Media Suikast hakkinda
Kerimov muhalifi Muhammed Salih’ten kurtulabilmek için tam 10 yıldır mücadele etmekteydi. Bu yönde kullanılmayan hile, kurulmayan tuzak kalmadı. Bir kaç defa Salih’i ortadan kaldırmaya kalkıştı Kerimov. 2001 yılının mayıs ayında Salih’in öldürülmesi için 2 milyon amerikan doları ödenmiş ve bir tesadüf sonucu Salih ölümden kurtulmuştu. Rus film yapımcısı Mihail Markelov bu olayı konu alan bir belgesel çevirerek geçen yıl TV Center kanalından yayımladı. Bu filmin içeriğinin kısaltılmış şeklini dikkatinize sunuyoruz:
27 Mayıs 2001’de Rusya'nın "TV senter" televizyon
kanalından yayınlanan ("Nasha versıja: podgrıfom sekretno") "Top sekret, bizim versiyonumuz" programının metni
Ekrana postsovyet ülkelerinin siyasi hayatından ilk görüntüler geliyor.
Ekranda Rus program sunucusu Mihail Markelov.
M. Markelov: Merhaba, sizinle Mihail Markelov, "Top sekret" programının üçüncü kısmını sunuyorum.
Yakında güneşli Özbekistan’ın devlet başkanı İslam Kerimov Rusya'ya dostluk ziyaretinde bulundu. Sovyetler Birliği çökmeden önce Özbekistan kıymetli pamuğu, güzel pilavı, "Pahtakor" (pamukchu) adli futbol takımı, Buhara’nın güzel halısı ve misafir severliği ile meşhurdu. Cennetmekan bir ülkeydi Özbekistan. Bunun dışında Özbekistan bu karmaşık mıntakada bizim için stratejik önem taşıyan ülkeydi. 1991 yılında, Belovejskaya pushca’daki kısa ziyafetten sonra Sovyetler Birliği dağıldı. Eski Sovyet Cumhuriyetlerinde ard arda seçimler başladı. Özbekistan’da seçimleri İslam Kerimov kazandı. Bu programımıza konu olan olay ilk bakışta gerçek dışı görünebilir. Fakat bu bir gerçektir. Olay kahramanları real insanlardır. Size bugün Özbekistan’da siyasi rejimin muhalefetle mücadele üslubunu anlatmak istiyoruz. Devlet Başkanı Kerimov’a karşı muhalefet siyasi sürgünde, Kerimov ve onun çevresi için en tehlikeli sayılan muhalefet lideri Muhammed Salih halen Norveç’te kalıyor ve mücadelesini devam ettiriyor. Ekranda Muhammed Salih konuşuyor: Ben 1993’ün Nisan’ında yönetim baskısı sonucu Özbekistan’ı terk ettim. Daha doğrusu hayatım tehlike altındaydı, İç İşleri Bakanlığından güvenirli kaynaktan uyardılar. Özbekistan Devlet Başkanı Kerimov benden kurtulmanın yollarını ciddi bir şekilde aradığını söylediler. Ben Nisan 1993’te Özbekistan’ı terk ettim.
Ekranda Şubat 1999’da Taşkent’te yaşanan patlama olayı.
M. Markelov: 1999’da Taşkent’te bombalar patladı. Masum insanlar can verdi, hükümet üyelerinden kimse yaralanmadı. Kerimov daha soruşturma başlamadan önce bu olayın arkasında İslamcılar ve Muhammed Salih’in olduğunu açıkladı. Muhammed Salih Özbek yönetimi tarafından terörizm, milli, ırki ve dini ayrımcılık, iktidarı zorla ele geçirmeye teşebbüs ve Cumhurbaşkanı hayatına suikastta bulunmakla suçlanıyor. Interpol’un Özbek şubesi Salih’i kırmızı bültenle aramaya koyuluyor.
Ekranda Muhammed Salih: 1994’te Türkiye Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel beni Kerimov’la barıştırmak istemişti. Ben razı oldum. Demirel gerçekten de Kerimov’a barış önerisi yapıyor, Kerimov ise ona: "Süleyman Ağa en iyisi Salih’i bize iade edin" diye karşılık veriyor. Süleyman Demirel "iade etsek ne yapacaksın?" diye sorduğunda, Kerimov çok kısa ve net bir şekilde "Öldüreceğim", diye cevap veriyor.
Ekranda M. Markelov, konuşuyor: Yıl 2000, bir Özbek işadamı, İçişleri Bakanlığı eski memurlarından Bahram Muminahunov, pamuk ticaretiyle ilgilenen bir Çeçen grubu ile Moskova’dan Taşkent’e geliyor. Onları davet eden Bahram’la Emniyet birimlerinde birlikte çalışan eski dostları, Özbekistan Milli Güvenlik Hizmeti (KGB) ve Interpol’un Özbekistan Bölümünde "sohbet" ediyorlar. Bahram’la ortak çalışan Çeçen grubu meğer bir zamanlar Ukrayna Başbakanı Lazrenko ile de çalışmış bir gurupmuş. Onlardan birisi Muhammed Salih’i de tanıyormuş. Böylece Özbekistan Gizli Servisi bu grupla görüşmek ister ve Bahram’dan bu görüşmeyi sağlamasını talep eder. Bahram Muminahunov o anda kendisinin nasıl bir tehlikeli oyuna alet olacağını bilmiyor. Her halükarda Bahram Özbek Gizli Servisinin "rica"sını yerine getiriyor.
Ekranda Bahram Muminahunov, Program sunucusu Markelov soru soruyor:
Siz Özbekistan’a getiren arkadaşlar kimlerdi?
Muminahunov cevap veriyor: Bu arkadaşlar Çeçenler, normal insanlardır, Muhammed Salih’i da tanıyorlarmış, kısacası bu arkadaşlar bana dediler ki, "biliyor musun bize, para karşılığında Muhammed Salih’i öldürmemizi teklif ettiler, bu konuda sen ne düşünüyorsun?" Ben "ne diyebilirim ki, karar sizin", dedim onlara. Çeçenler Moskova’ya gittikten sonra beni Özbekistan Gizli Servisi ve içişleri Bakanlığının üst düzey subayları çağırdılar ve aynen şöyle dediler: "Biliyorsun, problemler var, o (Muhammed Salih) Özbekistan için bir numaralı terörist, Özbekistan’daki patlamaları da o düzenledi, o bir vahabidir, sen Çeçenleri iyi tanıyorsun, sana - Özbekistan vatandaşına, bu görevi veriyoruz, sen bunun üstesinden geleceksin.
Program sunucusu soruyor: Nasıl yani?..
B. Muminahunov:Yani adamı ortadan kaldırmak meselesinde iki taraf arasında aracı olmak, para ve ödeme şekilleri...
Sunucu: Yanlış anlamadıysam, size Çeçenler ve suikastı sipariş edenler arasında vasıtacı olma görevi verildi, değil mi?
B. Muminahunov: Evet, bu arada bir kaç ay geçti, para konusunda anlaşamadılar, Çeçenler 2 milyon talep ettiler, bunlar 600 bin vereceğiz dediler, sonunda 1 milyona anlaştılar sanki, bu miktar benim hususi hesabıma yatırılacak ve onlar.. görevini yerine getirecekti.
Sunucu: Özür dilerim, hesap sizin ve para sizin adınıza yatırılacaktı, burada Moskova’da mı?
B. Muminahunov: Nerede olması önemli değildi. Paranın bizim tarafımızdan, yani Özbekler tarafından ödenme garantisi olması kafi idi.
Sunucu: Siz bu işte Devlet Başkanı Kerimov takımının direkt menfaatini görüyor musunuz?
B. Muminahunov:
Çünkü İçişleri Bakanı, Milli Güvenlik Servisi hiç biri kendi başına böyle bir teşebbüse kalkışamazdı. Şüphesiz, bu bir direktiftir, onlar bunun gibi teklifi tepeye tavsiye etmeye bile cesaret edemezler. Onlar kendi başına bu gibi meseleleri çözemezler.
Sunucu: Böylece, sipariş kabul ediliyor. Muminahunov da kendisinin nasıl bir maceraya sürüklendiğini anlamaya başlıyor. O korkuyor ve kimden imdat ummak lazım, bilemiyor. Rus Gizli Servisine söylesin mi, ama kimseyi tanımıyor. Muhammed Salih’i da tanımıyor, ne yapsın? Bahram suikasti sipariş eden tarafa Salih’in öldürüldüğünü bildiriyor. Bahran böylece tehlikeli oyundan sıyrılmayı düşünüyor, belki bu zaman içinde yurt dışına çıkıp, başka bir ülkede gizlenmek mümkün olur, diye düşünüyor. Ancak Rusya’dan çıkmak nasip olmuyor, ve Bahram bizim stüdyoya geliyor. Burada tüm bu fantastik olayı bir bir anlatıyor. Bu arada Çeçenler, Özbekistan Gizli Servisi ve Interpol bölümünden bir miktar para alıyorlar, ama aynı zamanda Muhammed Salih’le bağlanarak, onu bu tehlikeden haberdar ediyorlar.
Ekranda Muhammed Salih. Sunucu Salih’ten soruyor: Siz bir kaç güne kayboldunuz, değil mi?
