Deşifre |
Askarov'un şok açıklamaları 28 Kasım'da Azatlık Radyosu'nda, 27 Kasım'da da BBC'de yayınlandı. Askarov, Muhammed Salih'le ilgili iddiaları içeren ifadeyi vermesi durumunda 6 kişinin idam edilmeyeceği güvencesi verildiğini, kendisinin de "Salih'in saldırıyla ilişkisi olduğunu. Bombalama emrini verdiği öne sürülen Özbekistan İslami Hareketi lideri Tahir Yoldaş'a 1,6 milyon dolar verdiğini" söylediğini açıkladı. Askarov, bombalama olayının sorumlusu ilan edilen Tahir Yoldaş'ın aslında saldırıyı engellemeye çalıştığını, hatta saldırıyı planlayanların öldürülmesini istediğini de söyledi. Bu ifadeyi verdiği halde Askarov'a verilen söz tutulmadı, 6 kişi için idam kararı verildi. Askarov, bu kişilerin çok şey bildikleri için idam edildiğini söylüyor. Tamamen Özbek istihbaratının komplosunun eseri olan sahte ifadeleri reddeden Askarov, radyo aracılığı ile Muhammed Salih'ten özür diledi. Salih'in avukatları, bu ifadeden sonra cezanın düşürülmesi için çalışmalara başladı.
BBC'de yayınlanan şok itiraf
İbrahim KARAGÜL
www.yenisafak.com, 20.12.2003
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Özbekistan ziyareti, Türkiye ile Özbekistan arasındaki gerilimli ilişkilere ne tür katkıları olacak? En azından, Türkiye'den sınır dışı edilen Özbekistan muhalefeti lideri Muhammed Salih'in durumunda bir değişikliğe neden olacak mı?
Özbekistan Devlet Başkanı İslam Kerimov'un Ankara ile ilişkileri hep gerilimli ve istikrarsız bir seyir izledi. İki başkent arasında, daha çok Kerimov'dan kaynaklanan, güvensizlik temelinde yürütülmeye çalışılan ilişkiler, diğer Türk cumhuriyetlerinin aksine, hiçbir zaman iki toplum arasındaki kardeşliğin düzeyine ulaşamadı. Türkiye, Kerimov'un iktidar eksenli kaygılarının tümüne boyun eğmesine rağmen, Orta Asya'da Türkiye ile Özbekistan arasında sanki bir rekabet varmış görüntüsünden kurtulamadı ve Kerimov'un dostluğunu kazanamadı. İlişkiler, siyasi ve ekonomik yakınlaşma atmosferinden uzaklaşıp tamamen güvenlik temelinde yürütüldü. Ankara, "terörle mücadele" adı altında aslında tamamen Kerimov yönetimini güçlendirmeyi amaçlayan askeri yardımlar yaptı, Özbekistan'a özel timler yetiştirdi.
Kerimov'un özgürlükleri yok edici uygulamalarına sessiz kalan hatta destek veren ender ülkelerden biri olan Türkiye, muhalefete yönelik ağır baskı ve yok etme politikalarına karşı çıkmadı. Bu da, Orta Asya'daki Türkiye sempatisine çok ağır darbe indirdi. İlişkilerin, Kerimov'un güvenlik paranoyasına bağımlı kalması halinde, iki ülke arasında iyi bir gelecek kurulması mümkün olmayacaktır.
Özbekistan'la ilişkiler, Türk dış politikası için bir zaafa dönüşmüş durumda. Avrupa Birliği'ne tam üyelik yolunda ilerleyen, özgürlükler ve demokratikleşme konusunda radikal adımlar atan Türkiye, Özbekistan'daki gelişmelere karşı tam tersi bir tutum içinde oldu. Türkiye, Orta Asya'nın geleceğine ilişkin projelerde yer alamadığı gibi, Kerimov'un zaaflarına kilitlenen politikası nedeniyle, on yıldır bir adım yol alamadı.
AK Parti iktidarının ilişkilere nasıl bir yön vereceği çok önemli. Zira Türkiye Orta Asya'da her geçen gün mevzi kaybediyor ve bu Türkiye'yi gelecekte çok ağır bir bedelle yüz yüze bırakacak. Sadece bölgedeki statükonun güçlendirilmesine, sadece ABD dış politikasına bağlı bir Orta Asya politikası Türkiye için Orta Asya kapılarının tamamen kapanması demektir. AK Parti yönetiminin, önceki hükümetlerin çıkar ilişkilerine endeksli politikalarını terkedip bir Orta Asya vizyonu geliştirmesi, sadece siyasi ve ekonomik değil, bölgedeki sosyal huzursuzluklarla da ilgilenmesi gerekiyor. AK Parti, AB yolunda attığı özgürlüklere ilişkin adımları Orta Asya'ya da taşımalı. Bölgede bırakacağı en kalıcı etki bu olacaktır.
Askarov itiraf etti, komplo açığa çıktı
Bu çerçevede Türkiye'nin öncelikli bir yükümlülüğü var: Özbek muhalefet lideri Muhammed Salih'le ilgili bir yanlışlığı düzeltmek. Tamamen demokratik yollarla siyasal mücadele veren Salih, Kerimov'un baskıları üzerine Türkiye'den sınır dışı edildi. Avrupa ülkelerinin sahip çıktığı Salih'in sınırdışı edilme gerekçesi ise terör.
16 Şubat 1999'da Taşkent'te meydana gelen patlamalar ve ardından düzmece iddialar gerekçe gösterilerek sınırdışı edilen Salih, "vatanım" dediği Türkiye'nin kendine reva gördüğü uygulamayı hiçbir zaman kabullenemedi.
