Kerimov varsa demokrasi yok
05.02.2002, RADİKAL
Her insanın bir korktuğu var.
Özbek lider Kerimov seçimden korkar. Görev süresini
şimdiden uzattı, çünkü iki yıl sonra ABD hâlâ
dostu olmayabilir
ABD Özbekistan Cumhurbaşkanı Kerimov'un görev süresini uzatmak için 27 Ocak'ta yapılan referanduma gözlemci göndermedi. Süper gücün bu tutumu bölgede Orta Asya'da demokrasi yanlılarınca olumlu karşılandı. Gerçi başka bir zaman olsaydı Özbek diktatörünün bu oyununa karşı ABD'nin daha da sert tavır alabileceğinin herkes farkında.
Bu perspektiften bakıldığında, Kerimov'un bu siyasi şovu neden bu yıl gerçekleştirdiğini, gelecek yıllara bırakmadığını anlıyoruz. Kerimov referandum için 2002 yılını seçti, çünkü 2004'te Amerika'nın bugünkü dostluğunu ona kimse garanti edemezdi. Bugünkü durum çok özel. Mesela, ABD Kerimov'un referandumuna gözlemci göndermeyebilir, fakat terörizme karşı kampanyaya desteğinden dolayı bu Orta Asyalı diktatöre teşekkür etmek için senatörlerini yollamaktan vazgeçemez. Bunun farkında olan Kerimov ABD'nin gözlemci göndermemesini anlayışla karşıladı. ABD'nin tutumu, Amerikan-Özbek ilişkilerini daha da pekiştirmek yolunda insan hakları ihlallerini eleştirenlere yönelik bir denge sağlama jestiydi.
Ancak, Kerimov'u iyi tanırım, seçimlerde onun rakibi olduğum için değil, Kerimov'u bir insan tipi olarak iyi tanırım. Bu tip, ihtiyatkârlık bilinci çok gelişmiş bir komünist lider tipidir. Halkımız bu gibi tipleri şöyle karakterize ediyor: "Bu adam kaşınacak yerini bir yıl önceden kaşır."
Seçim paranoyası
Her insanın bir korktuğu var bu dünyada. Özbekistan Cumhurbaşkanı seçimlerden korkar.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin her beş yılda tekrarlanması, toplumda istikrarsızlıklar yaratma olasılığı güçlü, her yedi yılda olsa bu risk azalır, diyerek korkusunu açıkça itiraf etti bile. Evet, seçimler onun için hep tehlikeli olmuştur. Oylama süreci ve oy sandıkları tamamen denetiminde olmasına karşın, seçmenleri yönlendirme ve seçime hile karıştırma araçları elinde olmasına rağmen, yine de seçimden korkuyor.
Cumhurbaşkanı sıfatıyla 13 yıldır iktidarda, bu uzun süre içinde sadece bir kez alternatif namzetli seçime cesaret etmiştir. Bu da 1991 yılı seçimiydi. Bu seçim Kerimov'un ilk ve son hatasıydı. Bundan sonra hiçbir zaman muhalefeti, ne cumhurbaşkanlığı seçimleri ne de parlamento seçimlerine bırakacaktı. Çünkü kontrolü altında olan seçimlerin bile muhalefetin iktidara sızmasını emin şekilde engelleyemeyeceğini görmüştü. 1991'de muhalefet, parlamentonun sadece yüzde 5'ini oluşturuyordu, ancak bu bir avuç muhalif öyle bir mücadele başlattı ki, parlamentonun ekim ayı oturumunda Kerimov'u devirmişlerdi, tesadüf kurtardı onu. Bu ekim oturumunu Kerimov hiçbir zaman unutmadı ve artık Kerimov iktidardayken demokratik muhalefet seçimlere katılamayacak.
Kerimov planlı biçimde dini radikalizmin tırmanmasını körükleyecek, bunun sayesinde ABD'nin, Batı'nın desteğini alacak. En mühimi, dincileri bahane ederek baş düşmanı demokratik muhalefeti ezecek. Kerimov'un 92'den bu yana kullandığı taktik bu. Çünkü Kerimov rejimine alternatif güç hiçbir zaman (iddia edildiği gibi) dini radikaller olmadı, bugün de öyle değil. Kerimov rejimine alternatif her zaman demokratik muhalefet olmuştur. Olası bir seçimde, hatta yarı demokratik bir seçimde demokratik muhalefetin kazanacağı kesin. Kerimov'un seçim korkusunun kaynağı işte bu.