Muhammed Salih: Çeçenler benden bir kaç güne kaybolmamı rica ettiler... Bu kolay olmadı. Oyunu tüm kurallarına uygun olarak oynamak zorundaydım, gerçeği kimse bilmiyordu, benim kaybolduğuma her kes inanmıştı
Sunucu: Neden bunlar lazım oldu, delil elde etmek için mi?
Salih: Evet, sadece delil elde etmek için. Kerimov’un beni öldürmek isteği çok eskiden beri devam ediyordu...
Ekranda sunucu M. Markelov: Ben Interpol’un Özbek bölümü siyasi suikast operasyonunu koordine eden teşkilat derlerse hiç inanmazdım. İnanmak mümkün değil, ama inanacaksın çünkü bu bir gerçektir
Şimdi siz iki telefon konuşmasını dinliyeceksiniz, her ikisi de Interpolun Özbek bölümü Direktörü Mahmut Haitov ve Bahram Muminahunov arasında geçiyor. Bu fevkalede ilginç konuşmanın ilkinde konu - para olacak, yani sipariş ödemesi. İkinci konuşmada Interpol Direktörü iş adamı Muminahunov’dan Salih’in gerçekten öldüğüne delil istiyor. Konuşmada Interpol Direktörü Haitov bir "DÖKÜMAN"ı dile getiriyor. "DÖKÜMAN" kelimesi altında CESET düşünülmektedir. Muhalafet lideri Muhammed Salih’in cesedi tabi.
Ekranda B. Muminahinov telefonda konuşuyor:
Muminahuinov: - Onlar para konusunda tatmin olmuyorlar. Onlar takriben üc yüz elli bin ..
Telefondan Haitov’un sesi: -Evet..
Muminahunov: -Nakit lazım olacak.
Haitov’un sesi: -Moskova’da, öylemi?..
Muminahunov: - Evet, Moskova’da. Kalan kısmı hesaba.
Haitov’un sesi: -Tamam, problem değil, sen onları rahatlat, ben şimdi şefe gidiyorum, saat beşte, ben ona.. yani buldular, degil mi?.. demek.. beş yüz bin nakit da verebiliriz.
Muminahunov: - Beş yüz bin nakit mı?
Haitov’un sesi: -Evet, prensipte bizim için fark etmez..
Muminahunov’un sesi: -Tamam, ben anladım..
Haitov’un sesi: -Dokuman bulundu degil mi?
Muminahunov: -Evet...
Haitov’un sesi: -İyi, bizim için önemlisi onun bulunması.
Ekranda Muminahunov ve Haitov konuşmasının ikinci bölümü:
Haitov’un sesi: Ben sana DÖKÜMAN derken İNSANDAN bahsediyorum, anlıyor musun?
Muminahunov: -Ben biliyorum...
Haitov’un sesi: -Ben bize bir döküman gelsin demiyorum ki? Olay yerine giderken, görevli memurlar gidiyor değil mi?..
Haitov’un sesi: -Görevliler şahısın kimliğini tespit ediyorlar, değil mi? Bizde milisler, onlarda polis..
Haitov’un sesi: -Eksperden geçiriyorlar. şimdi bu Döküman yattığı yerde ebediyen yatmayacak, ya? Onu.. şimdi.. sahiplerine iade edecekler eninde sonunda, değil mi?.., Yani sahipleri onu kasaya gömsünler diye..."
Ekranda Moskova’daki "Radisson" oteli, otelin muhteşem foyesi, koridorlari..
Sunucu Markelov’un görüntü arkasından sesi geliyor:
Kerimov’un Moskova seferi öncesi Özbekistan Gizli Servisi ve Interpolun Özbek şubesi şeflerinin Moskova’ya geldiği ve gördüğünüz "Radisson- Slavyanskaya" otelinde kaldıklarını biliyoruz, elimizde tüm kanıtlar mevcut. Bu otelde onlar suikasta "aracı" olan Muminahunov’la görüşerek, para konusunu muhakeme ediyorlar. Para verilmiyor, çünkü Muminahunov da Salih’in gerçekten öldüğünü ispat edemiyor. Ancak Özbek Interpolcuları ağzından muhalefet liderinin ortadan kaldırıldığı hakkında haber çoktan Cumhurbaşkanı Kerimov’un kulağına yetmişti. Arkadaşlar biraz acele etmişlerdi.. Ekranda Muhammed Salih: "İslam Kerimov olayı baştan sona kadar takip ediyordu. Yani bu iş, devlet seviyesinde planlanan bir aksiyondu, her kes en yüksek makamdan Interpol direktörüne kadar oyunun içine çekilmişti.
Sunucu: Neden Çeçenler size geldi de bu olayı ifşa ettiler, neden siparişi becermediler?
Muhammed Salih: Bu gruptan bana telefon ederek olaydan haberdar eden arkadaş ben 1998 yılında Moskova’ya gittiğimde benim bodygardlarımdan biri idi..
Sunucu: ...Yani bir zamanlar sizi koruyan insanlara sizi öldürme görevini vermişlerdi, öyle mi?
M. Salih: Evet, bu bir tesadüftü.
Ekranda sunucu Mihail Markeloiv: Ben buradan Muhammed Salih’i iyi ya da kötü demek istemiyorum, Salih İslamcımı ya da dünyevi bir şair, aydın bir insan, yada ömrünü Özbekistan’daki iktidar kavgasına adamış biri mi, bunu da tartışmıyorum. Burada konu Özbekistan Gizli servisinin bir siyasi suikast teşebbüsünde bulunduğu konusudur. Kerimov’un çevresindeki beğenmediği insanları yok etme meyillerini ilk defa görmüyoruz. Bir kaç yıl önce Belorusya (Beyaz Rusya) Cumhurbaşkanı bana her kese örnek olmaya değer bir olayı anlatmıştı. Bu bant 4 yıldır benim arşivimde yatıyordu. Böyle bir olayın olduğuna süpheleniyorduk , şimdi şüpheye yer kalmadı.
Ekranda Beyaz Rusya Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukashenko makamında Masrkelov’la mülakat ediyor:
Beyaz Rusya Cumhurbaşkanı:
Kerimov bana bir olayı anlattı, kendisini bir gazeteci tenkid etmiş, hatırlamıyorum, gazeteci Moskovalı galiba. Kısacası bu gazeteci Kerimov’a karşı hücum etmiş, Kerimov, "biz bu gazeteciyi Moskova’da yakaladık ve Taşkent’te gömdük" dedi, öyle işte!!
Ekranda Taşkent sokakları.
Sunucu Markelov: Salih’in öldürülmediği açıklandıktan sonra Özbekistan’da kadro değişimi bağladı. İlk olarak Salih’e karşı suikasti organize edenlerden biri Interpol Direktörü Mahmud Haitov darbe aldı. 10 Mayıs günü onu görevden aldılar. Biz Özbekistan Interpolu’na telefon ettik ve Mahmud Haitov’u sorduk. Bize böyle soyadlı bir şahsin bu teşkilatta tanımadıklarını söylediler. Evet, insan yok, problem de yoktur. Interpol’un eski Direktörü kayboldu, nerede olduğunu kimsecik bilmiyor. Eğer iş böyle devam ederse , Özbekistan Gizli Servisi başkanı ve İçişleri Bakanı da mutlaka ceza alacaktır.
Biz araştırmaya devam edeceğiz. Biz Özbekistan’da, muhalefet lideri Muhammed Salih’le ilgili olaylar nasıl gelişeceğini dikkatle takip edeceğiz. Sizinle Markelov beraber oldu, gelecek pazara kadar hoşça kalın.
Bu iğrenç girişimden iki yıl önce, 1999 yılı Şubat ayında Özbek KGB si tarafından Taşkent’te seri patlamalar olmuş ve bunun arkasında da Muhammed Salih’in olduğunu iddia etmişti.
Bu patlamalar Diktatörün SON RAKİBİ Muhammed Salihi yok etmek amacıyla rejimin ayarladığı kanlı tuzaktı. Bu patlamalar dünya kamuoyunu gerçekten etkilemiştir. Özbekistan demokratik muhalefetine karşı bir müddet şüphe uyandırmış, özellikle, Muhammed Salih’in ismine gölge düşürmüştür. Ancak ard arda düzenlenen, sahte tanıklarla donatılmış mahkemelerde Salihin aleyhine tek bir delil gösterememişlerdir.
Muhammed Salih diktatör Kerimov’un son rakibi dedik, çünkü diğer rakipler ya çoktan Kerimov tarafa geçmiştir, ya da mücadele maratonundan yorularak, meydanı terk etmiştir.
Muhammed Salih’in Prag’da tutuklanarak, Pankras hapisanesinde Özbekistan’a iadesin beklerken, diktatör Kerimov belki hayatında ilk kez büyük sevinç yaşamıştı, Bu onun TV den verdiği duygulu demeçlerinden belli olmuştu.
Diktatörün uhalifi ''Muhammed Salih’ten kurtulma siyaseti''nin uzun, çok uzun tarihi vardır.
1991 yılında Cumhurbaşkanı seçimlerinde Muhammed Salih’in adaylığını koymaması için ona aracı gönderdi ancak Salih adaylıktan çekilmedi ve hile karıştırılan bu seçimde resmi olarak % 12.7 oy almıştır.