Taşkent'teki patlamanın ardından İstanbul'da kalan Zayniddin Askarov tutuklandı ve insan hakları kuruluşlarının bütün itirazlarına rağmen Taşkent'e iade edildi. Kerimov patlamaların arkasında Özbekistan ERK Demokratik Partisi Genel Başkanı Salih'in de olduğunu iddia etti. Askarov'un ifadesine dayanılarak Salih gıyabında 15,5 yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı. Saldırıyı muhalefeti ezmek için kullanan Kerimov'un tek kaynağı Askarov'du. Ancak Askarov, daha sonra bütün iddialarını geri aldı. Aslında Salih'e yönelik bir kampanya için tekrar sahneye çıkarılan Askarov, beklenenin aksine gerçekleri anlatınca işin gerçek yüzü ortaya çıktı.
Askarov'un şok açıklamaları 28 Kasım'da Azatlık Radyosu'nda, 27 Kasım'da da BBC'de yayınlandı. Askarov, Muhammed Salih'le ilgili iddiaları içeren ifadeyi vermesi durumunda 6 kişinin idam edilmeyeceği güvencesi verildiğini, kendisinin de "Salih'in saldırıyla ilişkisi olduğunu. Bombalama emrini verdiği öne sürülen Özbekistan İslami Hareketi lideri Tahir Yoldaş'a 1,6 milyon dolar verdiğini" söylediğini açıkladı. Askarov, bombalama olayının sorumlusu ilan edilen Tahir Yoldaş'ın aslında saldırıyı engellemeye çalıştığını, hatta saldırıyı planlayanların öldürülmesini istediğini de söyledi. Bu ifadeyi verdiği halde Askarov'a verilen söz tutulmadı, 6 kişi için idam kararı verildi. Askarov, bu kişilerin çok şey bildikleri için idam edildiğini söylüyor. Tamamen Özbek istihbaratının komplosunun eseri olan sahte ifadeleri reddeden Askarov, radyo aracılığı ile Muhammed Salih'ten özür diledi. Salih'in avukatları, bu ifadeden sonra cezanın düşürülmesi için çalışmalara başladı.
Şimdi bir konu açıklığa kovuşturulmalı: Türkiye'nin Salih'i sınır dışı etme kararının gerekçesi Taşkent'teki bombalama, Kerimov yönetiminin iddiaları ve sahte ifadelere dayanılarak verilen ceza. Ancak olayların merkezinde yer alan Askarov'un açıklamaları Salih'e yönelik bütün suçlamaları ortadan kaldırıyor. Türkiye, bu suçlamalara dayanarak aldığı sınır dışı kararını kaldırmak zorunda. Tamamen demokrasinin kuralları çerçevesinde yaşanan siyasal yarış ne zamandan beri Türkiye'de suç oldu? Eğer suç değilse bu ayıp hemen ortadan kaldırılmalı. Taşkent olaylarıyla ilgili Basın Toplantısı hakkında
26 Kasım günü gerçekleşen Basın Toplantısından
‘'Azatlık'' Radyosunun hazırladığı sohbet
(28 Kasım 2003 günü sabah 7 de yayınlandı)
Sunucu: Azizullah Aral:
Sayın dinleyicilerimiz, sıradaki habere geçmeden önce biraz tarihi geri dönmemiz gerekiyor. 16 Şubat olayları ile ilişkili Taşkent'te gerçekleşen Mahkeme süreci ve mahkemede ifade veren tanıkların Özbek TV'lerinden patlamaları ÖİH (Özbekistan İslamı Hareketi) ve Özbekistan ERK Demokratik Partisi Genel Başkanı Muhammed Salih'in gerçekleştirdiği yönünde ifade verdiklerini hatırlıyorsunuz her halde. Böyle ifade verenlerden biri ÖİH'ın ileri gelenlerinden 1971 Namangan doğumlu Zaynididn Askarov idi. 1999'ın Mart ayından beri 10 yıllık mahkumiyetini çekmekte olan Askarov, bu ifadesini daha sonra da defalarca tekrarlamıştı. Fakat 26 Kasım günü Askarov'un üç yıl devaminda söylediği ifadelerin yalan olduğu anlaşıldı. Bu ikrara tanıklık eden Taşkent'teki muhabirimiz Camşit Şamuratov anlatıyor:
Cemşit Şamuratov:
26 Ekimde Özbekistan Milli Havfsizlik Hizmeti (MHH, eski KGB, - trcm) ‘'Azatlık'', ''BBC'' ve ‘'Amerikan Sesi'' Radyolarının muhabirlerini 16 Şubat patlamalarında suçlu bulunan ÖİH liderlerinden Zayniddin Askarov ile görüşmeye teklif etti. Basın toplantısı meşhur Taşturma'da[1] gerçekleşirken toplantıda ayrıca MHH elemanı da hazır bulundu.
Zaynettin Askarov önce 1 saatten aşkın ÖİH ve muhalefet hakkında genel bilgi verdi. Gazetecilerle oturan KGB elemanı usandığından her halde dışarıya sigara içmeye çıktı. Belki de bunu fırsat bularak Z. Askarov 2000 yılında gerçekleşen mahkemede Muhammed Salih'e karşı verdiği ifadelerinin tamamının sahte ifadeler olduğunu yönünde beyanat verdi.
Zaynettin Askarov:
Bana verilmiş vaat Bahram Abdulayev[2] başta olmak üzere 6 kişinin İdam cezasıdan kurtarılarak öldürülmeyecekleri idi. İnfaz edilmemek kaydıyla ‘'vişka'' verilerek, Cumhurbaşkanından özür dilemeleri halinde af edilecekleri yönünde idi. Sonunda razı olup Muhammed Salih'e karşı ifade vermeyi kabul ettim. Ve Muhammed Salih'in 16. Şubat olaylarına ilişkisi vardır, Tahir'e[3] de 1.6 milyon dolar vermi ştir diye ağlayarak rol oynadım.