Bazıları, "Kerimov, 13 yıl iktidarda kaldı, bu yetmemiş, şimdi yine yedi yıldan iki süre başkanlık yapmak istiyor, bunun nedeni ne?" diye soruyor. Bunun tek nedeni var: Kerimov hayattayken, kimse onu yargılayamasın.
Referandumla onaylanan uzatma süreci 2004'te başlıyor, o zaman Kerimov tam 15 yıllık iktidar sürecini bitirmiş olur. Sonra başkanlığını yine uzatacak ve tam 80 yaşına kadar iktidarda kalacak.
Bunun anlaşılamayacak yanı yok.
ABD gibi AB devletleri de referandumun ne anlama geldiğini çok iyi biliyor. Kerimov, Rus lider Yeltsin gibi kendine varis aramayacak, çünkü vârislere güvenmiyor. Stalinci bir içgüdüyle hareket ediyor ve davranışları kendi açısından mantıklı. Yeltsin, Rus halkına karşı cinayet işlemedi, masum insanları öldürmedi, muhaliflerini hapiste çürütmedi. Yeltsin içki içerdi, ama halkına zehir içirmedi, yolsuzuluğa bulaştı ama halkının hürriyetine engel olmadı. O yüzden Kerimov'dan Yeltsin misali 'mertçe istifa etmesini' beklemek safdillik olur.
Batılılar uyutuyor
Bu adam iktidardayken Özbekistan'da hiçbir şey değişmeyecek. Ne siyasi ne de iktisadi alanda. ABD ve Avrupa devletlerinin Özbekistan'a yapacakları yardımlar rejimi ayakta tutmaktan başka şeye yaramayacak. Dünya kamuoyunun vazifesi Kerimov ve onun müttefiklerinden ülkede acil siyasi reformlar talep etmekten geçer.
Batılı politikacılar insanlarımızı 'önce iktisat, sonra siyaset' türküleriyle uyutmamalı, bu istikametin yanlış olduğunu bizim halklarımız (sırtlarnda) tecrübe etmişlerdir. Önce siyasi reformların yolunu açın, gerisini biz buluruz. 'Demokrası bir yılda oluşacak olay değil' gibi veciz ibarelerle diktatörlerin değirmenine su koymayın ne olur. Bu hikmetli deyişleri 1985 yılından beri biz ezberledik, aradan 17 yıl geçmesine rağmen, demokrasi Orta Asya'ya hâlâ ayak basmadı, hâlâ komünistler yönetiyor burayı, onların iktidarda bu kadar uzun kalmalarından Batı devletleri hiç mi sorumlu değil?
Kerimov gibi diktatörlerin Orta Asya'ya karşı yaptıkları rezillik demokratik Batı'nın bu bölgede yapabileceği tarihi hata karşısında küçük kalabilir. Afganistan ve terör karşıtı kampanya geçici bir aşama. Aslında 11 Eylül'den sonra Batı uygarlığı ABD öncülüğünde Orta Asya bölgesinde bir tarihi misyonu üstlenmiş bulunuyor.
Biz umut ediyoruz, bu bir DEMOKRATİK MİSYON olacaktır. Bu misyonu biz destekleyeceğiz, eğer o zalim hükümdarların iktidarını korumaya değil, bizim halklarımızın hürriyet ve demokrasiye kavuşmasına vesile olacaksa.
Referanduma gelince, bizi bu 'uzatmalar' korkutamaz, aksine, bu gayriinsani rejime karşı direnerek, yolumuzun ne kadar doğru olduğunu bir kez daha görüyoruz.
Neyse ki ömür uzamıyor
Evet, referanduma kızanlar bizim aramızda da oldu. Bir arkadaş kendi isyanını şöyle ifade etmişti: "Yahu, 13 yıl başkanlık yapmışsın, ülkeyi batırmışsın, şimdi bu yetmemiş gibi, görev süreni yine uzatmak istiyorsun, bunu yapmak için çok ama çok vicdansız biri olmak gerekir!"
Ben bu arkadaşı şöyle sakinleştirmeye çalıştım: "Kullarını referandum aracılığıyla ömrünü uzatma kabiliyetinden mahrum yarattığından dolayı Allah'a derhal şükür et, aksi halde Kerimov değil 14 yıl, ebediyen cumhurbaşkanı olacaktı." |