Kerimov seçimlerden sonra ilk olarak muhalefetten, daha doğrusu, seçimlerdeki Rakibinden tamamen kurtulma ihtiyacı hissetti. Çünkü seçimler demokratik kurallar çerçevesinde geçseydi muhalefet, seçmenlerinin ekser oylarını alarak, seçimleri kazanacağı belliydi. O yüzden Kerimov ilk tedbir olarak ERK partisinin dinamosu üniversite gençlerinin siyasi alanın dışına atılmasını amaçladı.
Seçimlerden 18 gün sonra, 1992 yılı 16 Ocak tarihinde, Talebeler Uydu kenti öğrencilerin kanına boyandı, KGB provokatörlüğü sonucu meydana çıkan gençler rejim tarafından kurşun yağmuruna tutuldu. İki genç öğrenci açılan ateş sonucu hayatını kaybetti, onlarca talebe yaralandı. Bu rejimin, seçimlerde Muhammed Salih’i kollayan halkı korkutarak, onları siyasetten bezdirme amacı ile yapılan ilk hamlesi idi. Bu olaya halk tarafından gösterilen reaksiyon o kadar korkunç olmadı. Kerimov daha da serbest davranmaya başladı. Bir süre içinde ERK partisinin gazete baskısı üç vilâyette durduruldu, bir kaç ERK üyesi uydurma suçlamalarla mahkûm edildi. Ancak bu “tedbirler” muhalefeti zayıflatamadı, 1992 yılı Mart ayında ERK Partisi ülkenin tüm muhalif guruplarını bir araya toplayarak, birleştirdi ve bu birliğe “Özbekistan Demokratik Güçleri Forumu” ismi verildi.
Hükümet bu olay karşısında paniğe kapıldı ve taktik değiştirdi. Cumhurbaşkanı Kerimov Muhammed Salih’i saraya çağırarak, ona hükümete girmeyi ve istediği makamı almayı teklif etti, hatta yalvardı. Ama Salih bu teklifi ret etti, Kerimov’dan ülke menfaatleri yolunda muhalefet ile birlikte çalışmayı ve muhalefetin haklarının tanınmasını talep etti. Kerimov bir kez daha yanıldığını hissetmişti. Karşısındaki adam komünist değildi, tanıdığı insanlar taifesinden değildi. Yüksek mevki ve koltuk ile satın alınamayan insanların hâlâ Sovyetler Birliğinde yaşadığına Kerimov inanmıyordu, ama böyle biri varmış ve bu kimse onun rakibi idi.
Bu olaydan sonra Kerimov rakibinden kurtulmanın iki yolunu göz önüne getirdiği şüphesizdir. Onu cismen yok etmek ya da yurttan sürgün etmek. Ki sesi uzaklarda kesilsin.. İkinci yolu seçti. Salih ve onun taraftarlarına karşı yasal yönetime alternatif “Millî Meclis” kuracaklar, diye uyduruk bir suçla sahte bir dâvâ açtı. Bu “Milli Meclis”in ne olduğunu bilmeyen Muhammed Salih’e “Anayasa rejimini yıkma teşebbüsü” bir suçu isnat ediliyordu. Hükümet, önce Salih’i Parlamentodan tamamen izole etmeye karar kıldı. 1992 yılı 2 Temmuz tarihinde yapılan parlamento oturumunda Salih’e söz hakkı tanınmadı. Bu duruma ve de hükümetin tekel siyasetine karşı çıkarak, Salih Parlamentodan istifa etti. Bu hadise Kerimov’u sevince boğdu.
Bu rakibinden kurtulma sevinci idi. Milletvekili dokunulmazlığından mahrum kalan bu muhalefetçinin yok edilmesi artık kolaylaşmıştı.
1992 yılı sonu ve 1993 yılı başları arasında Salih ve onun ailesi sıkı takip altına alındı. Kendisi “Millî meclis” dosyasına dayanılarak açık sorguya çağırılmış, psikolojik baskı gün geçtikçe arttırılmıştı. Bu arada merkezî ERK gazetesinin baskısı durdurulmuş. Gazete redaktörü İbrahim Hakkul’a karşı ise sahte suçlarla dâvâ açılmıştı. Parti Sekreteri Profesör Atanazar Arif, yine o “Meclis” tarafından hapse, daha doğrusu İçişleri Bakanlığı bodrumuna atılmıştı. Birlikçi Hazretkul Hudayberdi de bu konu yüzünden aynı bodruma kapatılmıştı. 1993 yılı baharında Muhammed Salih tutuklandı.
O da aynı şekilde İçişleri Bakanlığı bodrumunda üç gün tutsak edilmiş, dünya kamuoyu baskısı sonucu serbest bırakılmıştı. Bu takip ve tazyiklerin Salih’i, Özbekistan’ı terk etmeye mecbur etmek için uygulanan taktikler sonucu Dostların da ısrarları üzerine Salih Özbekistan’dan çıktı. Hükümet sonunda rahat bir nefes aldı. Salih’ten tamamen kurtulmanın yolu işte şimdi gözüktü diye düşünüldü. Hızla harekete geçildi. ERK içinden iki üye profesör bulundu, onlara hükümette yüksek mevkiler teklif edildi. Karşılığı olarak ise ERK’in kurultayı yapılacak ve Salih başkanlıktan uzaklaştırılacaktı.
İki profesör iki ay boyunca Özbekistan’ı gezerek ERK üyelerine Salih’i partiden uzaklaştırmanın, partinin kurtulması için şart olduğuna inandırma propagandası yürüttüler. Aynı zamanda hükümet ERK üyesi Safar Bekjon’nı hapse atarak, onu “tarihi antik para” çalma, parayı da Muhammed Salih’e verdiği sahte suçunu isnat etti. Bu tedbir, kurultaydan önce ERK başkanının ismini lekeleme amacı ile alınmıştı. 1993 yılı 25 Eylül tarihinde parti kurultayı gerçekleşti. Kurultay sürgünde bulunan liderine ihanet etmedi. Bu mağlubiyet hükümeti çıldırttı.
ERK’e karşı açık baskıları arttı. Kurultayda aktif olmuş olan ERK milletvekilleri İmam Ali Fayziyev ve Nasrullah Saidovlar’a sahte suçlar isnat edilerek dâvâlar açıldı, Fayziyev hapse atıldı. Bir başka faal üye olan Eleman Shukurov hapiste dövülerek öldürüldü. Kurultayda partinin başkatibi olarak seçilen Samed Murad dövülerek başı yarıldı ve sakatlandı vb. Kurultaydan sonra hükümet Muhammed Salih’i yurttan çıkarıp atsa da ondan kurtulamayacağını ilk defa hissetti. Hükümet, Muhammed Salih’e destek veren halkı kendi taraflarına almadan, onun hafızasından Salih ismini tamamen silip atmadan muhalif belasından kurtulamayacağını anlamıştı.
Muhammed Salih’i halkın gözünden düşürmek, onu basit bir suçlu olarak göstermek gerekli idi. Ve hükümet işte o “tarihî para” senaryosunun devam etmesi gerektiğine karar verdi. Ve kendi gazetelerinde Salih’e karşı büyük bir karalama kampanyası başlatıldı. Bu kampanya, 7 yıldır hiç durmadan devam etmekte. Bu kampanya bazen öyle bir raddeye gelebiliyor ki, bu olayı gözlemleyen Rus aydınları, mesela Helsinki Komitesi Başkanı Luydmila Alekseyeva, bu olayı Saharov ve Soljenitsin’i karalama kampanyaları ile mukayese etmişti. Buna rağmen Cumhurbaşkanı Kerimov kendi muhalifinden hâlâ kurtulamadı
Neyse, fazla ileri gitmeden, bu “kurtuluş mücadelesi”nin kronolojik sırasına dönelim. 1993 yılının sonu ve 1994 yılının başında ERK partisinin neşirleri -kitap, broşürler ve ERK gazetesi- yurtdışında basılarak Özbekistan’da dağıtılmaya başlandı. Bu Kerimov’u hırslandırdı. O 1994 yılı Ocak ayında İsviçre’deki Davos şehrinde gerçekleşen liderler zirvesinde Türkiye Cumhurbaşkanı Demirel’den Muhammed Salih’i Özbekistan’a iadesi talebinde bulundu. Demirel’in “O sana niçin lazım?” sorusuna; sade Özbeğin Cumhurbaşkanı “öldüreceğim” dedi. Hayrete düşen Türk Cumhurbaşkanı “İslam, bu sözü sen söylememiş, bende duymamış olayım” diyerek kurtulmuştu.
Ve aynı gün kutlanmakta olan Kerimov’un doğum günü kutlamasına katılmamıştı. Demek, 1994 yılı geldiğinde, muhaliften kurtulmak için Kerimov en radikal üsluplara dahi başvurmaya hazır durumdaydı. 1994 yılı Haziran ayında Türkiye’den Özbekistan’a ERK gazetesini götüren eski milletvekili Murad Corayevin başında bulunduğu ERK taraftarı bir grup tutuklandı. Gruba mensup 6 kişi “devleti yıkmaya teşebbüs” suçundan ağır hapis cezasına çarptırıldı. Bu dâvânın görülmesi sırasında da yine Muhammed Salih esas suçlular arasında yerini alarak “Devlet suçlusu” olarak ilân edildi. Ancak ERK propagandası devam etti. 1995 yılında, Türkiye’den gazete nakli yapan bir sonraki grup tutuklandı.