Amacım Bahram Abdullayev gibi fedayı kârıları kurtarmak idi. Özbek halkı içinde on binlerce arkasından gidecek muhlisleri vardı. Bizim üstadımızdır. Abduveli kârı[4] ağabeylerin de serbest bırakılmaları idi. Hapisteki tüm kârı ağabeylerin serbest bırakılmalarını sağlamaktı maksadım. İçişleri bakanı Zakir Almatov çağırarak Muhammed Salih'ı karalayıp ifade verirsen hepsini serbest bırakacağız, hiçbiri idam edilmeyecek. Kendine de iyi olacak, mahkeme salonundan serbest bırakılacaksın dediği için ve Allah şahidimdir ki kendimi kurtarmak için değil sırf bu şahısları kurtarmak için buna mecbur olmuştum ozaman. Lakın bunlar onları serbest bırakmadılar ve üstelik ‘'vişka'' da verdiler. ‘'Vişka'' vermelerinin sebebi bu insanlar bazı sırları biliyordu. Bu yüzden de ortadan kaldırılmaları gerekiyordu. Fakat onlar her şeyi bize anlatabilmişlerdi.
Sizlerin radyolarınız dalgaları vasıtasıyla evvela ERK Partisi Lideri Muhammed Salih'ten özür dilerim. Ki ozaman kendisine töhmet etmiştik, hakikaten buna mecbur olduğumuz için yapmıştık bu bühtanı ve Tahir Yoldaşev'leri yapmadığı işleri yaptı diye yalan ifadeler vermiştik.
Muhammed Salih'ın, - Allah'a yemin ederek söylüyorum ki, bu dünya o dünya, - katiyen teröristlerle de terörle de uzaktan yakından alakası yoktur. Kesinlikle ilişkisi yoktur. Demokrat değilim, kendisini benimsemek yada inkar etmek niyetim de yoktur. Halis fikrimi beyan ediyorum o kadar. Bu bizim siyası körlüğümüz, fazla samimiyet sahibi olmamız, Zakir Almatov'un verdiği vatlara kanmamızın neticesidir sadece.
Atık işbu beyanatımdan sonra idam ederlerse etsinler artık şehit olarak gideceğim. Şayet insan hakları kuruluşu himaye ederse iyi olur, hayatta kalırız. Lakın kimlerindir bizi himaye edip etmemesi bu sözleri söylememizden alıkoyamaz.
Azizullah Aral:
Sayın dinleyicilerimiz, siz Zaynettin Askarov'un Taşturma'da verdiği ikrarını dinlmektesiniz. Söz gene muhabirimiz Cemşit Şamuratov'a.
Cemşit Şamuratov:
Zaynettin Askarov 1999 yılında Taşkent'de meydana gelen bombalama olayının kimlerin gerçekleştirdiği hakkında yeni iddiaları ortaya attı. Onun verdiği bilgilere göre bombalama eylemini Andican'li kârının taraftarları gerçekleştirmiştir. Fakat hükümet ve güvenlik güçleri olayları önceden biliyordu ve kasten önlem almadı.
Zaynettin Askarov:
Bahram Abdullayev bu tarafta SNB (MHH'nın Rusça kısaltması, yanı KGB)nin bodrumunda idi. Bodrumda tutuklu iken ona mücahit imişsin, terörist yetiştiriyorsun, zamanında adam öldürmüşsün diye dava açmışlar ve bu davanın sorgusu devam eden zamanlarmış. Bahram Abdullayev'e kesin emir gelmiş eylemi durdur diye ozaman. Yani ne yaparsan yap, olmazsa yok ederek eylemi durdur, diye. Bu çerçevede Bahram Abdullayev bu davayı durdurun, patlama olacak, bunun önlenmesi lazım, bunu önlemek için geldim ve yakalandım diye devleti uyarıyor.
- Patlamalardan önce mi?
Evet önceden bunu söylüyor. Bunu durdurabilirim bırakın şu bana karşı açılan dava sorgusunu. Buraya eylemi önlemek için gönderildim diyor. Adreslerini vereceğim. İzzet kimdir, nerede eğitim aldı, bombaları ne kadar bunların hepsini söyleyeceğim demiştir Gizli Servise. İsterseniz tutuklayıp idam ediniz. Bana ister mükafat veriniz ister hapse atınız insafınıza havale diyor. Fakat hemen bombalama olayını engelleyiniz, acilen durdurunuz diyor. İşte bu olayı önlemek için görevlendirilmişim diyor ve her şeyi haber veriyor. KGB önce buna inanmıyor, fakat daha sonra bakıyorlar ki iş ciddi, olay gerçek. Şundan sonra Bahram Abdullayev'le iyi geçinmeye başlıyorlar ve kimin neden ve nasıl bu eylemi gerçekleştireceğini soruyorlar ondan. Abduvali kârını kurtarmak için bazı sevenleri tarafından bombalama olacak diye, bildiği her şeyi detayına kadar anlatıyor. Her şeyi öğrenen KGB Bahram Abdullayev'e karşı açılan dava sorgusunu durdurarak kendisini hücreden alıp normal odaya koyuyorlar ve u ta patlamalar gerçekleşene ka dar orada kalıyor. Bu zaman zarfında hep ibadetle meşgul olur kendisi ve ona bol bol ziyafet çekerler, sağlığıyla doktorlar ilgilenir. Bu arada bombalama eylemi 15.inciye aktarılır. Bu çocuklar SNB'nin[6] elamanları değillerdir, yanı 9 kişi. Onların hiçbir şeyden haberi yok. Amaçları sadece Kerimov'u öldürmek. Başka maksatları yok yanı. Fakat burada devlet her şeyi biliyor.
- Yani olay önceden aydınlanıyor.
Evet, her şey belli oluyor. Olayın 16 Şubatta olacağını devlet önceden biliyordu. Bahram Abdullayev devlet içinde çalışan, bunlara bilgi sızdırmakta olan adamları olduğunu da söylüyor. Hangi gün olacak, ne şekilde gerçekleşecek her şeyi anlatıyor. 25 Şubattan 16 Şubata alındığını açıkça söylüyor. Yani misafir kabul eder gibi bombalar karşılanıyor Taşkent'te. Düşünebiliyor musunuz Kerimov'un geleceği saatte 6 tane büyük araba geliyor, kuş dahi uçamaz olan Bakanlıklar önüne bu arabalar rahatça park ediliyor.
