, Türkiye'nin bu konulardaki geçmiş karnesi de pek parlak değildir. Türkiye İstiklal Savasını sürdürürken, o zaman bugünkü Özbekistan+Türkmenistan+Tacikistan' ı n önemli topraklarını içinde barındıran kardeş Turk devleti olan Buhara Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Osman Hoca (Kocaoğlu)'nun girişimi sonucunda Buhara Millet Meclisi Ankara hükümetine 100 milyon külce altın yardim kararı almış, bu yardim Moskova üzerinden Mustafa Kemal başkanlığındaki Ankara hükümetine 1921'de ulaştırılırken, Moskova bu yardımın yalnızca 10 milyon külce altınını bir kişim silahla birlikte Ankara'ya ulaştırmış, geride kalan 80 milyon külce altının üzerine ise kendisi oturmuştu. Ancak, Buhara Cumhuriyeti'nin o 10 milyon külce altını ve silah yardımı elbette İstiklal Savası sırasında Türkiye'nin çok isine yaramıştı. Bu yüzden, Ruslarla yaptığı mücadeleyi kaybeden ve ülkesi Buhara Cumhuriyeti'ni terk ederek 1923'te Türkiye gelen eski Cumhurbaşkanı Osman Hoca'ya Mustafa Kemal Atatürk aylık bağlayarak onu Türkiye'de ağırlamıştı. Sovyet Rusya ise, Osman Hoca'nın Türkiye'den çıkarılması konusunda Atatürk üzerinde 1923-1938 arasında yoğun baskı uygulamasına rağmen, Atatürk bu baskılara aldırış etmeden Osman Hoca'nın Türkiye'de huzur içinde yasamasını sağladı.
Ancak, Atatürk'ün 10 Kasım 1938'de ölümünden sonra, Moskova'nın baskıları yeniden artınca o zamanki Cumhurbaşkanı İsmet İnönü 1939 yılı basında Osman Hoca'nın Türkiye'den ihracına razı oldu. 1939 yılı basında bir gün Osman Hoca'nın İstanbul'daki evine gelen görevliler ona 24 saat içinde Türkiye'yi terk etme emrini bildirdiler. Osman Hoca 1923'ten beri Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğu halde, bu emri kabul ederek Türkiye'yi terk etmek zorunda kaldı ve Türkiye'ye İkinci Dünya Savasından sonra ancak 1946'da dönebildi.
Demek, Türkiye kendisine İstiklal Savası sırasında altın yardımı yapmış olan ve daha sonra kendisine sığınmış olan bir kardeş Turk cumhuriyeti eski cumhurbaşkanını bile Atatürk sonrası donemde "Efendim, Moskova oyle istiyor, biz ne yapalım?" diyerek yurt dışına ihraç edebilmişti. Aslında, Türkiye'nin Osman Hopa'ya 1939'da yaptığını Buğun Muhammed Salih'e karsı olan tutum ile karsılaştırırsak, Muhammed Salih'e yapılmakta olanı belki "daha hafif" olarak yorumlayabiliriz. Ama elbette, her iki olay da af edilebilir bir tutum değildir.
Ama, Osman Hoca hiç bir zaman Türkiye'ye gücenmedi, 1939'da resmen kovulmuş olsa bile, 1946'da Türkiye'ye geri dondu ve mezarı Üsküdar' ı n Sultantepe'sindeki Özbekler Tekkesi (İstanbul) mezarlığındadır, 1968'den beri orada yatıyor.
Muhammed Salih de ona karsı yapılmış olan garip muamele ve tutum dolay isiyle, elbette Türkiye'ye gücenmiş değildir, gücenmeyecektir de! Ama, Türkiye'nin devlet düzeyinde düşünmesi gerekiyor: Turk cumhuriyetlerine karsı bizim diş politikamız nasıl olmalı ve hangi ilkelere dayanmalı? Geçmişte bizim nasıl hatalar yaptık ve Buğun nasıl yanlış adımlar atıyoruz? İlerdeki bir olası senaryoda biz Cumhurbaşkanı Muhammed Salih'in karsısına geçip yüzüne nasıl bakacağız?
Türkiye'nin bunu acı acı düşünmesi gerekiyor...
SON GELİŞMELER
05.12.2001
Muhammed Salih'in Haklarını Koruma Komitesi
Komitemize ulaşmak için yeni bir email hesabi açılmıştır. Muhammet Salih'le ilgili her türlü haber bilgi ve çevrenizde yapılan çalışmaları msalih-komite@uzbekisatnerk.org adresine iletebilirsiniz. Buradan biz bir derleme yaparak basına duyuracağız. Komitemize Almanya'dan dostlarımızda katılmış ve Berlin şehrinde komitemizin çalışmaları sahasına girmiştir.
Son gelişmeler
Prag - Muhammed Salih Çek ve batılı gazeteciler ile örüşmüştür. Bu konudaki bilgileri yarın size ileteceğiz.
Azerbaycan - Komitemizin Baku temsilcisi Azar Hasret Azerbaycan basınına bir makale ile durumu bildirmiş ve Muhammed Salih'in serbest birakilmasi için Baku de faaliyetlere başlamıştır.
Türkiye - Liberal Demokrat Parti Başkanı Besim Tibuk'un Çek Elcisini arayarak Muhammed Salihin serbest birakilmasi isteğini iletti.
Kıbrıs - KKTC eski Kültür bakanı Ve Kibatek başkanı İsmail Bozkurt Muhammed Salih için girişimlerde bulunmaktadır. Sayin Cumhurbaşkanı Denktaş'a bir mektup gönderip ilgilenmesini isteyeceğini belirtmiş ve Ayrıca yüz yüze görüşmek için randevu da isteyecek.
Almanya - Dışişleri Bakanlığı Orta Asya masası Prag Büyükelçiliğini konuyu takip etmesi için anında görevlendirdi. Hukuk devleti Çek Cumhuriyetinin ölüm tehlikesi olan bir ülkeye sınırdışı edeceğini sanmıyor. Norveç'in Avrupa çapında önder olmasını bekliyor. Dört partinin yetkililere (cumhurbaşkanlığı, başbakanlık, bakanlıklar ve Meclis İnsan hakları Komisyonu dahil) başvurulmuştur. Yetkililer Çek Cumhuriyeti ile ve Cumhurbaşkanı Havel ile irtibata geçmeye başlamıştır.
Ayrıca Amnesty'nin açıklaması yüzlerce kişiye ve uluslararası kuruluşlara ulaştırılmıştır. Tepki mesajları da Çek Cumhurbaşkanı, Çek Meclis Başkanına ve Çek Meclisi Grup Başkanlarına yollanmıştır.