Bu grubun üyelerine televizyon aracılığıyla “Muhammed Salih’in Özbekistan’da tekrar devleti yıkmak amacı ile İstanbul’da Özbek gençlerinin hazırladığı...” gibi safsata söyletildi.
1995 yılından itibaren Muhammed Salih’i hükümet gazeteleri açıkça “vatan haini” olarak anmaya başlamıştı. 1994 yılı Haziran ayının sonlarında Kerimov Türkiye’ye geldi. Siyasî ve iktisadî meseleler arasında tekrar “Muhalif” meselesi gündemin birinci sırasına yerleşti. Bu olay münasebeti ile Türk basını ilk defa Özbek muhalefeti hakkında bilgi verdi. Türkiye’nin özel televizyon kanalı “STAR”ın yorumcusu Engin Ardıç Kerimov gibi diktatörlere baş eğen Türk hükümetini sert bir şekilde eleştirmişti. Ancak basın hükümet siyasetini pek etkileyememişti galiba. Cumhurbaşkanı Demirel “Muhammed Salih’i kırmadan Türkiye’den çıkarılması” için devlet memurlarına emir vermişti. Ve Salih hiç “kırılmadan” Almanya’ya gitti.
Kerimov, Almanya’dan Salih’in Özbekistan’a iadesini isteme cesaretinde bulunamadı. Fakat Alman Parlamentosundaki konuşmasında, “Özbek ve Alman dostluğu kadimdir. Benim dedem Emir Timur Avrupa’yı Türk istilasından kurtarmıştı” demeyi de unutmamıştı. Ancak böyle popülistik laflarla safdil Türkleri aldatılabilirdi ancak. Bunu Kerimov daha sonra daha iyi anlamıştı. 1996 yılında Türkiye’de hükümet değişti. Bu yeni iktidar Salih’in Türkiye’ye tekrar dönmesine bir tepki göstermedi. Ancak Salih Türkiye-Özbekistan ilişkilerinin bozulmasına sebep olmaktan endişe ederek, bu ülkede açık siyasî faaliyette bulunmadı. Salih 1997 yılı Kasım ayına kadar İstanbul’da illegal hayat yaşadı. Kerimov’un Kasım ayında Türkiye’ye ziyaretini gerçekleştirmeden önce Türk hükümetini ‘Muhalifin yine İstanbul’da yaşamakta olduğunu kaba ve gayri diplomatik bir dil ile uyardı.
Türk Dışişleri Bakanlığı Salih’i ikinci defa memleketten çıkarmaya mecbur kalmıştı. Muhalif lider bu kez Bulgaristan’a gönderildi. Bu sürgün çok sürmedi, muhalif kısa zamanda tekrar gizli olarak Türkiye’ye giriş yaptı. Ama bu haberde Kerimov’un kulağına hemen gitmekte geç kalmamıştı. Kerimov tekrar Türk devletini Özbek rejimi muhalifine yardım etmekle suçladı ve Türk hükümeti bu sefer Salih’i “kırmamaya” dahi çalışmadan, havalimanına götürerek yurtdışı etmeye mecbur kalmışlardı.
M. Salihin eserlerini Türkiye Türkçe’sine çeviren Doç. Dr Şuayp Karakaş şöyle yazıyor: ‘’Muhammed Salih’i o Sovyet sosyalist düzeninde kendi kendini yetiştirmiş, Türkiye’yi görmüş, Avrupa ve Amerika’yı tanımış, İslâm dünyasını incelemiş, entelektüel tarafı çok güçlü olan, sadece Özbekistan’ın değil, bütün Türkistan’ın, Türk dünyasının geleceği üzerinde düşünen ve fikir üreten bir liderdir.
Türk dünyası için “Türk kuşağı” adını verdiği projenin sahibi olan tek liderdir. Bu bakımdan Ziya Gökalp’ten sonra, dünya Türklüğünün geleceğine dair sağlam temellere dayanan programın sahibi bir fikir adamıdır.
Muhammed Salih, her şeyden önce ülkesi Özbekistan’ı, bugün insanlığın yüz karası hâline gelmiş olan derebeylik idaresinden kurtarmak isteyen bir insandır. Ülkesinde kendisinden, adını bile anmak yasak olduğu için gizliden gizliye “o adam” diye bahsedilen, efsane hâline gelmiş bir liderdir.
Genç, zihin ve beden melekelerini kaybetmemiş sağlıklı bir lider. Sigara, içki ve ya kumar gibi hiçbir bağımlılığı bulunmayan bir lider. Kendisine güvenenleri hayal kırıklığına uğratmayacak kadar sabır, tahammül, sorumluluk ve irade sahibi gerçek bir lider gibi bir lider. İslâm Kerimov kendisine muhalefetten vaz geçip yanında yer alması karşılığında başbakanlığı dahi teklif ettiği hâlde, hürriyet davasından asla vaz geçmeyen idealist milliyetçidir, hürriyetçidir, adaletçidir, demokrattır. Bu özellikleri sebebiyle sadece Türk dünyasında değil, Deli Dumrul anlayışının hükümran olduğu bütün dünyada, özlemi çekilen bir siyaset ve fikir adamıdır’’....
Salih ‘Türk medeniyeti gayeleri ve özgür Türkistan’ hayali ile yetişmiş bir insandı. Ailesini Türkçe konuşmayı, Türkçe düşünmeyi öğrensin, diye Türkiye’ye getirmişti. Türk Dışişleri Bakanlığı bu garip tutkudan habersiz olduğundan Salih’i üçüncü kez (bu sefer Romanya’ya) çıkarttı. Çıkartılırken de Salih’in bir daha Türkiye’ye geri dönmemesi istendi. Kerimov’a Türkiye gibi müsamaha gösteren başka bir ülke yoktu. Bunun karşılığında Kerimov’dan hep ihanet gören Türkiye’den başka ülke de yoktu.
1999 yılı Şubat patlamaları. Bu provokasyon ''Rakipten kurtuluş” programı çerçevesinde yapılan en iğrenç hareketti. Bunun muhalefete karşı kullanılmak üzere yapıldığı patlamalardan hemen sonra, ertesi gün, açıkça malum oldu. Salih daha resmen suçlu olarak ilân edilmeden, onun kardeşi Abdureşid Beğcan, iki gün sonra ise ikinci kardeşi Kamil Beğcan tutuklandılar. İlginci, patlamalar gerçekleşmeden bir hafta öncesi Salih’in tüm akrabalarının KGB tarafından yakın takibe alınması idi. Bunun anlamı patlamalar meydana geldiği gün KGB tarafından tayin olunan, müstakbel suçluları da göz altına alınmıştı. Suçlu belli, hatta suçu da belli olduğu gibi, yazıya da dökülmüştü. Geriye yapılması gereken tek şey mahkemeydi.
Mahkemeden önce Salih’i bu cinayetleri işlemekle suçlayan uzun uzun makaleler yazıldı. Mahalle, okul ve fabrikalarda toplantılar yapılarak Muhammed Salih’in ne kadar vahşi bir katil olduğu anlatıldı. Okullarda çocuklara şanlı Özbek polisi tarafından yakalanarak adil yargıya iade edilişini tasvir eden resimler çizdirildi. Bu konuda kompozisyonlar yazdırıldı. Son olarak mahkeme gerçekleşti. Salih’i hayatında görmediği sahte şahitler suçladı ve karalama konusunda destek verdiler. Ve tabiî ki beklendiği gibi Salih bütün bu patlamaları organizatörü olarak suçlu bulundu.
Özbek basını bu olayı ‘geniş çapta dünyaya duyurmaya devam etti. Kabul etmek gerekir ki bu total propaganda bayağı tesirli oldu. Bilhassa, ERK Partisi ve onun liderini iyi tanımayan siyasî çevrelerde Özbek muhalefetine karşı, yukarıda da değindiğimiz gibi, suizan oluştu. Ancak hakikat eğilir ama kırılmazmış. ERK’e şüphe ile bakanlar şunu gördüler; radikalizmin kaynağı ERK değil, Kerimov’un rejimi imiş. Onun baskıcı siyaseti sonucunda Özbekistan da hakîki radikal güçler yalnız Özbekistan değil, belki de tüm Orta Asya istikrarını tehlike altında sokmuştur.
Milliyetçi Hareket Partisi lideri Alpaslan Türkeş’in ilginç teşebbüsü
Bu ilginç olayı çoğu insan bilmiyor, burada söylemekte yarar görüyorum: Alparslan Türkeş Muhammed Salihi Kerimov'la barıştırmak istiyor ve bu konuda yazdığı 18.07.1996 tarihli mektubu, Kerimov’a göndermeden önce, aynı gün Muhammed Salih’e postalıyor, görüşünü istiyor. O da mektuptan bir bölümünün çıkartılması şartıyla muvafakatini bildiriyor. Bu isteğe göre son şekli verilmiş olan mektubun 4 Ağustos 1996'da Özbekistan Büyükelçiliği kanalıyla Kerimov'a gönderiyor. Mektup özetle söyle:
"- Özbekistan ERK Partisi Genel Başkanı Sayın Muhammed Salih birkaç yıldan beri yurt dışında bulunmaktadır. Kendisi ile Türkiye’de ve Avrupa’da üç defa görüştüm. Evvela Zat-i alinizle Muhammed Salih arasında ne geçtiğini bilmiyorum. Fakat Zat'ınıza karşı daima hürmetkar bir lisan kullanmaktadır.