- Yani devletin kendisi tüm bu olup bitenleri takip ediyor?
- Elbette, her şeyi adım adım takip ediyor. Banka binası önüne konuluyor, Bakanlıklar önüne konuluyor... Maksat failleri yakalamak değil, bombalama eylemini önlemek da değil maksat, sonra maksadı söyleyeceğim esas maksadı. Bombalar güm-güm patladıktan 5 dakika sonra İslam Kerimov, Rustam İnayatov, Zakir Almatovlar hükümet meydanına ulaştığında ve sanki önceden hazırlanmış senaryodan haberdarcasına bu olayı dini fanatiklerin gerçekleştirdiğini, failleri biliyoruz ve kısa zamanda yakalayacağız diye beyanat veriyorlar henüz ortada hiçbir şey yokken. Onların dile getirdiği her şeyi Bahram Abdullayev önceden haber vermiştir zaten, tüm ayrıntılarına kadar.
Sonra Bahram Abdullayev'a onlar bunları iyi biliyormuşsun, her şeyi bize anlattın, artık sana inandık. Onları durdurursak sizi ödül vererek serbest bırakacağız diye onu gaza getirmişler. Bahram da isim isim herkesi söyler. Fakat onlar çoktan kaçmışlardı. Onları tutuklamak mühim değildi. Çünkü yakalanırlarsa Muhammed Salih'e de Tahir'e de Cuma'ya[6] yada başka birine ilişkileri yoktur. Yani yakalanırlarsa tablo hükümete gerektiği gibi çizilemeyecekti de ondan kaçmalarına müsaade edildi. Namına arama emri çıkartıldı onlara, fakat bu taraftan gerekli gördükleri herkesi topladılar bu bahanede.
Cemşit Şamuratov:
Zaynettin Askarov açıklaması esnasında başka konulara da değindi:
Zaynettin Askarov:
Bize fakat iki şey eksiktir. Mesela muhalif gurupların birleşmesi. Şayet birleşme olsaydı Eduard Şevarnadze'nın başına gelenler Kerimov'un da başına gelebilirdi. İkincisi, halkımız hain yada korkaklığı için böyle oluyor.
Peygamber efendimiz sallallahu aleyli vessellem, cihadın en büyüğü zalim yöneticiye hak sözü söylemek demişlerdir. Hak sözü söylediğimi düşünüyorum. Ulaştıracak olanlardan da Allah razı olsun derim. Dua ederim.
Halisane fikrimi, dinim İslam için, Allah rızası için bildireceğimi gene tekrar söyleyeyim ki Muhammed Salih yanlış yere mahkum oldu. Asla teröre alakası yoktu. Hepsi Özbekistan Cumhuriyet Başsavcılığının senaryosu idi ona isnat edilenler. Söyleyeceğim gerçek işte budur. Bu ifademi geri almam. Kıyamete kalmasın. Ahrette herkes: ‘'Askarov Zaynettin! Bizi kandırmışsın!'' dememeleri için medya vasıtasıyla ulaştırmak istiyorum ki, biz 16 Şubat olaylarında sadece rol oynadık. Olaylarda Muhammed Salih'in alakası yoktur, bizim de hiçbir şekilde alakamız yoktur.
Bunun dışında uluslar arası müesseseler şayet bizleri insan yerine koyarlarsa biz uluslar arası mahkemeye... mesela, Özbekistan'da Oleg Yakubov isimli yazar var şimdi İsrail'de yaşıyor. İşte Yakubov ‘'Kaşgırlar sürüsü'' isimli kitap yazmış yada ‘'Agonya'' isimli kitap yazdı. Yada Muhammed Salih'in hileleri hakkında diye bizim oynadığımız rolü kağıda dökerek kitap olarak yayınladı ve her kese dağıttı. İşte Oleg Yakubov da tüm bunların senaryo olduğunu biliyor. Onun kitaplarındaki her şey yalandır, bühtandır. Bizi Özbekistan'da da hariçte de dolaşamaz hale getirdi. Allah nasıp ederse biz de göreceğiz nasipte yoksa bizden sonrakiler görecekler ki, uluslar arası bağımsız mahkemelerce tüm bunların komplo olduğu ispatlanacaktır. Ve bağımsız mahkemeler bunu halletmeleri gerekmektedir. Sadece Kerimov diktatörmüş, etrafındaki herkes rol oynayıp halkı daha fazla ezmemsi gerek artık. Yeter artık.
Azizulah Aral:
Sayın dinleyicilerimiz, siz Zaynettin Askarov'un Taşturma'da verdiği ikrarını dinlediniz. Şimdi bununla ilişkin resmi açıklamalara geçelim. Söz gene muhabirimiz Cemşit Şamuratov'a.
Cemşit Şamuratov:
Biz Zaynettin Askarov'un beklenmedik beyanatına açıklık getirmesi için Özbekistam MHH'ne başvurduk. Konuyla ilişkin açıklamayı MHH yetkilisi albay Ravşan Abdullahanov yaptı.
Ravşan Abdullahnov:
Esselamü-alaykğm, sayın radyo dinleyiciler. İsmim Abdullahanov Ravşan, MHH mensubuyum. Yarbay rütbesindeyim. Zaynettin Askarov'un verdiği mülakatla ilgili şunları söylemek istiyorum. Şimdi bu şahıs son günlerde kendisinin söylediğine göre ruhen rahatsızdır. Radyo dinleyicilerimiz umarın kendisini doğru anlayacaklardır.
Zaynettin Askarov'un mülakatını sonuna kadar dinlemedim. MHH'da sorgulama esnasında elde edilen deliller var. Örnek olarak şu bandı getirdim. İslam Hareketinin temsilcisi olarak adı geçen Zubayr'ın ve Tahir Yoldaş'ın Muhammed Salih ile yaptığı telefon konuşmasının bandını getirdim.