TÜRKİYE, ABD VE MUHAMMED SALIH
05.12.2001, Türkistan Bülteni
Ahmet Bican ERCİLASUN
Muhammed Salih 28 Kasım'da Prag'da Çek polisi tarafından tutuklandı. Türkiye'yi yönetenler Avrupa Birliği cenderesinden ve IMF prangasından kendilerini kurtarabilirlerse, Özbekistan' ı n meşru muhalefet lideri Muhammed Salih'le de ilgilenebilirler. Büyük ve güçlü bir Türkiye işte böyle günler için lâzım. Ama ülkemizi gittikçe küçültüp yoksullaştıranlar, kendi yarattıkları bu durumu şimdi iktidarlarının uzaması için bir mazeret olarak kullanma gayreti içine düşmüşler. Böylece dünya siyasetinde belki de ilk defa, ülkelerinde bunalım yaratanlar, aynı bunalımdan hayat buluyorlar. Onlar hayatlarını kör topal sürdürüyorlar ama ülke gittikçe daha fazla yoksullaşıyor, gittikçe daha fazla köleleşiyor. Artık isçiler ve memurlar maaşlarının artması için IMF yetkililerine başvuracak hâle geldi. Bu arada Türkiye'nin bölgesinde ve Türk dünyasında oynaması gereken rol de Artık unutuldu. Birleşik Avrupa Ordusu için taviz de veririz; Avrupa Birliği için gerekirse Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini de feda ederiz. Muhammed Salih de ne ki?... Türkiye'nin böyle bir meselesi mi var? Türkistan'daki kardeşlerimiz olarak böyle bir meselemiz yok; çevremizde güvenli bir kuşak oluşması açısından böyle bir meselemiz yok; insan hakları bakımından böyle bir meselemiz yok.
Kimden ümit var olalım? Muhammed Salih'in şiirleri için bir zamanlar takdirkâr bir ön söz bile yazan Bülent Ecevit'ten mi? Fakat o, bir vakitler haşhaş ekimi için dahi ABD'ye kafa tutan Ecevit değil ki ... Köy-kent tutkusu dışında her konuda değişmiş olmakla övünüyor;
Muhammed Salih'in şimdi sırası mi?
Başka kimden ümit var olalım? Altaylardan Tunaya günlerinin ve esir Türk haftalarının hatıralarına dayanarak MHP'ye mi ümit bağlayalım? Bir zamanlar Tanrı dağları kadar Türkçü başbuğ. Simdi Or-An tepesi kadar Türklüğümüz kaldı mı bilmiyorum. Biz Ecevit'e eğiliyoruz, Ecevit IMF'ye. Yine de yaşasın Tekir yaylaları! ...
Belki ANAP'a ümit bağlayabiliriz. Ne de olsa Türk dünyasıyla ilk sıcak ilişkileri bu partinin ilk genel Başkanı kurmuştu. Hazır içerden muhalefetin güzel örneklerini de sunarken, üstelik Ankara'nın yolunu Diyarbakır'dan geçirecek kadar demokrat tavırlar sergilerken doğrusu bu parti, Muhammed Salih'in insan haklarına da sahip çıkabilir diye ümitlensek hiç de haksız sayılmayız. Hele Muhammed Salih'in de dostu olan bir dostumuz bu partinin yöneticilerinden biri iken.
Dokuzuncu Cumhurbaşkanımıza ne dersiniz? Gerçi Muhammed Salih onun zamanında Türkiye'den çıkarıldı ama olsun! Ne de olsa önceki cumhurbaşkanımız, İslâm Kerimov'un ağası. Bakarsınız ağalığın geregini yapmayı hatırlar. Hem de hâlâ Türk Dünyası Kurultayı'nın hâmiliğini yaptığına göre ... Belki de örs üzerindeki demire çekiç vururken Muhammed Salih hatırına geliverir. O zamana kadar iş işten geçmemiş olursa. Şu çekiçli Ergenekon tablosuna ne kadar da yakışan liderlerimiz var!... Mavi gömlek mavi kasketli; ağır adım, oynar yüzlü; ak güvercin sekişli aksakallarımız... Çizgi sekmez yüzlü, kirpik oynamaz gözlü, Tekir yaylası gürleyişli devlet kuşlarımız. Vur, vur dağlar inlesin; bozkurdumuz ulur, yağılar dinlesin!. Ordu'nun yiğit delikanlısını da unutmamak lâzım. Töre konuşturan ağabeylerinin güçlü pazusu değil mi o? Vallahi çekici bir kaldırdı mi, elinden fırlayıp meclis lokantasına düşer de bir daha kimse haddi olmayan sandalyelere oturmak cesaretini gösteremez. Haaa, bir de bizim demokrat mi demokrat basınımız var. Her ne kadar olağan üstü durumlarda ihtilâlciler önünde esas duruşa geçme gibi bir alışkanlıkları varsa da basınımızın demokratlığına diyecek yoktur. Hele kartel olanı. Eğer rakibi olan televizyon 15 gün ceza yerse demokrasi adına amuda bile kalkar. Son zamanlarda Azerbaycan prezidenti ile de başbaşa resimler çektirmişken, bazı ortakları da Özbekistan'da büyük yatırımlar yapmışken acaba bu büyük gazetelerimizden Muhammed Salih için bir şeyler umabilir miyiz? Ne de olsa adımız özgürlük. Yanılmıyorsam ABD de Muhammed Salih'i Özbekistan' ı n meşru muhalefet lideri kabul ediyordu. Afganistan operasyonu sırasında Özbekistan'dan üs koparma karşılığında Muhammed Salih'i feda ettiği söylentileri doğru ise bundan böyle ABD'nin demokrasi havariliğine kimse inanmayacaktır. Büyük devletler inandırıcılıklarını kaybettikleri andan itibaren çöküşe geçerler. Haydi bakalım prezident Bush, demokrasi ideallerini görelim. Ancak senin ısrarınla Muhammed Salih bırakılır ve ancak o zaman yukarıdaki söylentinin doğru olmadığı anlaşılır. Üstelik senin ülkenin Radio Liberty'si Muhammed Salih'i Prag'a davet etti. Eğer Muhammed Salih'in basına bir şey gelirse Kerimov'la Bush anlaşıp Muhammed Salih'e tuzak kurdular; Radio Liberty tarafından Salih'in Prag'a davet edilmesi bu tuzağın bir parçasıdır, suçlamalarından kurtulamazsınız. Belki de bu beklenmedik bir olay. Ama ne olursa olsun, ABD'ye ait bir radyo tarafından davet edildiği için bir, demokrasi idealinin öncülüğü iddiasında olduğu için iki, ABD, Muhammed Salih'i kurtarmaya mecburdur. Aksi takdirde tuzak kurma ithamlarından da kurtulamayacaktır; beni ve Muhammed Salih'i sevenleri de Artık demokrasi ideallerine inandıramayacaktır. Türkiye'deki siyasîlerden ve basından ümidi kesenler!
Kıpırdamaya mecbursunuz. Ya kıpırdayacak, ya başınıza gelenlerden şikâyet etmeyeceksiniz. Yapılanlara ses çıkarmamak demek, bunlara müstahak olmak demektir. Bugün Muhammed Salih'in başına gelenler yarın Türkiye'yi sevenlerin de başına gelir. Türk dünyasının bütün gönüllüleri; susmamak zorundasınız. Mehmet Tütüncü'nün sitesini, Türk Gazete Topluluğu'nun sitesini izleyiniz. Oralarda yer alan Muhammed Salih hakkındaki İngilizce mektubu, basta Havel olmak üzere ilgililere gönderiniz. Star gazetesi yazarı Halit Kakınç'a, Türkiye gazetesi yazarı Altemur Kılıç'a, Yeni Şafak gazetesi yazarı Akif Emre'ye teşekkür ediniz. Türkiye için, Türk Dünyası için birlik olmazsak "erk"imiz de, gücümüz de olmaz; yabancılar tarafından yediler, yabancılar tarafından güdülürüz. Ak güvercin sekişli, Tekir yaylası gürleyişli liderlerin çok çok becerikli politikalarına razı değilseniz; bu politikaların sonuçlarına müstahak olmadığınızı düşünüyorsanız susmayınız; kıpırdayınız. İlk hareketiniz Muhammed Salih için olsun! Dede Korkut'u, Türkçülüğün Esasları'nı Özbek Türkçe'sine aktaran Muhammed Salih için. Türk Dünyası ülküsüne gönül veren Muhammed Salih için. Hürriyet ve demokrasi savaşçısı Muhammed Salih için.