Büyük insanlar büyük ruhludurlar. Kendilerine karşı işlenen kusurları affederler. Özbekistan halkı için birlik ve beraberliğin önemli olduğunu takdir buyurursunuz. Lütfederek Muhammed Salih Beye dostluk elini uzatmanızı istirham ederim. Onun size yazmış olduğu bir mektubu ben ekli olarak Zat-i alinize takdim ediyorum. (Ancak, Türkeş Muhammed Salih’in bu mektubunu``uzlaşma ruhu zayıf`` diye Karimov’a göndermiyor). Lütufkar cevabinizi bekliyorum. Şahsen kendim Zat-i alinize derin hürmetlerimi ve selamlarımı sunuyorum."
Kerimov’un üç buçuk ay sonra buna verdiği uzun cevabin konuyu ilgilendiren kısmı da şöyle:
"...Daha çok kısa olan bağımsızlığımız süresince çok zor bir yolu kat'etmiş bulunuyoruz. Öyle insanlar oldu ki, bazıları bizim seçtiğimiz yol için savaştılar; bazıları bize güvenmediler; bazıları hata yaptılar; ama biz onların hiçbirini halkımızın düşmanı yerine koymuyoruz. Onlar kendi hatalarını anladıklarında hiç kimse onların Özbekistan’ın geleceği için çalışmasına mani olamayacaktır. Sayın Muhammet Salih konusunda ise o da diğerleri gibi aynı yolu izleyebilir. Ama bunun için önceden şartlar koşmanın doğru olmadığını düşünüyoruz. Her şey şartlar ve Devlette yüksek mertebeye sahip olma konusundaki davalar olmadan gerçekleşmelidir. Sayın Alpaslan Türkeş, her şeyin Özbekistan Cumhuriyeti Anayasası ve mevzuatlarına göre olması gerektiğini siz de çok iyi biliyorsunuz."
Altında kendi imzası olan bu satırlardan anlaşılmaktadır ki Kerimov, bu siyasi rakibinden kurtulmaktan başka bir şey düşünmemektedir...
* * * Kerimov onun başı için 18 milyon Kron dikti!
His head was awarded 18 million Krons (Norwegian) One of the most popular newspapers of Norway "Dagbladet" published an interview with Mukhammad Salikh and Bakhrom Muminakhunov, this last was the mediator between the Minister of Internal affairs of Uzbekistan Zakir Almatov and the intented killers of Salikh. The Article is called "His head estimated to 18 million kron ".
http://www.dagbladet.no/nyheter/2001/05/16/258086.html Hans hode er verdt 18 mill.
Fotoğrafta: Muhammed Salih (solda) Bahram Muminahunov ile Foto: BJШRN LANGSEM (Norveç Dagbladet gazetesi)
Salih'i öldür, 2 milyon doları al
Yenişafak, 13.5.2001
Özbekistan Cumhurbaşkanı İslam Kerimov'un Erk Demokratik Partisi Baskanı Muhammet Salih'e suikast teşebbüsünde bulunduğu ortaya çıktı. BBC radyosunun haberine göre Kerimov, Muhammet Salih'i öldürmeleri için Çeçenler'e 2 milyon dolar teklif etti. BBC'nin, suikast pazarlığına şahit olan Behram Muminahunov adlı bir kişinin ağzından aktardığı haber, Kerimov'un Norveç'te yaşayan Muhammed Salih'i öldürmeyi kafasına koyduğunun kanıtı niteliğinde.
"Burada bir siyasi lidere suikasta teşebbüsün şahidi olarak konuşacağım" diyen Behram'ın BBC'deki ifadeleri şöyle: "1999 Eylül ayında bir grup Çeçen işadamı Moskova'dan Taskent'e geldi. Grubun başkanı sürgündeki Muhammed Salih'i tanıdığını söylemişti. Bu görüşmeden sonra İçişleri Bakanı Zakir Almetov, Terörle Mücadele Koordinatörü Batir Dursunov ve Özbekistan İnterpol Müdürü Mahmud Haitov beni İçişleri Bakanlığı'na çağırarak bu kişilerle görüşmek istediklerini bildirdiler. Ben de bu görüşmeyi sağladım.
2 milyon dolar teklif etti
Dursunov ve Haitov Çeçenler'e, 2 milyon dolar karşılığında Muhammed Salih'i öldürme teklifinde bulundular. Biz bu tehlikeli girişim hakkında Muhammad Salih'i bilgilendirdik. Salih, teklifi kabul etmemizi rica etti. Amacı Kerimov rejiminin ne kadar mütecaviz bir rejim olduğunu su yüzüne çıkarmaktı.
Haitov ve benim aramda geçen telefon konuşmalarının en önemli bölümleri ve görüntülü deliller elimizde. Konuşmalarda Muhammed Salih'e suikast siparişi reddedilmez şekilde açıkça ifade ediliyor. Almetov, Dursunov ve Haitov, 25 Nisan 2001'da yerel saatle 8'de Devlet Başkanı İslam Kerimov'a suikastle ilgili bilgi verdi.
135 bin dolar ц dendi
Eylül 2000'de Çeçenler'e suikaste hazırlanmak amacıyla ile 135 bin Amerikan Doları nakit olarak verildi. Ödemenin tamamı Muhammed Salih öldürüldükten hemen sonra verilecekti.
Salih'in kellesi için verilen 2 milyon doların 1 milyonu Albay Tursunov ve Haitov arasında paylaşılacaktı. Özbek hükümetine Muhammed Salih'in Çeçenler'in elinde tutsak olduğunu kanıtlamak için biz, Salih'den birkaç hafta 'ortadan kaybolmasını' rica ettik. Akrabaları Salih'in kaybolduğunu ilan ettiler. Bu haber 23 Nisan'da yayınlandı. Buna inandılar ve 25 Nisan günü yukarıda da adını verdiğim üç kişi Kerimov tarafından kabul edildi. Çeçenler'e verilecek 1 milyon dolardan kalan kısmının (870 bin dolar) verilmesi için Almetov, muhalefet liderinin gerçekten öldürüldüğünü kanıtlayacak deliller, olay hakkında ERK Partisi'nin radyodan bildirisi ve bir de Salih'in bulunduğu devletin resmi mercileri tarafından olayın açıklanmasını istedi.
'Oyunu en tatlı yerinde bıraktık'
Tabii ki, bu talepleri yerine getirmek imkansızdı ve biz böylece bu tehlikeli oyunu en doruk noktasında durdurmak zorunda kaldık. Bu üç kişi 26 Nisan'da Moskova'ya geldiler ve bana, para konusunun bir an önce çözülmesini kendileri de istediğini ancak Salih'in öldürüldüğüne inanmadıklarını söylediler. Son isteklerini yerine getiremedik ve malesef oyunu "sohbetin" en sıcak noktasında kesmeye mecbur olduk. Ancak en önemlisi artık elimizde Kerimov rejiminin dehşetli yüzünü gösterebilecek bir delil var."
'Esas suikastçi olan Kerimov'un kendisi'
Halit Kakınç
Star, 13.5.2001
Önceki gün, Norveç'in başkenti Oslo'da ilginç bir olay yaşandı. Özbekistan'ın sürgündeki muhalefet lideri Muhammed Salih bir basın toplantısı yaptı. Bu toplantıda Bahram Muminahunov adlı biri kişi, kendisinin Muhammed Salih'i öldürmek üzere Cumhurbaşkanı İslam Kerimov tarafından görevlendirildiğini açıkladı.
Önce, açıklamanın tam metnine yer verelim:
'Ben, Bahram Muminahunov. 1958 doğumlu. Özbekistan vatandaşı. Burada bir siyasi lidere suikasta teşebbüsün şahidi olarak konuşacağım.
1999 Eylül ayında bir grup Çeçen işadamı, davetlim olarak Moskova'dan Taşkent'e gelmişti. Grubun başkanı Özbekistan'daki durumu değerlendiriken, söz gelimi sürgündeki Özbekistan muhalefeti lideri Muhammed Salih'i tanıdığını söylemişti.
Bu sohbetten sonra İçişleri Bakanı Zakir Almetov, Terörle Mücadele Koordinatörü Batır Tursunov ve Özbekistan İnterpolü Direktörü Mahmud Haitov, beni bakanlığa davet ederek Çeçenler'le görüşmek istediklerini bildirdiler. Ben de bu görüşmeyi sağladım.
Görüşmede Terörle Mücadele Koordinatörü Tursunov ve Özbek İnterpolü'nün Direktörü Haitov, Çeçenler'e 2 milyon dolar karşılığında Özbekistan Muhalefet Lideri Muhammed Salih'i öldürme teklifinde bulundular.
Biz, Çeçen arkadaşlarla bu tehlikeli girişim ve cinai teklif hakkında Muhammad Salih'e haber gönderdik. Muhammed Salih, Özbek yetkililerinin bu teklifini kabul etmemizi bizden rica etti. Yani böylece Kerimov rejiminin ne kadar mutecaviz bir rejim olduğunu su yüzüne çıkarmak istedi.