Camşit Şamuratov:
Zaynettin Askarov'un dediğine göre 16 Şubatta meydana gelen patlamaları Andıcan'lı kaârı Abduvali Mirzayev'ın taraftarları gerçekleştirmiştir. Fakat, Askarov diyor ki, böyle terörist saldırının olacağından devletin önceden haberi vardı, hem de iki ay kadar önceden. Bomba yüklü hangi araba nereye konulduğuna kadar hepsini gözetmekteydi diyor. Devleti hepisini bildiği halde önlem almadı diyor. Bu iddiaya ne diyeceksiniz?
Ravşan Abdullahanov:
Kendiniz düşünün, tüm dünya kamuoyu teröre karşı cephe tutmuş durumdadır. Ne kadar maddi manevi zararı olmuştur. Güvenlik güçleri bilselerdi bunu önleyecekler miydi, yoksa bu kadar kurban mi vereceklerdi?
Camşit Şamuratov:
Şimdi ister istemez şu soru geliyor akla. Mesela dinleyicilerimiz de düşünebilirler ki Zaynettin Askarov'la dün bize organize edilen basın toplantısı fikri kimden çıkmıştı, sizlerden mi yoksa Zaynettin Askarov'dan mı?
Ravşan Abdullahanov:
Teşebbüs Zaynettin Askarov'dan geldi. Fakat kendisi gazetecilerle görüşmede bunlardan bahsetmemiş. Yani can güvencesi tehlikede olduğunu Tahir Yoldaş ve Muhammed Salih tarafından tehdit aldığını işte bunları açıklayacağını söylemişti bizlere.
Camşit Şamutratov:
Peki Askarov'un güvenliği nasıl sağlanıyor cezaevinde? Özellikle dünkü basın toplantısından sonra? Hayatı tehlike altına girebilir mi? Kaldı ki Askarov'un 16 Şubat olayları ve Mahammed Salih konusundaki devletin resmi açıklamaların tam tersi birbeyanat verdi?
Ravşan Abdullahanov:
Gerek onun gerekse diğer mahkumların, yanı tüm vatandaşlarımızın onlar içeride de olsalar dışarıda da olsalar onların can güvenliği MHH organları tarafından sağlanmaktadır ve bundan sonra da bu görev onların üzerinde olacaktır.
Camşit Şamuratov:
Şunu sormak istiyorum:
Askarov'un dediğine göre 16 Şubat olaylarını ne Muhammed Salih ne de Tahir Yoldaş gerçekleştirmiştir. Bunu Andıcan'lı Abduvali kaârı Mirzayev taraftarları gerçekleştirmiştir. MHH'nın bu konudaki görüşü nasıl?
Ravşan Abdullahanov:
Buna katılamam, çünkü sorgulama safhasında, ki çok yönlü ve titiz yürütülmüştür bu süreç ve orada her şey ispatlanmıştır. Kaldı ki mahkeme boşuna kimseye böyle ağır ceza vermez. Askarov'un demeçlerinde Muhammed Salih yada Tahir Yoldaş'ın bunu yapmadığının ispatı yoktur ve bu görüşe karşıyım.
Azizullah Aral:
Sayın dinleyicilerimiz, dinlediğiniz bu konuşmalar 26 Kasım günü Zaynettin Askarov'un Taşturma'da yabancı basın mensupları önünde verdiği bilgiler idi ve konuyla ilgili MHH temsilcisi yarbay Ravşan Abdullahanov'un görüşleri idi. Tekrar hatırlatayım 16 Şubat patlamalarına ilişkisi olduğu suçlamasıyla 1999 yılın martında on yıl hapis cezasına çarptırılan ÖİH önderlerinden olan Zaynettin Askarov halen cezaevinde tutuklu bulunmaktadır.
Sayın dinleyici, şimdi dinlediğiniz gibi Özbekistan ERK demokratik Partisi kurucusu ve Genel Başkanı Muhammed Salih'in ismi tekrar gündeme gelmiş bulunuyor. Peki neden resmi Özbekistan 11 yıldan beri muhacirlikte hayat sürdürmekte olan Muhammed Salih'i çeşitli suçlarla itham etmeye devam ediyor? Bu soruya şimdi Norveç'te ikamet etmekte olan Muhammed Salih'in kendisi cevap verecek:
Muhammed Salih:
Evvela Özbekistan MHH'sının bize karşı tedbir alma ihtiyacı duyduğu ERK Partisinin halk içinde itibarı yükselmekte olduğunun göstergesidir. Demek ki Özbek halkı bu teşkilatı henüz unutmamış. Demek ki bizim bu kısıtlı imkanlar içerisinde sürdürmekte olduğumuz mücadelelerimiz boşuna gitmemiştir. Yapılan bu işlerden ancak bu sonuca varılabilir. Daha da açık söylersem, sizlerin de bildiğiniz gibi, her seçim öncesi ERK Partisine karşı devlet seçimlere 1-1,5 yıl kala böyle tedbirler alır. Bu olay önümüzdeki sene gerçekleşecek olan seçimlere bizi sokmamak için alınmış tedbirin başlangıcıdır. Fikrim şu: MHH'nin organize ettiği bu Basın Toplantıdan arkasında ERK Partisinin seçimlere girmesinin önlenmesi stratejisi yatmaktadır.
Azizullah Aral:
Sayın Salih, neden sizin adınız bir defa daha hükümet tarafından gündeme getiriliyor? Bu defa ki isminizin dile getirilmesiyle Gürcistan'da muhalefetin iktidara gelmesi arasında bağlantı olabilir mi?
Muhammed Salih:
Bağlantı var. Fakat bu sadece Gürcistan yada Özbekistan'da değil tüm postsovyet bölgelerde meydana gelmekte olan tüm olaylar, Sovyetler Birliği parçalandıktan sonra oralarda işbaşına geçen liderlerin kaderi birbirine benzerlik teşkil etmektedir. Ve onların başlangıcı nasıl olduysa sonları da öyle olma olasılığı çok yüksektir. Azerbaycan'da ve Gürcistan'daki gelişmeler arasında biraz fark olsa da netice itibarıyla sonuçlar aynı olacaktır buna hiç şüphemiz yoktur. Ve böyle akıbetin kendi başlarına da geleceğini Orta Asyalı diktatörler de görmektedirler ve bundan çok tedirgin olmaktadırlar. Korkuya kapılan bizim hükümet tedbir alarak, bu tür gelişmelerin önüne geçmek istiyor. Yukarıda da zikrettiğim gibi her seçim öncesi Partimi devre dışı bırakmak için, siyası meydandan uzak tutmak için elinden her şeyi yapmakta, aklına gelen her yola başvurmaktadır.