Çek Cumhurbaşkanı Vaclav Havel Muhammed Salihin Prag'da tutuklanmasını kendi devleti itibarına leke düşürdüğünü Bildirdi
06.12.2001
Türkistan Bülteni
"Liberty" radyosunun verdiği habere göre, Çek Cumhurbaşkanı Vaclav Havel Muhammed Salih'in Prag'da tutuklanmasını kendi devleti itibarına büyük leke düşürdüğünü bildirdi.
Çek Cumhurbaşkanı Muhammed Salih'e karşı Özbekistan hükümeti tarafından isnad edilen suçlamaları öğrendiğini ve bunların esassız olduğu neticesine vardığını söyledi. Çek Cumhurbaşkanı Çek Adli Meriçlerinin da aynı fikirde olduğunu belirtti.
Milliyetçilik: yeni tanıma doğru
06.12.2001, HÜRRİYET
Hadi ULUENGIN
ÖNCE, Halit Kakınç'ın ‘Star' gazetesinde ‘Milliyetçiliğin Yeni Bir Tarifi Gerekiyor' başlıklı makalesinden bir bölüm aktaracağım.
Yazının sonunda da kısa bir yorum getireceğim.
* * *
‘SALKIM Hanım' ı n Taneleri' adlı filmin içeriğine girerek ayrıntıda boğulmak istemiyorum. Yalnızca bir kaç şey söylemekle yetineceğim.
Bin yıldan beri Anadolu toprakları nice acılara boğulmuştur. Acı günler ve acı olaylar da en az tatlı günler kadar yaşanmış; beyinlere nakşolmuştur.
Ben, Türk'üm! Bu ülkeyi canından çok seven bir insanım. Üstelik, Anadolu dışında kalan Türk asıllı gruplarla en fazla ilgilenenlerden birisiyim.
Ne var ki, bu tavrım bir 6 - 7 Eylül hadiselerini yaşayarak mağdur olmuş gayrımüslimler için üzülmemi; Varlık Vergisi yüzünden ezilmiş, itilmiş, kakılmış Rum'un, Ermeni'nin, Yahudi'nin dramları için de üzülmemi engellemez.
Bu, insan olmak ve bu toprağı tüm çileleri, sevap ve günahlarıyla sahiplenmek için bir önkoşuldur! Yönetmen Giritlioğlu ‘milliyetçilik, önce bilgi gerektirir' diyor. Yüzde yüz katılıyorum. Karakoyunlu da Ahmet Çakar'ın romanı okumadığından yakınıyor.
Ve, ‘okusa bile anlayacağından emin olmadığını' söylüyor.
Korkarım, ben de öyle düşünüyorum...
* * *
BU arada çok tatsız bir gelişme oldu. Özbekistan'ın sürgündeki muhalefet lideri Muhammed Salih dün Çekya başkenti Prag havaalanında gözaltına alındı.
İlk açıklamaya göre tutuklama nedeni Özbek hükümetinin Salih'e ilişkin olarak iki yıl önce İnterpol'e gönderdiği kırmızı bülten. Salih ‘Radio Liberty'nin davetiyle Prag'a gitmişti. Üç gün içinde mahkemeye çıkartılacak.
İnsan hakları kuruluşları aktif olarak devreye girmiş durumda.
* * *
BENİM Ahmet Çakar'a ve partidaşlarına bir çağrım var: Muhammed Salih'in avukatının adı Murch Koftova... Cep telefonu da 00-4202-22-721424.
Aranızda, milliyetçiliğin Türkiye'nin yüzakı bir filme saldırmak ve de Özbekistan diktatörü Kerimov tarafından ağırlanmaktan başka bir şey olduğunu düşünenler varsa, bu numarayı arasınlar!
Türk dünyasının bir başka gururu, laik ve demokrat Muhammed Salih'in serbest bırakılması için hem milliyetçi, hem de çağdaş bir tavır koysunlar!'
* * *
BEN ‘milliyetçi' değilim ama Kakınç'ın yukarıdaki yazısına imza atıyorum.
Zaten, Türkçü muhalif lider Muhammed Salih Özbekistan diktatoryasının katakullisine gelerek 28 Kasım günü Prag'da tutuklanır tutuklanmaz, avukatına telefon etmesem bile, üyesi bulunduğum iki uluslarası basın kuruluşunun ve ‘Amnesty İnternational'un devreye girmesi için hemen kolları sıvadım.
Heyhat, Salih'in tutuklama kararı önceki gün uzatıldı ve yeniden mahkeme önüne çıkartılmasının bir aydan önce gerçekleşmeyeceği anlaşılıyor.
Fakat aynı şekilde, ‘milliyetçi' (!) Ahmet Çakar yukarıda sözü geçen filme veryansına başladığı an ben yine net tutum aldım. Tarihi inkar etmeden, günah ve sevaplarıyla o tarihi bir bütün olarak kabullenmemiz gerektiğini kaydettim.
Ben buna ‘yurtseverlik' diyorum. Artı, ‘demokratlık' sıfatını ekliyorum.
Ve, burada tanım değil tavır önemli!
Kendisine ‘milliyetçi' diyen Halit Kakınç ve ‘yurtsever' diyen ben eğer Türkçü Muhammed Salih'i ve gerçekçi ‘Salkım Hanım' ı n Taneleri'ni ortaklaşa sahipleniyorsak, varsın tariflerimiz farklı olsun, aynı yolun yolcusuyuz!
Ama Kakınç'ın önerisine katılıyorum, elbirliğiyle yeni bir tarif yapalım da ‘milliyetçilik' mi, ‘yurtseverlik' mi kavramlarında karar kılalım.
‘Taşkent Baharı'na geçit yok!
07.12.2001, Milligazete
Hakan Albayrak
Prag, 1968.
Hürriyet ilan edilmiş, sansür kaldırılmış, kilisenin faaliyetleri serbest bırakılmış, Sovyet komünizminin kararttığı ufuk aydınlatılmış, halk geleceğe umutla bakmaya başlamıştır.
Çekoslovakya Komünist Partisi Genel Sekreteri Aleksander Dubçek'in “insani bir sosyalizm”e matuf ıslahat hareketi, sadece kendi halkına değil, Sovyet hegemonyası altında yaşayan bütün Doğu Avrupa halklarına umut vermektedir.
Derken “Brejnev Doktrini” girer devreye; Kızıl Ordu Çekoslovakya'yı baştan başa işgal eder; bağırlarını açıp tankların önüne dikilen özgürlük aşığı yiğitler ezilip geçilir; Dubçek ve arkadaşları tutuklanıp Moskova'ya götürülür...
Tarihe “Prag Baharı” diye geçen kıyam bastırılmış, Moskova'nın arsız çocuğu (!) hizaya getirilmiştir.
Çekoslovakya'da istibdat rejimi yeniden tesis edilir.
Çatlak ses çıkarmaya devam eden aydınlar bir bir tutuklanır.
1990'lı yıllara kadar devam eden demir yumruk siyasetinin kurbanları arasında ünlü yazar Vaclav Havel de vardır.
Havel, hürriyet aşkının bedelini zincire vurularak öder.