Bugün bu cinayet teşebbüsünü kanıtlamak için elimizde birçok delil mevcut. Bundan sonraki tüm açıklamalarım bu deliller esasında olacak.
Özbekistan İnterpolü Direktörü Haitov ile aramda geçen telefon konuşmalarının en önemli bölümleri elimizdedir. Bu konuşmalarda Özbekistan Muhalefet Lideri Muhammed Salih'e suikast siparişi, reddedilmez bir şekilde açıkca ifade edilmiştir.
25 Nisan 2001 yılında mahalli saat ile 8'de, Özbekistan İçişleri Bakanı Almetov, Terörle Mücadele Koordinatörü Albay Batir Tursunov ve Özbekistan İnterpolü Direktörü Mahmud Haitov, Kerimov tarafından rezidansında kabul edilmiş ve kendisine suikastin icrası konusunda bilgi verilmiştir.
2000 yılının Eylül ayında, Çeçen Grubu'na, suikastin hazırlanması amacı ile nakit 135 bin Amerikan Doları verilmiştir.
Ödemenin tamamı, Muhammed Salih öldürüldükten sonra verilecekti. Para konusu, benim Mahmud Haitov ile konuşmalarımın özünü teşkil ediyor. Ve bu konu benim sohbettaşlarımın dilindeki düğümü sonuna kadar çözmeme yaradı.
Çünkü anladığım kadarı ile Salih'in kellesi için verilecek toplam 2 milyon doların 1 milyonu, Albay Tursunov ile Haitov arasında paylaşılacaktı.
...Biz Muhammed Salih'ten birkaç hafta ortadan kaybolmasını rica ettik. Akrabaları da kaybolduğunu ilan ettiler. Bu haber 23 Nisan'da çıktı. Olay inandırıcı oldu. Söz konusu bu 3 kişi, 25 Nisan'da Kerimov tarafından kabul edildi.
Fakat, Çeçenler'e verilecek olan 1 milyon doların geri kalan kısmının (870 bin Dolar), verilebilmesi için, Bakan Ahmetov, öldürüldüğünü kanıtlayacak deliller... ERK tarafından radyo bildirisi ve resmi açıklama istedi.
Tabii, bu talepleri yerine getirmek mümkün değildi. Böylece bu tehlikeli oyunu en doruk noktasında durdurmak zorunda kaldık.
26 Nisan'da Tursunov, Haitov ve Özbekistan Gizli Servisi'nin Şef Yardımcısı Erkin, Moskova'ya gelerek evimde misafir oldular. İki gün kaldılar. Para konusunun çözülmesini kendilerinin de istediklerini, ancak infazın gerçekleştiğine inanmadıklarını dile getirdiler.
Onların bu isteiğini yerine getiremedik. Oyunu en sıcak noktasında kesmeye mecbur kaldık. Ama önemli olan, Kerimov Rejimi'nin dehşet yüzünü gösterebilecek güçlü delillere sahip olduk...'
Açıklama, bu kadar. Ben, 1994 Ocağı'nda Davos'taki Liderler Zirvesi'nde Demirel'in Kerimov'a, Türkiye'ye sığınan Muhammed Salih ile barışmasını önerdiğini hatırlıyorum.
Kerimov'un, bu öneriye, 'Süleyman Ağa... En iyisi, bize Salih'i iade edin' diye cevap verdiği de biliniyor. Bundan sonraki konuşmaların şöyle aktığı ileri sürülüyor.
Demirel: 'Ne yapacaksın?..
Kerimov: 'Öldüreceğim.'
Demirel, 'İslam... Sen bunu söylemedin... Ben de işitmedim' diyor ve masadan kalkıyor.
Bilinen şu ki, Kerimov, 1992 yılından bu yana muhalefetsiz ve doğal olarak Muhammed Salih'siz bir Özbekistan arzu ediyor. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden ERK'nın gücünü göstermesinden büyük rahatsızlık duyuyor.
Bütün sahtekarlıklara ve hilelere rağmen, ilk açıklanan sonuçlarda Muhammed Salih'in yüzde 33 oranda oy almış olması canını sıkıyor.
Bu can sıkıntısı, suikast girişimine kadar uzandı mı?..
Bilemem. Bildiğim şu ki bu dosya çok ama çok fena kokuyor.
27 Mayıs 2001'de Rusya'nın "TV senter" televizyon kanalından yayınlanan ("Nasha versıja : pod grıfom sekretno") "Top sekret, bizim versiyonumuz" programının tam metni
Postsovyet ülkelerinin siyasi hayatından alınmış kollajdan ibaret ilk görüntüler.
M. Markelov:
Merhaba, sizinle Mihail Markelov, "Top sekret" programının üçüncü kısmını sunuyorum. Yakında güneşli Özbekistan'ın devlet başkanı İslam Kerimov Rusya'ya dostluk ziyaretinde bulundu. Sovyetler Birliği çökmeden önce Özbekistan kiymetli pamuğu, güzel pilavı , "Pahtakor" (pamukchu) adli futbol takımı, Buhara'nın güzel halısı ve misafirseverliği ile meşhurdu. Cennetmekan bir ülkeydi Özbekistan. Bunun dışında Özbekistan bu karmaşık mintakada bizim için stratejik önem taşıyan ülkeydi.
1991 yılında, Belovejskaya pushca'daki kısa ziyafetten sonra Sovetler Birliği daşıldı. Eski Sovyet Cumhuriyetlerinde ard arda seçimler başladı. Özbekistan'da seçimleri İslam Kerimov kazandı. Bu programımıza konu olan olay ilk bakışta gerçek dışı görünebilir. Fakat bu bir gerçektir. Olay kahramanları real insanlardır. Size bugün Özbekistan'da siyasi rejimın muhalefetle mücadele üslubunu anlatmak istiyoruz. Önce muhalefetle mğcadeleyi diğer ğlkelerde nasıl yapıldığına bir göz atalım:
M. Markelov Beyaz Rusya, Ukrayna, Moldavya, Azerbaycan, Ermenistan ve Gurcistan'da muhalefet ve iktidar arasındakı mücadele konusuna kısa temas ederken, ekrandan konuya ait görüntüler çok kısa bir şekilde geçiyor.
M.Markelov:
Ve nihayaet , Orta Asya.
En dışa kapalı esrarengiz ülkeler burada Türkmenbaşı'nın yönetmekte olduğu Türmenistan ve İslam Kerimov'un yönetiği Özbekistan'dır. Bu iki ülkede muhalefat partileri kanunla yasaklanmıştır. Mesela Türkmenistan'daki yoneticiler Niyazav'a karşı her hangi muhalefetin varlığını AGIT gibi teşkilat bile duymadığını onurla dile getiruyorlar. Özbekistan'da durum daha karmaşık ve daha ciddi. Devlet Başkanı Kerimov'a karşı muhalefet siyasi sğrgünde, yani yurtdışındadır. Kerimov ve onun çevresi için en tehlikeli sayılan muhlefet lideri Muhammed Salih halen Norveç'te kalyor ve mücadelesini devam ettiruyor.
Ekranda Muhammed Salih konuşuyor: Ben 1993'un Nisan'ında yönetim baskısı sonucu Özbekistan'ı terk ettim. Daha doğrusu hayatım tehlike altındaydı, İç İşleri Bakanlığından güvenirli kaynaktan uyardılar. Özbekistan Devlet Başkanı Kerimov benden kurtulmanın yollarını ciddi bir şekilde aradığını söylediler.
Ben Nisan 1993'de Özbekistan'ı terk ettim.
Ekrana 1980 yıllarının sonu tesvirlenen fotograf geliyor, fotoğrafta M.Salih ve arkadaslari bir mitingde olduğu gözüküyor.
M.Markelov konuşuyor:
Şubat 1990'da şair ve aydın Muhammed Salih "ERK" (Svoboda) partisini kuruyor. "ERK" Sovyet döneminde inşa edilen ilk milli parti olmuştu.
Bir yıl sonra, Aralık 1991'de Cumhurbaskanlığı seçimlerinde Salih rakıp sıfatında halen Cumhurbaşkanı olan Kerimov'un karşısına çıkıyor. Bu olay Orta Asya devletleri için olağandışıydı, cünkü diğer Cumhiriyet liderlerinin karşısında hiç rakip yoktu.
Salih seçimleri kaybediyor, ama Kerimov seçimden sonra heyecanlanmaya başlıyor. Kısa bir zaman içinde Kerimov "ERK" partisi faaliyetini yasaklıyor. Partinin bazı elemanları tutuklanıp hapse atılıyor.
Muhammed Salih 1993'de ülkesini terk ediyor.
Kerimov bu yıllar içinde ülkede çok partili bir siyasi sistem görüntüsü vermek için kendi kukla partilerini kuruyorç Bu beş siyasi parti sadece adları ile birbirinden fark edip, aslında hepsi Kerimov'un siyasetini destekliyorlar.
Kısacası, 90 yılların ortasında Özbekistan'da demokrat , "yumşak aydınlar"ın yerini İslami militanlar doldureveriyor.
Fergane vadisi onların yuvasıdır.
Siyasi muhalefet yeraltında faaliyete geçiyor.