Azizallah Aral:
Sizde bizde ve sayın dinleyicilerimiz de hapistaki Zaynettin Askarov'ın ikrarını dinledik. Siz de biliyorsunuz ki Askarov, sizi teröristlikle itham edip bu yönde mahkemeye ifade vermişti ve bunun gibiler az değil. Fakat Askarov sizden özür dilemektedir. Gelin onun ikrarını bir kez daha dinleyelim.
Zaynettin Askarov:
Muhammed Salih'in, - Allah'a yemin ederim ki, bu dünya o dünya, - ne teröre ne de teröristlere hiç alakası yoktur. Kesinlikle olmamış da.
Azizullah Aral:
Size karşı yalan ifade verenlere diyeceğiniz var mı?
Özbekistan mahkemesi şahsımı yargılarken bana karşı hiçbir delil ortaya koyamamıştır. Bunu bugün de koyamıyor. Çünkü böyle delilin kendisi yok. Olması da imkansız. Zaynettin Askarov'un gün gelip bu gerçeği söyleyeceğine hiç şüphem olmamıştır. Ancak bunun bu kadar erkan olacağını doğrusu hiç beklememiştim. Allah, onların, itirafta bulunanların günahlarını bağışlasın. Allah onların yardımcısı olsun.
Zaynettin Askarov, bana karşı yalan ifade verenlerin ilki değildir, çeşitli dönemlerde başkalar da bunu yapmıştı. Fakat onlar daha mahkeme salonundayken baskı altında ve işkenceye tabı tutuldukları için bunu yapmak zorunda kaldıklarını ilan etmişlerdi. Zaynettin Askarov ise bunu söylememişti. Şimdi artık oda bize karşı verdiği ifadelerin yalan olduğunu itiraf ediyor.
Yani hükümetin elinde bugünden itibaren artık şahsıma karşı hatta sahte ifadeler dahi kalmadı. Artık korkutmak bile mümkün olamaz hale geldi. Korku bizim Özbekistan'da yaşamkata olan muhalefet mensuplarının ve muhalif olmayanların da kalplerini yavaş yavaş terk etmeye başladı. Artık biz hakkı söylemekten geçen yılardaki gibi korkmamaktayız. Kalplerimize yavaş yavaş da olsa cesaret geliyor.
Azizullah Aral:
Sayın Muhammed Salih, çok sağ olunuz.
-----------------------------------
[1] Taşturma - Özbekistan'in zülmüyle ün salmış hapishanesi olup, mahkumlar insanlık dışı muamelelere maruz kalmaktalar.
[2] Bahram Abdullayev – olay sonrası idam edildi, ÖİH yöneticilerinden.
[3] Özbekistan İslami Hareketi (ÖİH) Lideri
[4] Abduveli kârıl Mirzayev – halk tarafından çok sevilen, ılımlı dini önder olup, 1995 yılında Moskova'da tertiplenen Dünya Müslüman bilim adamları Sempozyumuna giderken yardımcısıyla Taşkent havaalanı içinde sivil kişiler tarafından tutuklanmış ve bir daha haber alınamamıştır. (trcm)
[5] SNB – MHH (KGB)nın Rusça kısaltması
[6] Cuma Namangabi - ÖİH liderlerinden
Taşkent patlamalarıyla ilgili basın toplantısı
26 Kasım'da gerçekleşen Basın Toplantısı hakkında BBC Radyosu'nun hazırladığı haber
(27 Kasım 2003 tarihinde yayınlandı)
Sunucu: İbret Sefa
Özbekistan'da 1999 yılında Taşkent'te meydana gelen patlamaların esas tanıklarından biri, Özbekistan Milli İstihbarat Hizmeti (MHH, eski KGB)ni işbu bombalama olayından önceden haberdar olmakla ve önlem almamakla suçladı. Taşkent'teki hapishanede MHH'nin organize ettiği görüşme esnasında gazetecilerle konuşan Zaynettin Askarov, bununla beraber olaylara muhalefetteki ERK Partisi Genel Başkanı Muhammed Salih'in ilişkisi olduğu hakkında bundan 4 sene önce mahkemeye verdiği ifadesini katiyen reddetti. Askarov, ERK liderine karşı ve mahkeme surecindeki vermiş olduğu başka diğer ifadelerini da gizli sevisin baskısı altında verdiğini söyledi. Bombalama olayıyla suçlanarak 11 yıla mahkum edilen Zaynettin Askarov cezasının infazı esnasında işkenceye tabi tutulduğunu da ifade etti.
Ayrıntıları Taşkent'ten Pehlivan Sadık anlatıyor:
Pehlivan Sadık:
Taşkent patlamalarıyla ilişkin mahkeme sürecinden dört yıl sonra, olayın esas organizatörlerinden biri olarak suçlanan Zaynettin Askarov patlamaların tamamen bambaşka manzarasını çiziyor. Ona göre Özbekistan Milli İstihbarat Hizmeti (MHH), bombalama planından 2-3 ay önceden haberdar olmuştu. 1998 yılının Kasım ayında Türkmenistan'da tutuklanan ve ÖİH (Özbekistan İslami hareketi)'nin Amiri olarak bilinen Bahram Abdullayev, Askarov'un vurguladığına göre Cumhurbaşkanı İslam Kerimov'a karşı suikast hazırlanmakta olduğu ve bunu kimlerin organize ettiği hakkında MHH'ne detaylı bilgi vermiştir.