***
Prag, 2001.
Demir perdenin yerinde yeller esmektedir.
Başkanlık sarayında hürriyet kahramanı Vaclav Havel oturmaktadır.
Soğuk savaş yıllarında istibdat kurbanlarının sesi olarak bütün dünyaya nâm salan “Hür Avrupa Radyosu”nun merkezi artık Prag'dadır.
Norveç'te sürgün hayatı yaşayan Özbekistan Demokratik Erk Partisi lideri Muhammed Salih, bu radyodan aldığı bir davet üzerine Prag'a gelmekte hiçbir sakınca görmez.
Havel'in ülkesinde emniyette olacağını düşünür.
Nitekim Prag Havaalanı'nda emniyet mensupları tarafından karşılanır.
Fakat polisler onu korumak için değil, tutuklamak için gelmişlerdir.
Ülkesindeki dikta rejimine karşı mücadele eden bir hürriyet aşığı, vaktiyle aynı mücadeleyi veren başka bir hürriyet aşığının yönettiği bir ülkede, bir diktatörün ricası üzerine zincire vurulur!
***
Özbekistan, Sovyet artığı İslam Kerimov'un demir yumruğu altında inim inim inliyor.
Çek hükümeti, bu diktatörlüğe karşı çıktığı için ölüm fermanı imzalanan ve çareyi “hür dünya”ya iltica etmekte bulan Muhammed Salih'i tutuklatmak suretiyle, Özbek zindanlarında işkenceyle öldürülen binlerce rejim muhalifinin mezarına tükürmüş oldu.
Havel bunu içine sindirebiliyor mu?
Muhammed Salih derhal serbest bırakılmalı ve hem Salih'ten hem de mazlum Özbek halkından özür dilenmeli.
“Bahar”, Taşkent'in de hakkıdır.
Bu hakkı savunmaktan başka sucu olmayan Salih'in Kerimov'a teslim edilmesi, Prag için ebediyen utanç mevzuu olacaktır!
Muhammed Salih'e özgürlük!
Muhammed Salih'i Koruma Komitesi, Erk Partisi liderinin serbest bırakılması için bir kampanya başlattı.
Aşağıdaki mektubu Çek Cumhurbaşkanı Vaclav Havel'e faks veya elektronik posta yoluyla göndererek kampanyaya katılabilirsiniz:
“Dear President Havel
I cannot believe that your country detains Mr. Muhammed Salih of Uzbekistan, a well known opposition leader and poet.
Dear President,
It is impossible not to see the similarities between your career and Mr. Salih's. Only difference is that he did not have Europeans nearby to help him out to establish democracy in his country. I believe only crime (!) he has committed is to ask for a regime for his people that give them freedom and dignity and well deserved civilized living conditions after 200 years of brutal oppression.
I strongly protest your country's detention of Mr. Salih and demand immidiate release and apology to him.”
***
Havel'in faks numarası: 00420 2 24 37 22 35
E-posta adresi: president@hrad.cz
Salih'in işkenceyle öldürülmesini mi istiyorlar?
Hapishane yetkililerinin teslim ettiği ceset korkunç bir haldeydi. Yüzünün yarısı parçalanmıştı. Vücudu darbe izleriyle, kesiklerle doluydu. İşkenceden öldüğü aşikardı. Fakat yetkililer, Yurahon Azimov'un ailesiyle ve bütün dünyayla dalga geçercesine, “Ölüm sebebi kalp krizi” diyorlardı. Tutuklandıktan birkaç gün sonra tırnakları sökülmüş bir halde ölü olarak ailesine teslim edilen Azim Hocayev de “kalp krizi” mağdurlarındandı! Kaburgaları kırılmış, dişleri dökülmüş ve her tarafı çürükler içinde kalmış İmam Kabil Muradov'un ise “ranzadan düşüp öldüğü” açıklandı!
Liste uzayıp gidiyor.
Özbekistan'da devlet güçleri tarafından vahşice katledilen rejim muhaliflerinin haddi hesabı yok. Çekler, bu uzun listeye Muhammed Salih'in de girmesini mi istiyorlar?
Milliyetçiliğin yeni bir tanımına doğru
07.12.2001, Star
Halit KAKINÇ
Önce bir teşekkür borcumu yerine getirmeliyim. Hürriyet yazarı Hadi Uluengin, gazetesinin dünkü sayısında, Salkım Hanım'ın Taneleri ve Muhammed Salih bağlantılı yazımdan aktarmalar yapmış. Ve altına imzasını atabileceğini belirtmiş.
Sağolsun. Kendisi ile tanışma fırsatım olamadı. İlginçtir, herhalde kalp kalbe karşı olmalı ki, yazılarının sadık bir okuyucusuyum. Rafine zekásı, gerçek anlamdaki aydın tavrı ve kıvrak üslubu ile büyük keyif alarak okuduğum sayılı kalemşörden bir tanesidir.
Sayın Uluengin. Milliyetçilik ve yurtseverlik tariflerimizin birbirinden herhangi bir farkı olacağını sanmıyorum.
Kendi dönemlerini aşması ve bugüne kadar değerlerini yitirmemiş olmaları açısından, bu konuda benim hoşuma giden iki tarif var. Birisi, Yusuf Akçura'ya ait. Akçura, 16 Eylül 1919 tarihinde İstanbul Türk Ocağı'nda verdiği bir konferansta, Demokratik Türkçülük adını verdiği yurtseverliği şöyle tanımlıyordu:
'...Demokratik Türkçülük, milliyet esasını her millet için bir hak olarak telakki ediyor ve Türkler için taleb ettiği bu hakkı, diğer milletlere de aynı derecede hak olarak tanıyordu... Demokrat Türkçüler, diğer milletleri temsil etmek şöyle dursun, idareye çalışmayı bile, o kuvveti tenkise sebep olacağından, zararlı sayıyorlardı... Demokratik milliyetçilik, gasb edilen hakkı almağa, gasb edilmek istenilen hakkı müdafaaya çalışır...'
'Milletler eşit olsun'
Yaklaşık aynı yıllarda, efsanevi Tatar asıllı milli komünist Mirseyid Sultangaliyev de, şu sloganı kullanıyordu: 'Millet bir olsun... Milletler eşit olsun!'
Benim daha sade, daha halk işi bir formülüm var. Şöyle diyorum: Üç-dört yaşlarında, bukleleri kordelalı bir kız çocuğu kaldırımda oynarken, kontroldan çıkan bir kamyonun altında kalır ve biz de bu olaya tanık olursak, dünyamız kararır... Hele hele eğer bu kız çocuğu, bizim kendi çocuğumuz ise onunla birlikte mánen biz de can veririz.
Yurtseverliğin nüansı bence sadece bu kadar. Aynı çatı altında yaşadığımız için, öncelikle kendi minik kızımızı gözetiriz. Lákin, sembolik anlamda - bukleleri kordelalı yerkürenin tüm kız çocukları gönlümüzün parçasıdır.
Sayın Uluengin, size sevgilerimi yolluyorum. Kabul buyurun.
Salih'in haklarını koruma komitesi
Bu arada, Muhammed Salih'in Prag'taki tutukluluğu devam ediyor. Olumlu haber, Amsterdam, Brüksel, Berlin, Moskova, Oslo, Prag, Washington, Bakü ve Taşkent kentlerinde Muhammed Salih'in Haklarını Koruma Komitesi adını taşıyan bir örgüt oluşarak faaliyete geçti.