Muhammed Salih İstanbul'da iken eski dostu Zelimhan Yandarbiyev'le görüşüyor, bu vesile ile Özbekistan İslami hareketi lideri Tahir Yoldaşev'le de tanısıyor. (Ekranda M. Salih ve Z. Yandarbiyev görüşmesinden kısa görüntüler, 1998 yıl cekımı) Bir kaç yıl sonra Salih'in Yoldaşev'le çekilmiş resmi Kerimov tarfından 13 milyion dolar karşılığında ele geçiriliyor ve bu fotoğraf Salih'in ektremistlerle birliğinin kanıtı sıfatında Mahkemede kullanılıyor.
Ekranda Muhammed Salih:
Yoldaşev sadece benimle değil, muhalefetin diğer temsilcileriyle de görüşmüştür. Onların da Yoldaşev'le cekilmiş fotoğrafları var.
Kerimov'da bana karşı bu fotograftan başka hiç bir "delil" yok.
Ancak sizin Ben Laden gibi meşhür teröristlerden de partiniz için yardım aldığınızı iddia ediliyor. Siz Ben Laden'le tanışıyormusunuz?
Muhammed Salih (gülerek):
Hayır, böyle bir imkan olmadı. Bu bir palavradır. Bu palavraya Kerimov'un kendisi bile inanmıyor. Bu masalı uydurdular, kimse buna inanmaz.
Ekranda Afganistan'da askeri mevzilerin görüntüleri geliyor:
M. Markelov konuşyor:
"Özbekisrtan İslami Hareketi" Amerika Birleşik Devletleri tarafından terörist teşkilat olarak tanımlanmıştır.
Hareketin merkezi Afganistan'ın Kandagar şehrinde. Muhamed Salih'in İstanbul'da Yoldasev'la buluşmasına "teröristlerin buluşması" diyor Özbek makamları. (Ekrana Salih'in Yandarbiyev'le görüşmesinden yeni görüntüler geliyor). Ancak Salih, Kerimov rejimi ile mücadelesinde İslami Hareketin üslubunu tavsip etmiyor. Aynı zamanda Kerimov Tirkiye'den Salih'in iadesini israrlı bir şekilde istemeye devam ediyor.
Ekranda Muhammed Salih: ( İstanbul, 1998'da çekilmiş band görüntüleri):
Mücadelenin iki yolu mevcuttur, biri silahli, ikkincisi de siyasi mücadele. Biz birincisini tercih ettik. Şayet, gün gelir ve biz mücadelenin daha sert üslupları hakkında konuşmaya başlarsak, bundan biz değil, Kerimov rejimi sorumlu olacaktır.
Ekranda Şubat 1999'da Taşkent'te yaşanan patlama olayı.
M. Markelov: 1999'da Taşkent'te bombalar patladı. Masum insanlar can verdi, hükümet üyelerinden kimse yaralanmadı. Kerimovö daha soruşturma başlamadan önce bu olayın arkasında İslamcılar ve Muhammed Salih'in olduğunu açıkladı. Muhammed Salih Özbek yönetimi tarafından terörizm, milli, ırki ve dini ayrımcılık , iktıdarı zorla ele geçirmeye teşebbüs ve Cumhurbaşkanı hayatına suikastta bulunmakla suçlanıyor. İnterpol'un Özbek şübesi Salih'i kırmızı bültenle aramaya koyuluyor.
1994'de Türkiye Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel beni Kerimov'la barıştırmak istemişti. Ben razı oldum. Demirel gerçekten de Kerimov'a barış önerisi yapıyor, Kerimov ise ona: " Süleymen Ağa en iyisi Salih'i bize iade edin" diye karşılık veriyor.
Süleyman Demirel "iade etsek ne yapacaksın?" diye sorduğunda, Kerimov çok kısa ve net bir şekilde "Öldüreceğim" , diye cevap veriyor.
Ekranda M. Markelov, konuºuyor:
Yıl 2000, bir Özbek işadamı, İçişleri Bakanlığı eski memurlarından Bahram Muminahunov , pamuk ticaretiyle ilgilenen bir Çeçen grubu ile Moskova'dan Taşkent'e geliyor. Onları davet eden Bahram' la Emniyet birimlerinde birlikte çalışan eski dostları, Özbekistan Milli Güvenlik Hizmeti (KGB) ve İnterpol'un Özbekitan Bölümünde "sohbet" ediyorlar.
Bahram'la ortak çalışan Çeçen grubu meğer bir zamanlar Ukrayna Başbakanı Lazrenko ile de çalışmış bir gurubmuş. Onlardan birisi Muhammed Salih'i da tanıyormuş. Böylece Özbekistan Gizli Servisi bu grupla görüşmek ister ve Bahram'dan bu görüşmeyi sağlamasını taleb eder.
Bahram Muminahunov o anda kendisinin nasıl bir tehlikeli oyuna alet olacağını bilmiyor. Heralukarde Bahram Özbek Gizli Servisinin "rica"sını yerine getiriyor.
Ekranda Bahram Muminahunov , Program sunucusu Markelov soru soruyor:
Siz Özbekistan'a getiren arkadaºlar kimlerdi?
Muminahunov cevap veriyor: Bu arkadaşlar Çeçenler, normal insanlardır, Muhammed Salih'i da tanıyorlarmış, kısacası bu arkadaşlar bana dediler ki, "biliyormusun bize, para karşılığında Muhammed Salih'i öldürmemizi teklif ettiler, bu konuda sen ne düşünüyorsun?"
Ben "ne diyebilirim ki, karar sizin , onu siz verin, ..", dedim onlara.
Çeçenler Moskov'ya gittikten sonra beni Özbekistan Gizli Servisi ve içişleri Bakanlığının üst düzey subayları çagırdılar ve aynen şöyle dediler:
"Biliyorsun, problemlar var , o (Muhammed Salih) Özbekistan için bir numralı terörist, Özbekistan'daki patlamaları da o düzenledi, o bir vahabidir, sen Çeçenleri iyi tanıyorsun, sana - Özbekistan vatandaşına, bu görevi veriyoruz, sen bunun üstesinden geleceksin.
Program sunucusu soruyor:
Nasıl yani?..
Yani adamı ortadan kaldırmak meselesinde iki taraf arasında aracı olmak, para ve ödeme şekilleri...
Sunucu:
Yanlış anlamadı isem, size Çeçenler ve suikasdi sipariş edenler arasında vasıtacı olma görevi verildi, değil mi?
Evet, bu arada bir kaç ay geçti, para konusunda anlaşamadılar, Çeçenler 2 milyon talep ettiler, bunlar 600 bin vereceğiz dediler, sonunda 1 milyona anlaşdılar sanki, bu miktar benim hususi hesabıma yatırılacak ve onlar.. görevini yerine gaetirecekti.
Özür dilerim, hesap sizin ve para sizin adınıza yatırılacaktı, burda Moskova'da mı?
Nerede olması onemli değildi. Paranın bizim tarafımızdan, yani Özbekler tarafından ödenme garantısı olması kafi idi.
Siz bu işde Devlet Başkanı Kerimov takımının direkt menfaatini görüyor musunuz?
Tabi, çünkü İçişleri Bakanı, Milli Güvenlik Servisi hiç biri kendi başına böyle bir teşebbüse kalkışamazdı.
Şüphesiz, bu bir direktiftir, onlar bunun gibi teklifi tepeye tavsiye etmeye bile cesaret edemezler. Onlar kendi başına bu gibi meseleleri cözemezler.
Böylece, siparış kabul ediliyor. Muminahunov da kenisinin nasıl bir macaraya sürüklendiğini anlamaya başlıyor. O korkuyor ve kimden imdat ummak lazım, bilemiyor. Rus Gizli Servisine söylesin mi, ama kimseyi tanımıyor. Muhammed Salih'i da tanımıyor, ne yapsın? Bahram suikasdi siparış eden tarafa Salih'in öldürüldüğünü bildiriyor. Bahran böylece tehlikeli oyundan sıyrılmayı düşünuyor, belki bu zaman içinde yurt dışına cıkıp, başka bir ülkede gizlenmek mümkin olur, diye düşünüyor. Ancak Rusya'dan cıkmak nasip olmuyor, ve Bahram bizim studyoya geliyor. Burada tüm bu fantastik olyı bir bir anlatıyor.
Bu arada Çeçenler, Özbekistan Gizli Servisi ve Interpol bölümünden bir miktar para alıyorlar, ama aynı zamanda Muhammed Salih'le bağlanarak, onu bu tehlikeden haberdar ediyorlar.
Muhammed Salih Çeçenlerin ricası ile uluslararası bir radiodan kendisinin kaybolduğu haberini sizdiriyor. Interpolun Özbekistan bölümü Salih'in cesedini aramaya koyuluyor. Salih'in öldüğü hakkında haber yıldırım hiziyle dağılıyor ve anında Taşkent'in en yüksek makamına rapor ediliyor.
Ekranda Muhammed Salih. Sunucu Salih'ten soruyor:
Siz bir kaç güne kayboldunuz, değil mi?
Muhammed Salih:
Çeçenler benden bir kaç güne kaybolmamı rica ettiler. Bunu yapmadan hükümetin maksadını su yüzüne cıkarmak imkansızdi. Bu kolay olmadı. Oyunu tüm kurallarına uygun olarak oynamak zorundaydım, gerçeği kimse bilmiyordu, benim kaybolduğuma her kes inanmişti, bir kaç gün sonra ben eve, hanıma bildire bildim ancak..