Zaynetin Askarov:
Bahram Abdullayev sorgulama esnasında: Zaynettin, bana bunlar ‘'vishka''[1] mi verecekler serbest mi bırakacaklar bilmiyorum. Fakat onlara önceden filan günü filan tarihte filan filan yetkililere kendim haber vermiştim. Bilhassa Yolbars Şiraliyev isimli SNB'nın[2] kurmay subayına bizzat söylemiştim, dediğinden bahsediyor. Bu açıkça Gizli Servis elemanlarına söylendiğinden sonra, demek ki misafir karşılar gibi patlamalar karşılanmaktadır Taşkent'te.
Pehlivan Sadık:
Aynı tafsilatları sorgu esnasında yüzleştirilen Bahram Abdullayev'dan öğrendiğini söylemekte olan Zaynettin Askarov'a göre, bombalama emrini verdiği söylenen ÖİH lideri Tahir Yoldaş tam tersine 1995 yılında izsiz kaybolmuş ve gizli servisçe kaçırıldığı tahmin edilmekte olan Abduvali Kârı Mirzayev'i kurtarmak niyetinde olan Muradullah Kuzuyev başçılığında planlanmakta olan bombalama olayının durdurulması emrini veriyor. Askarov'un sözlerine göre, Tahir Yoldaş suikast girişimini onların harekatına zarar vereceğine inanıyor.
Zaynettin Askarov:
Tahir Yoldaş bunlara şart koşarak onları rica ile getireceksin, olmazsa zorla getireceksin. Şayet ikna olmazlarsa vuracaksın, diye emir vermiştir bunlara, yani Bahram Abdullayev'e. Çünkü bunu otomatik olarak durdurup durmak gerekiyordu ki, kısa zamanda Özbekistan'da Tahir Bey cihat başlayacak, işte buna engel olmaması gerekiyordu 16 Şubat...
Pehlivan Sadık:
Zaynettin Askarov patlamalarda suçlanan muhalefetteki ERK Demokratik Partisi Genel Başkanı Muhammed Salih'e karşı mahkeme esnasında verilmiş ifadeleri de reddetmektedir. Askarov ayni ifadeleri sorgu esnasında gördüğü işkence neticesinde ve cezasının hafifletilmesi vaadine kanarak verdiğini söyledi.
Zaynettin Askarov:
Muhammed Salih'in, - Allah'a yemin ederek söylüyorum ki, bu dünya o dünya, - kesinlikle ne teröristlere, ne de teröre kesinlikle ilişkisi yoktur. Uzaktan yakından alakası yoktur. Bana verilen vaat Bahram Abdullayev başta olmak üzere ‘'vişka'' alan altı kişinin idamlarının infaz edilmemesi idi. Onlar öldürülmeyecekler, sadece ‘'vişka'' verildikten sonra Cumhurbaşkanından özür dileyecekler ve affedilecekleri vaat edilmişti. Sonunda razı oldum, peki rol oynayacağım, dedim. Muhammed Salih'e töhmet edip 16 Şubat olaylarına ilişkisi var, 1.6 milyon dolar vermişti, Tahir'in sponsoru idi ve buna benzer şeyleri ağlayarak söylemeye razı olmuştum.
Amacım Bahram Abdullayev gibi kârıları kurtarmaktı. Mesele Abduvali kârı gibilerin serbest bırakılmasıydı. Kârı ağabeylerin hepsinin serbest bırakılmalarıydı, hepsinin yanı... İçişleri Bakanı Zakir Almatov çağırıp Muhammed Salih'i karalama rolüne üstlenirsen hepsi salıverilecektir, bunlar idamdan kurtulacaklardır, kendine de iyi olacak, mahkeme salonunda serbest bırakılacaksın dediği için Allah şahidimdir ki, kendimi kurtarmak için değil sırf şu insanları kurtarmak için bu işe mecbur olmuştum ozaman. Lakin bu insanları da serbest bırakmadı, üstelik onlara ‘'vişka'' da verdi. ‘'Vişka'' vermesinin sebebi onlar sırrı biliyorlardı. Sırrı bildikleri için onları yok ettiler.
Pehlivan Sadık:
Zaynettin Askarov, Taşkent patlamalarında şüphelenilen kişinin sorgu esnasında işkenceye dayanamayarak öldüğünü de söyledi. Kendisinin de ceza infazının ilk aşamalarında amansız işkencelere maruz kaldığını da ekledi.
Zaynetten Askarov:
Zona'da[3] üç defa ölümden döndüm. İlki Zangiata 64-65'ta[4] beş kişi tarafından öyle dövüldüm ki, hatta kelime-i şahadet getirerek şehit oldum diye yığılmıştım. 45 gün aklı dengemi kaybederek, kendimde olmamışımdır. İyileştiğimden sonra beni Hıristiyan dinine sokmak istediler işkence yaparak. İkinci kez Kaşkaderya'daki 33'a getirildiğimde Abidhan Askarov'un[5] kardeşi tarafından inanılmaz derecede dayak yedim. Orada da öldüğümü zannetmiştim. Nevayi'daki 46'da döverek kaburgalarımı kırdıklarında keza ölümden döndüm. 61'da ise yüzbaşı Abduselam Rahmatov isimli subaydan gördüğüm zulmü söylemeğe utanıyorum. Öldüğümü sanmıştım ve hatta intihara bile kalkışmıştım.