Muhammed Salih, tutuklu bulunduğu cezaevinde Çek ve Batılı gazeteciler ile görüştürüldü. Almanya'da, Dışişleri Bakanlığı'nın Orta Asya Masası, Prag Büyükelçiliği'ni konuyu takip etmekle görevlendirdi. Norveçli yetkililer, Çek makamları nezdinde başvuruda bulundu. Amnesty International'ın açıklaması, uluslararası kuruluşlara gönderildi. KKTC Kültür eski Bakanı İsmail Bozkurt da, uluslararası boyutta ses getirecek girişimler yaptı.
Türkiye mi?..
Ahmet Bican Ercilasun imzalı bir e-mail aldım. Bu konuda sözü ona bırakmak, belki de en iyisi:
'Kimden ümitvar olalım?.. Muhammed Salih'in şiirleri için bir zamanlar takdirkár bir önsöz bile yazan Bülent Ecevit'ten mi? Fakat o, bir zamanlar haşhaş ekimi için dahi, ABD'ye kafa tutan Ecevit değil ki!
Altaylar'dan Tuna'ya günlerinin ve Esir Türk Haftaları'nın hatıralarına dayanarak MHP'den mi?'
Avrupa Birliği imiş... IMF'miş... Hükümetimizin işi başından aşkın. Özgürlük ve demokrasi savaşı ve savaşçılarına ayıracak vakit mi var!
Doğrusu pek hoşsunuz, Sayın Ercilasun.
Vatslav Havel: "Muhammed Salih'in insan hakları için savaştığına ve de suçsuz olduğuna eminim...''
07.12.2001, Radio Free Europe
(Sunucu) Zebunisa:
Daha önce de belirttiğimiz gibi 6 Aralık günü ''Radio Free Europe'' muhabiri ile görüşen, komünizm rejimi döneminde kendi özgürlük idealleri uğruna bugün Muhammed Salih'in de tutuklu bulunduğu Pankrats hapishanesinde yatmış olan Çek Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Vatslav Havel, Muhammed Salih'in Çek Cumhuriyetinde tutuklanmış olmasının ülkesinin uluslararası itibarını zedelediğini belirtti. Çek televizyon kanallarının verdiği haberlere göre Çek kamuoyunun da Muhammed Salih konusundaki görüşü Cumhurbaşkanı ile aynı. Adalet Malik tarafından hazırlanan radyo programında Muhammed Salih'in tutuklanması ile ilgili olarak Cumhurbaşkanı Havel'in düşünceleri ve Çek kamuoyunun görüşü belirtilmiştir.
Adalet Malik:
Özbekistan ERK Demokrat Partisi Lideri Muhammed Salih'in Prag'da tutuklanması genelde asayiş ve sükunet içindeki Çek kamuoyunu dalgalandırmıştır. Çekler, Muhammed Salih'in tutuklanması konusunun gelişim sürecinde, özgür ve demokratik diye adlandırdıkları ülkelerinin ne derece demokratik esaslara ve uluslararası kanunlara uyduğunun görülebileceğini söylüyorlar. Her ne kadar Çek Cumhuriyeti Avrupa Birliği'ne üye olmaya çalışıyorsa da, aralarında Adalet Bakanlığının da bulunduğu memleketin birçok kurumunun bazı yükümlülüklerini hemen yerine getirememeleri ülkenin Avrupa Birliği devletleri arasına katılmasına, büyük engel teşkil etmektedir.
Belirtmek gerekir ki Çek yayın organları ve ülkede yabancı dillerde yayınlanan gazeteler Muhammed Salih konusuna geniş yer vermektedirler. Çek Cumhuriyeti'nde ön kanat içtimai Demokratik Partisi'ne bağlı “Lubova novini” gazetesinde İçişleri Bakanı eski yardımcısı Petrushko Shuhrova'nın “Diktatör Hizmetinde mi?” makalesi yayınlanmıştır. Shuhrova bu makalede Çek polisinin Prag havaalanında Özbek şairi ve Özbekistan demokratik muhalefet liderinin gözaltına aldığını da belirtmiştir. Makalede ayrıca Çek Cumhuriyeti'nin Salih'in Taşkent'e iade etmesinin Orta Asya'daki diktatörün ciddi siyasi rakibinden kurtulmasına yardımcı olacağını, böyle bir endişenin vatandaşlarımızın gönlünü rencide etmekte olduğu yazılmış ve Çek kamuoyuna buna izin vermemeleri için çağrıda bulunulmuştur. Geçmişte İçişleri Bakanlığının yüksek makamlarında çalışmış olan Shuhrova, şimdiki Bakan Stanislav Grun'dan Muhammed Salih'in serbest bırakılmasını ve meydana gelen bu olaydan dolayı kendisinden özür dilemesi gerektiğini belirtti.
Aynı zamanda merkezi partilere bağlı “Nota Fronte-nevs” gazetesinde yayınlanan bir makalede “Muhtaç İnsanlar” adlı özel teşkilat vekili Tomash Boyar' ı n Muhammed Salih meselesi hakkındaki fikri yer almıştır. Makalenin yazarı Özbekistan' ı n uluslararası teröre karşı olan tutumunun övgüye layık olduğunu, ancak son 10 yıl içinde Özbekistan halkının tamamen ülke Cumhurbaşkanının hizmetkarlarına dönüşmüş olduğunun altını da çizmekte olup, Özbekistan ile ilişkilerini geliştirmek isteyen devletlerin dünyanın en zorlu hükümetiyle karşı karşıya olacaklarını her zaman gözönünde bulundurmaları gerektiğini vurgulamaktadır. Makalenin yazarı Muhammed Salih olayının Demokratik bir Devlette ne tür olaylara yol açabileceğini ve de terörizm ile savaş maskesi altında meydana gelen dalgalanmanın Prag'da da hissedildiğini vurgulamış.
Muhammed Salih meselesi konusunda fikir bildiren Çek aydınlarından Vasko Cumhurbaşkanı'nın söylediklerine katıldığını bildirmiş, “Ben Cumhurbaşkanı Havel'in Salih meselesinde bürokratik hatanın meydana geldiği yolundaki fikrine katılıyorum, çünkü bu kişi ülkemize BM belgeleri ile giriş yapmıştır. Ben her zaman ülkemizin demokratik bir devlet olduğuna inanmışımdır. Ancak Muahmmed Salih ile meydana gelen hadise bunun aksini göstermekte dedi. Onun düşüncesi ise,meselenin en kısa zamanda çözümlenmesinin,Çek Cumhuriyetinin hakikatten de Demokratik bir devlet olduğunun göstergesi olacağı yönünde.
‘Free Europe' Radyosu
Muhammed Salih'in Prag havaalanında Birleşmiş Milletler'in Cenevre Konvensiyonu'na dayanılarak verilen belgelere sahip olmasına rağmen gözaltına alınması Çek polisinin uluslararası kanunları iyi bilmediğinin göstergesidir. Zaten Çek Cumhurbaşkanı Vatslav Havel de Radio Free Europe muhabiri ile yaptığı görüşme esnasında Muhammed Salih'in gözaltına alınmasını “bürokratik hata ve İslam olgusundan korku” olarak nitelendirmiştir (Vatslav Havel'in sesinden). Cumhurbaşkanı Havel, Muhammed Salih'in totaliter devlete teslim edilmesinin mümkün olmadığını ve onun Norveç'e geri gönderilmesi gerektiğinin altını çizdi. Radio Free Europe muhabirinin neden Çek Cumhurbaşkanı bu zaman kadar Salih meselesi ile ilgili düşüncesini bildirmediği sorusuna geçmişte muhalif faaliyetlerinden dolayı bir dönem hapis cezası almış olan Çek Cumhurbaşkanı Vatslav Havel “ Ben kendi fikrimi bildirmeden evvel bütün bilgileri gözden geçirmem gerekirdi. Interpol'ün tutumunu “anlamsız” diye adlandırmaya dilim varmıyor, ancak şimdi ben Salih'in insan hakları için savaştığını ve de suçsuz olduğuna inanıyorum ve buna eminim. Ben bu fikrimi Çek Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı'na bildirdim” şeklinde cevap verdi.