Neden bunlar lazım oldu, delil elde etmek için mi?
Salih:
Evet, sadece delil elde etmek için. Kerimov'un beni öldürmek isteği çok eskiden beri devam ediyordu..
Ekranda sunucu M.Markelov:
Ben Interpolun Özbek bölümü siyasi suikast operasyonunu kordine eden teşkilat derlerse hiç inanmazdım.
İnananmak mumkin değil, ama inanacaksın çünkü bu bir gerçektir. Biz Özbek Interpoluna şu mektubu yolladık (elindeki mektubu okuyor):
"Top sekret Programı gizli kaymaklardan bir haber almıştır, haberde ERK Partisi lideri Muhammed Salih'in fiziken yok edildiği bildiriliyor.
Bizim aldığımızmiz habere göre Salih bir Avrupa ülkesinde öldürülmüştür. Malumunuz, Özbekistan Cumhurbaşkanına yapılan suikasttan sonra sayın Salih terörist eylemlerde bulunmakla suçlanmıştı. Aldığımız habere göre, Sayın Salih'i cismanen ortadan kaldırma görevi bir Çeçen cinai grubuna verilmiştir.
Sizden Salih'in sahsına ait ve onun Avrupa'daki bağlantıları hakkında bilgi vermenizi rica ederiz... "
Bizim bu mektubumuza cevap gelmedi. Şimdi siz iki telefon konuşmasını dinliyeceksiniz, her ikisi de Interpolun Özbek bölümü Direktörü Mahmud Haitov ve Bahram Muminahunov arasında geçiyor. Bu fevkaleda ilginç konuşmanın ilkinde konu - para olacak, yani sipariş ödemesi. Ikinci konuşmada Interpol Direktörü iş adamı Muminahunov'dan Salih'in gerçekten öldüğüne kanıt ve delil istiyor. Konuşmada Interpol Direktörü Haitov bir "DÖKUMAN" i dile getiriyor. "DÖKUMAN" kelimesi altında CESED düşünülmektedir. Muhalafaet lideri Muhammed Salih'in cesedi tabi.
Ekranda B. Muminahinov telefonda konuºuyor:
Muminahuinov:
‘' Onlar para konusunda tatmin olmuyorlar. Onlar takriben üc yüz elli bin .."
Telefondan Haitov'un sesi:
"Evet.."
Muminahunov:
...nakit lazim olacak.."
Haitov'un sesi:
"..Moskova'da, oylemi?..
"Evet, Moskova'da.. kalan kısmı hesaba"
"Tamam, problem değil, sen onları rahatlat, ben şimdi şefe gidiyorum, saat beşte, ben ona.. yani buldular, degil mi?.. demek.. beş yüz bin nakit da verebiliriz.
"Beş yüz bin nakit mı?
Evet, prensipte bizim için fark etmez..
Muminahuunov'un sesi:
Tamam, ben anladım..
Dokuman bulundu degil mi?
Evet..
Iyi, en onemlisi onun bulunması...
Ekranda Muminahunov ve Haitov konuşmasının ikinci epizodu:
Haitov'un sesi: Ben sana DÖKUMAN derken İNSANdan bahsediyorum, anlıyor musun?
Ben anlıyorum...
Ben bize bir dökuman gelsin demiyorum ki? Olay yerine giderken, görevli memurlar gidiyor değil mi?..
Evet...
Görevliler şahısın kimliğini tespit ediyorlar, değil mi? Bizde milisler, onlarda polis..
Eksperden geçiriyorlar.. şimdi bu Dökuman yattığı yerde ebdiyen yatmıyacak ya? Onu.. şimdi.. sahiblerine iade edecekler eninde sonunda, değil mi?.., Yani sahibleri onu kasaya.. gömsünler diye..."
Ekranda Moskova'daki "Radisson" oteli, otelin muhteşem foyesi, koridorlari..
Sunucu Markelov'un görüntü arkasından sesi geliyor:
Kerimov'un Moskova seferi öncesi Özbekistan Gizli Servisi ve Interpolun Özbek iübesi şeflerinin Moskova'ya geldiği ve gördüğünüz "Radisson- Slavyanskaya" otelinde kaldıklarını biliyoruz, elimizde tüm kanıtlar mevcut. Bu otelde onlar suikasda "aracı" olan Muminahunov'la görüşerek, para konusunu muhakeme ediyorlar. Para verilmiyor, cünkü Muminahunov da Salih'in gerçekten öldüğünü ispat edemiyor.
Ancak Özbek Interpolcuları ağzından muhalefet liderinin ortadan kaldırıldığı hakkında haber çoktan Cumhurbaşkani Kerimov'un kulağına yetmişti.
Çocuklar biraz acele etmişlerdi..
Ekramda Muhammede Salih:
"Islam Kerimov olayı baştan sona kadar takip ediyordu. Yani bu iş, devlet seviyesinde pılanlanan bir aksiyondu, her kes en yüksek makamdan Interpol direktörüne kadar oyunun içine çekilmişti.
Suncu:
Neden Çeçenler size geldi de bu olayi ifşa ettiler, neden siparışı becermediler?
Bu gruptan bana telefon ederek olaydan haberdar eden arkadaş ben 1998 yılında Moskova'ya gittiğimde benim bodygardlarimdan biri idi..
. ..Yani bir zamanlar sizi koruyan insanlara sizi öldürme görevini vermişlerdi, öyle mi?
M. Salih:
Evet, bu bir tesadüftü.
Ekranda sunucu Mihail Markeloiv:
Ben buradan Muhammed Salih'i iyi ya da kötü demek istemiyorum, Salih İslamcimi ya da dünyevi bir şair, aydın bir insan, yada ömrünü Özbekistan'daki iktidar kavgasına adamış biri mi, bunu da tartışmıyorum. Burada konu Özbekistan Gizli servisinin bir siyasi suikast teşebbüsünde bulunduğu konusudur. Belki Cumhurbaşkani Kerimov hiç bir şey bilmiyordur. Belki, o Gizli servis ve Interpol'dan muhalefet lideri Salihi bir az teftiş etmesini rica etmiş olabilir, onlar ise ilhamlanarak liderin başıdan bir kaç sac yerine kelleyi koparmak istemiş da olabilirler. Doğu - esrarengiz bir dünya, özellikle postsovyet Doğusu..
Ancak, Kerimov'un çevresi beğemediği insanlari yok etme meyllerini ilk defa görnüyoruz.
Bir kaç yıl önce Belorusya (Beyaz Rusya) Cumhurbaşkani bana her kese örnek olmaya değer bir olayı anlatmıştı.
Bu band 4 yıldır benim arşivimda yatıyordu. Böyle bir olayın olduğuna supeleniyorduk , şimdi şupheye yer kalmadı.
Ekranda Beyaz Rusya Cumhurbaşkani Aleksandr Lukashenko makamında Masrkelov'la mulakat ediyor:
Beyaz Rusya Cumhurbaşkani:
Kerimov bana bir olayı anlattı, kendisini bir gazeteci tenkid etmiş, hatırlamıyorum, gazeteci Moskovali galiba. Kısacası bu gazeteci Kerimov'a karşı hucum etmiş, Kerimov , "biz bu gazeteciyi Moskova'da yakaladık ve Taşkent'te gömdük" dedi, öyle işte!!
Sunucu Markelov:
Salih'in öldürülmediği acıklandıktan sonra Özbekistan'da kadro değişimi bağladı.
İlk olarak Salih'e karşı suikasdi organize edenlerden biri Interpol Direktörü Mahmud Haitov darbe aldı. 10 Mayis günğ onu görevden aldılar.
Biz Özbekistan Interpolu'na telefon ettik ve Mahmud Haitov'u sorduk. Bize biyle soyadli bir şahsin bu teşkilatta tanımadıklarını söylediler.
Evet, insan yok, problem de yoktur.
Interpol'un eski Direktörü kayboldu, nerede olduğunu kimsecik bilmiyor.
Eğer iş böyle devam ederse , Özbekistn Gizli Servisi başkani veİçişleri Bakanı da mutlaka ceza alacaktır.
Bu maceramıza nokta koymuyoruz.
Biz karşı tarafın da görüşlerini almak isterdik, ama Özbekistan makamlarından hiç kimse konuşmak istepini bildirmedi.
Buna rağmen, konuya ilgi gösteren her hangi taraf için bizim kapımız acıktır..
Biz araştırmaya devam edeceğiz.
Biz Özbekistan'da, muhalefet lideri Muhammed Salih'le ilgili olaylar nasıl gelişeceğini dikkatle takip edeceğiz.
Sizinle Markelov beraber oldu, gelecek pazara kadar hoshca kalin
Bitti
Titrler:
Avtor
Mihail Markelov
Rejisör
Aleksey kolesnikov
Resijör yard.
Andrey Tarasenko
Operatör
Dimitriy Novoselov
Montaj rejisöri
Aleksey Markin
Stüdyo operatörü
Aleksandr Jukovskiy
Renk ressemi
Aleksandr Semiçev
Ses rejisörü
Marina Şiryaeva
Enformasyon grup
Yuliya Şedrova
Anatoliy Süleymanov
Redaktör
Tatyana Salomadina
Genel redaktör
Olga Melniçemko
İcra Direktörü
Aleksey Dronov
Program direktörü