Pehlivan Sadık:
32 yaşındaki Zaynettin Askarov Taşkent'te meydana gelen patlamalarla ilgili mahkeme esnasında kendisinin birbirine zıt ifadeleriyle tanınmıştı. Bombalama olayıyla ilgili resmi tahminler çok yönüyle aynen sorgulama ve mahkeme makamlarıyla faal işbirliği yapan Zaynettin Askarov'un ifadeleri üzerine kurulduğu vurgulanır. Onun dün Taşkent'teki cezaevinde verdiği ifadeleri ise işbu tahminleri tamamen çürütmektedir. Mahkum ile görüşmeyi organize eden MHH temsilcilerine göre Zaynettin Askarov internet sitelerinde yayınlanmakta olan Muhammed Salih'in olaylara ilişkisi olmadığı hakkındaki mahkuma dayanarak verilmekte olan davaları reddetmesi gerekiyordu. Şimdi onlar Askarov'un işbu son iddialarının kendileri için beklenmedik olay olduğunu söylemektedirler. MHH elemanları Zaynettin Askarov'un Gizli Servis'in patlamaları önceden biliyordu tezini reddetti. Bugüne kadar Özbek muhalefeti Taşkent patlamalarına Gizli Servislerin kendileri alakadar olabilirler tezini ileri sürüyorlardı. Fakat böyle tahmin artık bombalamanın esas tanıklarından birinin ağzından ilk defa söylenmektedir. Bundan dört sene önce Taşkent'te meydana gelen patlamalarda 16 kişi hayatını kaybetmiş ve bombalama eylemiyle ilişkisi şüphesiyle yüzlerce kişi tutuklanmıştı.
İbret Sefa:
Haberde söylendiği gibi MHH, Zaynettin Askarov'un Gizli Servis patlamaları önceden bildiği yönündeki iddiayı reddetmiştir. Ayrıca MHH temsilcisi yarbay Ravşan Abdullahanov, Zaynettin Askarov cezasının infazı esnasında ruhi hastalıklar hastanesinde tedavi gördüğünü, belki de hala ruhsal olarak rahatsız olduğunu vurgulamıştır. Ve Muhammed Salih'in olaylara ilişkisi hakkında yeterince delillere sahip olduklarını da söylemiştir. İşte yarbay Abullahanov'un şerhi:
Ravşan Abdullahanov:
Kendiniz düşünün eğer her hukuku savunma kurumu terörist eylem olacağını bildiyse, önlem almaz mıydı? Önler miydi yoksa kurban olup gider miydi? Zaynettin Askarov'u kendisinin de ifade ettiği gibi ruh sağlığının yerinde olmadığını sayın radyo dinleyicilerimiz anlamlı karşılayacaklardır. Kaldı ki Askarov'un verdiği mülakatı kendim sonuna kadar dinlemedim. Fakat 17 kez Muhammed Salih'le görüştü Tahir Yoldaş diye söylediğine bakarsak, bu da nasıldır tasdik içermektedir.
İbret Sefa:
MHH temsilcisi muhabirimizle sohbet esnasında Muhammed Salih'le ÖİH vaizi olarak bilenen Zubayr ibn Abdurrahman'ın telefon konuşması olduğu söylenen bantı da göstermiştir. Muhammed Salih'in dedigi adamin sesi çok zayıf olarak kaydedilmiştir sözkonusu bantta. MHH temsilcilerine göre ERK Partiis liderinin patlamalara ilişkisi olduğunun diğer delili budur.
Bantı dinleyelim:
- Essalamü alayküm ve rahmatullah!
- Ve alaykümüselam ve rahmatullah!
- Nasılsınız?
- İyiyim. Siz nasılsınız?
- Elhamdullah. Çoluk-çocuk hepiniz iyimi siniz?
- .....
- Sıhhat afiyettemi siniz?
- İyi, iyi hepsi yerinde.
- Evet, neler oluyor, bu fotoğrafları mahkemeye çıkarmışlar. Fotoğraflarımız ayni yerde mahkemeye çıkmış, biraz konuşayım dedim.
- İyi olurdu.
- Yakında kendisini mahkemeye çıkaracağız. Yakında inşaAllah! Uzak değil bu. Biz kendisini mahkemeye çıkaracağız. Lakin bu şeri mahkeme olacak, inşaAllah.
- İnşaAllah.
İbret Sefa:
Bu Özbekistan Gizli Servisinin 1999 yıl vuku bulan Taşkent patlamalarına ilişkin delil olarak dinlettiği bant idi. Bugün biz bu bandı ERK Partisi Genel Başkanı Muhammed Salih'e dinlettirdik ve fikrini sorduk.
Muhammed Salih:
İlk olarak, hükümetin bana karşı sözkonusu mahkemede bile hiçbir delili olmamıştır. Bugün de hiçbir delili yoktur ve şimdi bana dinletilen ve sohbet diye adlandırılan şeyde sadece bir tarafın sesini duydum, ikinci tarafın sesi hiç yok. Eğer bunu delil olarak ortaya atıyorsa iktidar gerçekten zavallı durumdadır ve delilsiz kalmıştır bana karşı. Zubayr isimli hiç kimseyle böyle konuşmam mümkün değildir. Konuşursam daima fikrimi kesin ve öz olarak ifade eden kişiyim. Konuşurken asla fikrini gizleyecek adam değilim.
İbret Sefa:
Bununla ÖİH vekilleriyle telefonda asla sohbet etmediğinizi mi söylüyorsunuz?
Muhammed Salih:
Evet, hiçbir zaman konuşmamışımdır. Fakat bana çok insanlar telefon açmıştır. Mahkeme konusunda geçmiş olsun dileklerinde bulunmuştur. Fakat asla İslami Hareket vekilleriyle hiçbir şekilde böyle konuşmam olmamıştır.
İbret Sefa:
Ve bu insanlarla hiçbir ilişkiniz olmamış mıdır?
Muhammed Salih:
Tahir Yoldaş ile 1997'de görüşmüştük. Ve bunu patlamalardan hemen sonra zaten söylemiştim. Fakat ilişkimiz hiçbir zaman hükümetin söylediği gibi herhangi bir anlaşma yada para temini şeklinde olmamıştır. Ne de siyasi alanda birlikte hareket etme konusunda konuşmamışızdır. Bunların olması da mümkün değildir. Çünkü bizlerin hareketleri tabiatıyla, karakteriyle mutlaka farklı hareketlerdir.
--------------------------------------
[1] Vişka – jargonda idam cezası demek.
[2] SNB – MHH'nin Rusça kısaltması
[3] Zona – Ağır ceza hükümevi
[4] Cezaevi kodu