Muhammed Salih'e özgürlük…
07.12.2001, Yenişafak
Cengiz ÇANDAR
Gece yarısı 'sos' rumuzlu bir elektronik posta mesajı aldım. Muhammed Salih, 28 Kasım günü Amsterdam'dan geldiği Prag'da Çek İnterpol birimi tarafından gözaltına alınmıştı. Durum ertesi gün anlaşıldı. Özbekistan'daki İslam Kerimov rejimi, Muhammed Salih'in Özbekistan'a iadesi amacıyla Çek İnterpolü'ne başvurmuştu. Muhammed Salih, merkezi Prag'da bulunan Hür Avrupa Radyosu/Özgürlük Radyosu'nun daveti üzerine ayak bastığı bu Orta Avrupa ülkesinde şimdi demir parmaklıkların ardında. 40 günlük süre sonunda, Çek makamları ya Muhammed Salih'i salıverecekler; ya da İslam Kerimov'a teslim edecekler.
İslam Kerimov'un iddiası, 1999 Şubatında meydana gelen ve 16 kişinin öldüğü bombalı eylemde Muhammed Salih'in parmağının bulunduğu yani 'terörist' olduğu. Muhammed Salih, gıyabında 15 yıla mahkum oldu. Ancak, işin ilginç yanı, Kerimov'un karşısında 1992 yılında Cumhurbaşkanı adayı olan, Özbekistan Erk Partisi'nin ve Özbekistan ana muhalefet lideri Muhammed Salih, Stalinist diktatörün gazabını çektiği için o tarihten beri yurt dışında. Kerimov, Muhammed Salih'e erişemeyince ve iftiraları dünya demokrasi çevrelerinde yüz bulmayınca, Muhammed Salih'in üç kardeşini tutuklattı ve işkence altında tutuyor.
Muhammed Salih'in Özbekistan'ı terkettiği vakit, gelip sığındığı ülke tabii ki Türkiye idi. Ancak, İslam Kerimov'un baskılarıyla Ankara yüz kızartıcı bir davranışla, Muhammed Salih'i Türkiye dışına çıkarttı. Oysa, Azerbaycan'da Ebulfez Elçibey, Türkiye öncesi konuğu olan Muhammed Salih'i İslam Kerimov kendisinden istediğinde, cevaben 'Muhammed Salih'i almak için göndereceğin adamları tutuklatırım' diye karşılık vermiş ve Muhammed Salih'in Türkiye'den çıkartılmasını duyduğunda 'bele (böyle) şey olmaz' diye öfkelenmişti.
Adını ilk kez 80'li yılların sonlarında Sovyetler Birliği'ne başkaldıran 'Özbek ulusal lideri ve tanınmış şair' olarak duyduğum Muhammed Salih'le, ilk kez, 1992 yılında Taşkent'te biraraya geldim. O sırada Türkiye'nin Dışişleri Bakanı da Taşkent'deydi. Kendisini Amerikan Dışişleri Bakanı James Baker ziyaret etmişti ama tutkuyla bağlı olduğu Türkiye'nin yetkililerinin ilgisizliğinden burukluk duyuyordu.
Orta Asya'da örneğine pek az rastlanabilir bu 'demokratik kişiliğin şu sıra böylesine çirkin ve hayat riski taşıyan bir duruma düşürülmesinde, Türkiye'nin ağır sorumluluğu var. Ama Türk hükümeti bu konuda sağır ve dilsiz. Hükümetin 'Türk dünyasına duyarlı' zannedilen ortağı MHP'nin ise, Salkım Hanım'ın Taneleri ile uğraşmaktan Muhammed Salih'e ayıracağı vakti ve enerjisi yok.
Muhammed Salih'in özgürlüğüne kavuşması için, Uluslararası Af Örgütü, Helsinki Yurttaşlar Meclisi ve Human Rights Watch (Amerikan İnsan Hakları İzleme örgütü) gibi uluslararası demokratik sivil toplum kuruluşları ve Norveç hükümeti ile Çek Cumhurbaşkanı Vaclav Havel gibileri uğraşıyorlar.
Belli: Amerika'nın 'içinden' ve dışarıdan, demokratik dünya zemininden hareket etmek zorundayız. Başka çare yok. Bu iş, özgürlük ve demokrasi yanlılarının işi.
Bu işin peşini bırakmayacağız…
Muhammed Salih'e destek
07.12.2001, Milliyet
Taha AKYOL
ÖZBEKİSTANLI muhalefet lideri Muhammed Salih, şu anda, Çek Cumhuriyeti'nin başkenti Prag'da tutuklu!
Çünkü Özbekistan Devlet Başkanı Kerimov, demokrasi isteyen Salih'i "terörist" ilan etmiş ve hakkında kırmızı bülten çıkarmıştır!
Muhammed Salih'in terörle kesinle alakası yoktur. Yüksek kalitede bir entelektüeldir, 'Türkçü' bir liberal demokrattır.
Kendisini yakından tanırım; dostumdur.
1989'da Sovyet lideri Gorbaçov kapıları açınca, gençliğimin tatlı rüyası "Turan"a gittiğimde, Taşkent'te Muhammed Salih'in evinde bir gece misafir olmuştum.
Çalışma odasında, duvarda çeşitli fotoğraflar vardı; ikisi kalpaklıydı: Enver ve Mustafa Kemal paşalar...
Ötekiler, Şair Çolpan ve Ekmel İkram gibi Asya Türklüğünün "milli medeni intibah" öncüleri; Stalin tarafından kurşuna dizilen "Ceditçi ve Türkçü" akımının Özbek liderleriydi...
* * *
MUHAMMED Salih, Yunus Emre'yi, öyle bir 'ortak Türkçe' ile yayımlamıştır ki, biz okuyunca da, bir Özbek veya Azeri okuyunca da aynı zevki alır, aynı derinlikle anlar.
Türkiye'deki alfabe tartışmaları konusunda yazdığım yazı üzerine bana İsveç'ten bir e - maille "Türkistan Alfabesi" konulu makalesini göndermişti.
Salih'in temel tezi şudur: "Ünlü seslerin uyumu, Türk kavimlerinin uyumudur."
Bizim kullandığımız Latin alfabesine üç harf ekleyerek bütün Türk kavimlerinin okuyabileceği bir alfabeyi savunmaktadır. Başka bir yazımda anlatacağım.
Muhammed Salih böyle bir insandır, bir aydındır.
Kendisinin de lideri olduğu "Erk Partiyası"nın da terörle hiçbir ilgisi yoktur.
Ağır ekonomik şartlar altında Özbekistan'da ortaya çıkması kaçınılmaz sosyal muhalefete Muhammed Salih gibi açık fikirli, demokrat bir aydın önderlik edebilirdi; Kerimov bu hareketi ezdi, Salih Türkiye'ye kaçmak zorunda kaldı...
Ve sosyal muhalefet, Taliban benzeri illegal radikal grupların eline düştü!
* * *
TÜRKİYE'DE Muhammed Salih bir yıl yaşadı. Özbek lideri Kerimov, bu yüzden Türkiye ile ilişkileri bozdu! Fethullah Gülen'in açtığı okulları "Türk okulları" olduğu için kapattı... Türkiye'de okumakta olan 3 bin kadar Özbek öğrenciyi geri çekti!
Türkiye, Özbekistan halkıyla ve devletiyle ilişkilerini bozmamak için Salih'i sınırdışı etmek zorunda kaldı ve o da İsveç'e yerleşti.
Prag'a "Radyo Liberty"nin davetlisi olarak gitmişti... Kerimov'un "kırmızı bülteni" sebebiyle "terörist" diye tutuklandı!
Bu tutuklamada hem Çek polisinin Stalinci gelenekten tam arınamamış olmasının, hem Bin Ladin belasının dünyada yarattığı psikolojinin rolü olduğunu sanıyorum.
Muhammed Salih Özbekistan'a iade edilirse, bilin ki, uçaktan iner inmez kurşuna dizilecektir!
Türkiye ile Özbekistan arasında zaten 'netameli' olan ilişkiler temelli bozulmamalı, bu işe hükümet resmen karışmamalı... Ama basın, aydınlar, insan haklarında duyarlı çevreler, partiler Muhammed Salih'e destek vermelidir.
Türkiye'deki Liberal Demokrat Partiden Avrupa Konseyi Parlamenter Asamblesi Başkanı Lord Russell-Johnston'a mektUp
07.12.2001
Lord Russell – Johnston,
Avupa Konseyi Parlamenter Asamblesi Başkan, Strazburg – Fransa
Sn. Baskan Lord Russell - Johnston,
Özbekistan muhalefet lideri Muhammed Salih'in Prag'da tutuklanmasını dikkatinize getirmek istiyorum. Çok ciddi, hatta Muhammed Salih'in hayatını tehlikeye atabilecek sonuçlara yol açabilecek bu olayı bildiğinize inanıyorum.
Hatırlatmak isterim ki, kendisi Türkiye'de ve tüm Orta Asya Cumhuriyetleri'nde sadece bir politikacı olarak değil, belki bundan çok şair, yazar ve entelektüel kimliği ile tanınan bir değerdir. Yaklaşık 10 yıldır sürgün hayatı yaşamakta olup, şu anda Norveç'te ikamet etmektedir. Özbekistan Demokratik Erk Partisi Başkanı olarak siyasi faaliyetleri, Özbekistan'a demokrasiyi getirmeyi amaçlamaktadır. Liberal demokrat fikirleri, demokrasi için çabaları ve entelektüel vasıflarıyla tanınmış bir kimsedir. Kısaca, kendisinin bir terörist olmadığı aşikardır.
Bundan dolayı, inanıyorum ki Avrupa Konseyi'nin acilen Özbekistan' ı n Kerimov rejimi tarafından yapılan bir talep üzerine Çek yetkilileri tarafından tutuklanan Muhammed Salih'in serbest bırakılması için müdahale etmesi gerekmektedir.
Avrupa Konseyi'nin insan haklarının ve demokrasinin ilerletilmesi ve korunması amacıyla yaptığı çalışmaları ve sizin asamble Başkanı olarak bu değerlere verdiğiniz önem ve ilgiyi yakından bildiğim için, Muhammed Salih'in serbest birakilmasi ve Kerimov rejimine iade edildiği takdirde idam edileceğinin göz önüne alınarak, bunun önlenmesi için gerekli girişimde bulunacağınıza eminim.
Saygılarımla,
Engin Güner,
Liberal Demokrat Parti Genel Başkan Vekili
Adaletsiz BARIŞ gelmez
08.12.2001, Türkiye
Hasan Mesut Hazar
Sadece Afganistan değil, dünyanın dört bir yani kaynıyor. Ortadoğu'da terör ve yine gözünü kan bürümüş Sharon'un zalim politikaları, bütün bölgeyi dehşetli bir savaşın eşiğine getirmiş durumda. Çeçenistan'da neler oluyor? Bilen var mi? Çin'in, Doğu Türkistan'da artık zulmünü gizlemeye bile gerek kalmadan sürdürmesinden, rahatsızlık duyan kaldı mı?
Orta Asya'nın zalim diktatörleri, ABD'nin ve Batı'nın nezdinde birer birer sadık müttefike dönüşüyor. Demokrasi, insan hakları, din ve vicdan hürriyeti ve bu konuda rapor hazırlamalar artık rafa kalktı.
Dünyanın her tarafında açlıktan ve hastalıktan ölen insanların sayısı her geçen gün artıyor. Kin ve nefret propagandaları ile körüklenen acımasız vahşet dünyayı yaşanmaz bir mekan haline getiriyor. Bırakın radikalleri, çaresiz kitleleri bile, terörist olmaya mecbur kılan insafsız ve adaletsiz uygulamalar, her tarafı kasıp kavuruyor. Ama kimin umurunda?..
Norveç'in ayıbı
Norveç başbakanı Kjell Magne Bondevik Washington'daydı. Kongre'yi ziyaret etti. Adalet Bakanı John Ashcorf ile yemek yedi ve Beyaz Saray'da Başkan Bush ile görüştü. Geçtiğimiz Salı günü Ulusal Basın Kulübü'nde konuştu ve Teröre karşı uzun vadeli mücadelede Norveç'in perspektifini anlattı. Terörden alınacak dersleri ve mücadelenin nasıl yapılması gerektiğini anlatırken şöyle konuştu: "Eğer biz bir toplumun parçalanmasına sırt çevirirsek, sonunda o bizi hedef alan bir tehdide dönüşecektir. Yoksul insan, teröristler için kolay bir avdır! Yoksullukla mücadele, terörle mücadelenin ayrılmaz bir parçası olmalıdır!"
Norveç Başbakanı'na, "Prag'da tutuklanan Özbekistan muhalefet lideri Muhammed Salih'i ve Norveç'in bu konuda ne yaptığını" sordum. Ayni zamanda bir papaz olan ve Norveç Hıristiyan Demokrat Parti lideri başbakan Bondevik sorumu cevaplarken kıvırdı. Açık ve net konuşmadı. "Muhammed Salih'in terör örgütleri ile ilgisi konusunda iddiaların bulunduğunu ve kendisinin bilgisi olmadığı için yorum yapmayacağını" belirtti.
Ayrıca, "Norveç'in, Demokratikleşmeyi ve insan haklarını bütün dünyada etkili hale getirmek için çaba göstereceğini, globalleşmenin bütün milletler ve halklara gelişme ve refah getiren bir vasıta olması gerektiğini" vurgulamakla yetindi.
Bize göre ayıp etti. Madem Muhammed Salih'in terörle bir ilgisi vardı; bugüne kadar niye bekledi? Norveç'te yaşayan Muhammed Salih'le ilgili asılsız iddialara hem de Prag'da tutuklandıktan sonra yapışmak, bir başbakana yakışır mi?...
Yine Muhammed Salih
08.12.2001, Milliyet
Taha Akyol
MUHALIF Özbek lideri Muhammed Salih'in kızı Ümide Salih'ten elektronik posta (e posta) ile bir mesaj aldım. Bu vesile ile Muhammed Salih'in 'hörmetli' eşi Aydın Hanım'a, kızı Ümide'ye ve küçük oğlu Timur'a geçmiş olsun dileklerimi iletmek isterim.
Biliyorsunuz, Özbekistan hükümetinin haksız "terörist" suçlaması üzerine, Muhammed Salih, Prag havaalanında Çek Polisi tarafından tutuklanmıştı.
Halen Pankrac hapishanesinde, Çek adli makamlarının kararini bekliyor: Ya hürriyetine kavuşacak veya Özbekistan'a iade edilirse kurşuna dizilecek!
Prag'da yayın yapan Radyo Liberty'nin haberine göre:
"Çek Cumhurbaşkanı Vaclav Havel, Muhammed Salih'in tutuklanmasını kendi devletinin itibarına büyük leke düşürdüğünü bildirdi.
Çek Cumhurbaşkanı Havel, Muhammed Salih'e karşı Özbekistan hükümeti tarafından isnad edilen suçlamaları öğrendiğini ve bunların esassız olduğu neticesine vardığını söyledi. Cumhurbaşkanı Havel, Çek adli mercilerinin de aynı fikirde olduğunu belirtti."
Çok güzel bir haber...
* * *
KENDISINI yakından tanıdığım Muhammed Salih, bırakın terörist olmayı, terör karşısında duyarsız bile değildir, kesinlikle teröre karşı bir aydındır...
Kızı Ümide Salih, babasının Pankrac hapishanesinden "Prag halkına" yazdığı İngilizce mektubun metnini bana da göndermiş.
Hapishanede yazdığı mektupta, Kafka'dan fikirler, Andre Malraux'dan cümleler aktaran Asyalı, Özbekistanlı vatansever ve demokrat bir aydın!
Neden teröristlikle suçlandığı anlatıyor...
1997'de İstanbul'dayken, Tahir Yoldaşov isimli bir Özbekistanlı kendisini ziyaret etmek istemiş... Anavatandan biri gelir de görüşmez mi? Ondan sonra hiç temasları olmadığı gibi fikren de, metodca da anlaşamıyorlar... İki yıl sonra Şubat 1999'da Taşkent'te bir patlama olmuş. Bu patlamayı "Özbekistan İslami Hareketi" adlı bir örgütün yaptığı, Tahir Yoldaşov'un da bu örgütün liderlerinden biri olduğu iddia ediliyor.
Bir zamanlar İstanbul'da bir defa görüşmüşlermiş, öyleyse Salih de teröristmiş!
Kafaya bakın!
* * *
ÇEK adaletinde Stalinci kalıntılar ve Bin Ladin belasının kışkırttığı olumsuz önyargılar olsa bile...
Çek Cumhurbaşkanı Vaclav Havel, kendi eski mücadelesi sebebiyle, totaliter rejimlerde "muhalif aydın"in ne demek olduğunu herkesten iyi bilir...
Ayrıca Avrupa Birliği sürecindeki Çek adaletinin bu konuda hukuka ve adalete uygun davranacağına, sonunda Salih'in serbest bırakılacağına inanıyorum.
Tabii, yürekten de diliyorum, dua ediyorum.
"Muhammed Salih'in Haklarını Koruma Komitesi" olayı duyurmak ve manevi destek sağlamak için yoğun bir çaba harcıyor; e - postalarla her yere ulaşıyor.
İlgi duyan okurlarım için, daha fazla bilgi alabilmeleri amacıyla, Salih'in lideri olduğu Erk Partiyasi'nin internet adresini veriyorum:
http://www.uzbekistanerk.org/aktual - ms1.htm
Salih'e Türkiye'den selamlar, sevgiler, dualar gönderiyorum.
Muhammed Salih ve Vicdani Sorumluluk
08.12.2001, Türkistan Bülteni
Alişan SATILMIŞ
Dünya gündeminde bir çok olay olgu ve kişiye dair anlamlar öylesine garipliklerle tartışılıp konu edilmektedir ki neyin ne olduğu kimin neyi savunduğu insanın aklını karıştırmaktadır.
Aklı karışıklar karnavalını andıran bu tablonun biçim ve içeriğini kim ne adına ne için okumaktadır? Sonuç okumalarında ortaya çıkan manaya göre bir tasnifleme yapılabilir.
Manayı bırakıp anlama bak (!) nidasında fotoğraflanan çelişkinin söz diziminde işaretlenenle ilişkilenen nedenler, asla niçin - sizlikle bütünleşemediğinden her şeye rağmen bir doğruluk söz konusu olmaktadır. Nereye gittiği pek belli olmayan yaşamların üzerine çöreklenen postmodern duyuşlar düzen ve kaos anlamında öncüllükleri kişisel serüvenlerin derinliklerinde asıl fail olan ironik yansımalarda daha net okunmaktadır.
Milan Kundera'nın "Bilmek" romanı bu ironik yansımayı bir özdeşlik figüründe anlam adına serüvene yönelik bir okuma adresiyle işaretleyip gündem maddesini (trajedi) muhayyel ortak payda içeriğine dahil edip olguyu aydınlatır. Hatıralar izdüşümü söylem unutuluşlarında...
"Göçmenlik yalnızlık, anlaşılmamak, bilinememek,özlem ve yurtsuzluk..."
"Çekoslovakyalı yazar Milan Kundera, Prag'a Sovyet Tanklarının girmesinin ardından ülkesini terk etmek zorunda kaldığında, o günden sonra yazdığı her şeyi bunların yönlendireceğini bunların izlerini taşıyacağını bilemezdi. Bilmemek hatırlama üzerine, yalnızlık yabancılaşma bellek hatırlama üzerine çokça vurgu yapılan bir roman kurgusu bir nevi tam sürgünlüklerin ortak travmasının izlerini taşımaktadır."
İnsanlığın en güncel meselelerinden biri haline gelen göçmenlik ve bunun sosyo psikolojik arka pala yansımaları bu romanda kişisel bir serüvene yönelse de anlam adına bu gün bir çok olgu ve anlamın da ortak kaderine işaretlenmektedir.
İşaretlenen anlamın fotoğrafındaki serüven, bu gün yine aynı kadere maruz kalan bir başka kişinin trajedisinde öyküleşmektedir. Bu öykünün kahramanı Muhammed Salih'tir.
O, yurdunu aynı şartların sonucuna dair bir anlam boyutunda terk etmese de yine aynı sosyo psikolojik nedenlerin müsebbipliğinde bir sürgünlük serüvenine dair olmuştur.
Demokrasi, İnsan Hakları, özgürlük seslerinin ayyuka ya çıktığı bir dönemde bu söylemlerin en sadık bir inananının başına gelenlerin trajedik öyküsüdür onun şahsında yaşananlar.
Bu hür dünya çelişkisinin yansıdığı yaşam ritüelini bu gün ve gelecek adına kim yazıp nasıl okuyacak bunun sonuçlarına ait anlamları Yukarda bahsettiğimiz romanda bulup anlam adına kaydedebilirsiniz. Her türlü şiddet potansiyeli barındıran bir sosyo psikolojik muhayyilede bunun tam tersi bir kişilik sergileyen böylesine demokrat bir insan hakları savunucusunun kıymetinin bilinmemesi insanlık açısından büyük bir sorumsuzluk olarak elbet tarihe sonuçlarıyla birlikte kaydedilecektir. Bu gün onun tutuklanıp zindana koyulduğu vatan çografyasının sosyal tarihi |